So Ji Sub 5. Bölüm: Askerlik Sonrası

Askerlik dönüşü

So Ji Sub, Misa ile tavan yapan şöhretinden sonra vatani görevini yapmak üzere 2005 yılında askere gider. İki yıl boyunca askerliğini yapacağı yer Mapo Bölge Ofisi’dir ve Dream Team çekimlerinde sakatladığı omuzu nedeniyle memur olarak çalışacaktır. Vatani görevine başlayacağı 28 Şubat günü hayranları onu yalnız bırakmaz, son bir defa daha görmek için soğuk havaya aldırış etmeden ona veda edip, Ji Sub’u  sevgiye boğarlar. Yalnız Ji Sub o gün pek bir şuursuzdur,  giydiği kıyafetlere bakarak bile bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz 🙂

Aslında bu fotoğrafı karizması çizilmesin diye buraya eklemeyecektim ama o gün ki ruh halini bu fotoğraflardan daha iyi başka hiçbir şey belgeleyemez 🙂 Tamam! caanım saçını sıfıra vurdurmak zorunda kaldın ki gayet normal bir durum, hatta o saçla kendini aynada yadırgar hale geldin… de… giydiğin kıyafetlerin bunda suçu ne! Nerde o canııım mavi suitin, nerde  bu kot gömlek üzerine deri ceket! Takım elbise giy öyle git demiyorum tabi ki ama göz var nizam var. Yoksa askere gidiyorsun diye sponsorların elbiselerini geri mi aldı. Ama bu bile bahane olamaz çünkü sırf kot gömleği giyebilirdin ceket olmadan, yada sırf ceketi giyebilirdin gömlek olmadan 😀 . Ama o ikisi üst üste senin üstünde nasıl konumlandı hala anlamış değilim. Erkek olmadığım için askerlik psikolojisini bilemem tabi, hele ki Kore’deki gibi 2 koca yıl askerliği hayal bile edemem. Zaten o gün sende bir haller olduğunu ve şapşala döndüğünü sen bile sonradan yazdığın bir mektupla itiraf ettin, o yüzden hiç bu laflarıma kırılma emi 😉 Gelelim o mektuba;

“Öncelikle hepinize selamlar (a.s. :D) Nasılsınız, ben So Ji Sub. Öncelikle bugün geldiğim noktayı sizin sevginize borçlu olduğumu söylememe izin verin. İlk defa sizinle böyle bir ortamda görüşüyorum (mektuplaşmayı kastediyor). Kariyerime adım attığım günden bugüne neredeyse 10 yıl geçti.  Bu noktaya gelmemi kendi çabamdan daha çok sizin bana olan sevginiz sayesinde olduğunu düşünüyorum.  Beni ve aktörlüğümdeki gelişmeleri hiç vazgeçmeksizin takip edişiniz olmasa, sizin varlığınız olmasa, bugün So Ji Sub bir varlık gösteremezdi. Hepinize müteşekkirim.  Şuan kalbimden geçenleri söylemek, benim gibi konuşma özürlü ( 😀 ) biri için oldukça zor açıkçası. Vedalaştığımız günü düşününce, üzüntü duyduğum bir çok olay hatırıma geliyor ne yazık ki. Farkında olmadan, o an bana yaklaşmaya çalışan insanlara hayalet gibi davrandım, beni görmek için geldiniz ama benden bir karşılık göremeden geri döndünüz.  Ben (askerlik nedeniyle) aranızdan ayrılıyordum ve beni görmeye gelmiştiniz, beni görebilmeniz için çok kısıtlı  bir süreniz olmasına rağmen, ben nazikçe bir hoşçakal demeden ayrılıyordum yanınızdan (Valla aynı şeyi bana yapsaydın saçını başını yolardım yeminlen 😀 ). Yüzlerinizde acımı hissettiğinizi görmek, üzerimdeki yükü hafifletiyordu.  İleride her anı, her detayı kesinlikle unutmayacağım, böylelikle bunun gibi bir daha aynı pişmanlığı yaşamayacağım.  Her ne olursa olsun, en kötü durumda bile, sevgi dolu kalpleriniz karşılığında benden yalnızca gülümseme görecek. Tüm bu soğuk karşılamalarıma maruz kalan ama öfkelenmek şöyle dursun bana yine de en sıcak bakışını veren sizlere, nasıl teşekkür ederim bilemiyorum.  İşte bu yüzden, hiç değilse sizinle daha yakınlaştığım şuanda, bana kendimi daha iyi ifade etmemde şans tanıdığınız için hiç değilse buradan teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Soğuk havaya rağmen hepiniz karşımdaydınız ve bulunduğunuz yeri aydınlatıyorsunuz, gerçekten harikasınız. Mümkün olsa da, keşke her birinizle ayrı ayrı ilgilenebilsem. Bir süre için bugün ki gibi sizinle uzun uzun görüşemeyeceğiz. Eğer bu süreyi gözümüzde devleştirirsek, zaman hiç akmayacak gibi gelecektir. Ama inanıyorum ki yalnız değilim, hep yanımda olacaksınız, sırf bu düşünce bile sizden uzakta geçireceğim zamanı atlatmamı sağlayacaktır.  Siz de tekrar görüşeceğimiz o güne kadar sağlıcakla kalın ve So Ji Sub’u unutmayıp kalbinizde taşımaya devam edin. Nereye gidersem gideyim, ne yaparsam yapayım, hep sizi düşünerek elimden gelenin en iyisini yapacağım. O yüzden tekrar karşınıza çıktığımda, daha iyi bir So Ji Sub göreceksiniz.

Teşekkür ederim, sizi seviyorum.”

 Şu mektuba bakar mısınız, gel de bayılma, az konuşuyor ama öz konuşuyor oppam. Sinirimde geçti zaten 😀

Bu mektuptan sonra, daha iyi bir jisub olacağına dair verdiği sözünü tutar, kapalı kutu gibi olan imajını hayranlarına yaptığı çeşitli jestlerle yıkar.  Askerliğinin 2. senesinde “Dream” adlı ilk lirik foto albümü çıkar.  Ünlülerin foto albümlerinin çıkması olağan tabi ama Ji Sub her foto için kişisel notlar düşmüştür bu albüme ( Başka bir yazımda daha ayrıntılı bir şekilde bu foto albüme yer vereceğim). (1)

Yine 2006 yılında hayranları ona merak ettikleri konular hakkında çeşitli sorular hazırlayıp gönderirler, 30. yaş gününde -ki bize göre 29. yaş günü ama Koreliler anne karnında geçen süreyi de 1 yaş sayıyorlar-  hazırladığı bir video ile bunların bir kaçına cevap verir.

Sonrasında kendi seçtiği 100 soruya tek tek çevap vererek ikinci bir jest daha yapar(2).

Bildiğiniz üzere Kore’de askerlik kesintisiz 2 yıl sürüyor, özellikle askerliğin son 100 günü bizdeki gibi şafak saymaya başlıyorlar. Bununla birlikte askerde bir sevgiliniz varsa, son 100 gün boyunca her gün ona bir mektup yazmak sevgililiğin şanından sayılıyor(bknz: Dating Now dizisi 🙂 ). İşte “jisubaddicts” hayran kulübü de bu fırsatı kaçırmayıp 18 Ocak-27 Nisan 2007 tarihleri arasında JiSub için 100 Mektup Projesi hazırlamayı ihmal etmez(akıllı bıdıklar, aferin onlara 😀 )(3).

27 Nisan günü gelip çattığında, Ji Sub’um yeşil sahalara geri döner, bu sefer üstüne başına dikkat etmiştir çok şükür 😀 Tezkeresini aldığı gün kapıda 1200’e yakın hayran kitlesi ve çeşitli ülkelerden 100’e yakın basın mensubu onu karşılar. Hayranları Ji Sub’u unutmamıştır, sanki hiç ayrılmamışçasına ona olan ilgileri de kaybolmamıştır.  Yine bız gibi soğuk bir günde onu saat 3’ten 9’a kadar sabırla beklerler. Saat 9.12’de Ji Sub görünür artık, ufak bir kız çocuğundan bir çiçek demetini kapar ve bu defa kendisine gösterilen ilgiyi karşılıksız bırakmaz(4)(5)

 

Askerden Dönüş

Döndükten sonra BOF kanalıyla hayranlarına gönderdiği  ilk mesajı

Ji Sub 2007 yılında askerliğini bitirmesine rağmen, tekrar dizlerde gözükmesi 2009 yılında olur. O arada çeşitli film ve etkinlerin içinde yer alır. Askerlik sonrası ilk katıldığı etkinlik ise Mayıs 2007’deki “Good Neighbors Outing with 6 Children”dır. Fakir hatta kimisinin de hasta ve bakıma muhtaç olduğu çocuklara yardımı amaçlayan etkinlik olumlu etki bırakır ve gereken yardım toplanır. Diğer taraftan Ji Sub’un başka bir yüzünü daha gösterir bizlere(6).

2008 yılına geldiğimiz de Ji Sub ilk kez bir single çıkarır, ilk kez 4 bölümlük mini bir dizi çeker, ilk kez bir Japon filminde yer alır, ilk kez bir filmde oynamak için kendi ücretinden feragat eder hatta filmin bütçesine kendisi de destek verir.

İlk Single “Lonely Life”

Bir önceki yazımda  Ji Sub’un müzik aşkına yer vermiştim ama burada bir kez daha klibi yayınlamakta sakınca görmüyorum, maksat kulağımızın pası silinsin 🙂

Mini Dizi “U Turn” (OCN, Mart 2008)


 Ben bu mini diziye bayılmıştım, başrollerde Ji Sub ile One Fine Day dizisinden tanıdığımız Lee Yeon Hee var. Aslında bir araba reklamı ama böyle reklama can kurban, hiç sıkılmadan merakla izledim. Her bölüm yaklaşık 5 dakika ve youtube’dan bu diziye rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Ha yok ben bilgisayarıma indircem diyorsanız, şu adresten diziye ulaşabilirsiniz.

Dizinin konusu kısaca şöyle; Ji Sub bir müzik prodüktörüdür. İşten eve dönerken arabasıyla bir şeye çarptığını sanıp oracıkta durur. Her yere iyice bakar ama yolda bir şeye çarptığına dair hiçbir iz bulamaz. Eve dönüp bagajını açtığında ise Yeon Hee’yi kıvrılmış yatarken bulur (benim niye aklıma gelmedi ki bu fikir 😀 ) Eve getirir kızı, bi güzel sorguya çeker  “Senin ne işin vardı benim arabamda, nerden çıktın?” diye. Babası ve erkek kardeşi kızla olan tek taraflı kavgayı görünce, Ji Sub’u bir haltlar karıştırdı sanarlar 🙂  hatta babası “oğlum çok yalnızlık çekiyorsun sanırım, bu herkesin başına gelir insanlık hali, uygunsuz da olsa bu kızı madem eve getirmeye karar verdin, biz de senin kararına saygı duyarız”  gibi bir laf eder, Ji Sub dellenir tabi “ben bişi yapmadım ki “diye 😀 Gülmekten öldüm ben zaten o an. Bir de bir karakol sahnesi var “sen acıktın mı, ben çok acıktım” dediği yerde, valla Ji Sub’u peluş oyuncak gibi sıkasım geldi, o kadar  tatlıydı 😀 neyse daha fazla anlatmayayım, kendinizi izleyip görün 😀

1.Bölüm Tr altyazılı,   İngilizce Altyazılı – Youtube

2.Bölüm Tr altyazılı, İngilizce Altyazılı – Youtube

3.Bölüm Tr altyazılı,   İngilizce Altyazılı – Youtube

4.Bölüm Tr altyazılı,   İngilizce Altyazılı – Youtube

Gegege no Kitaro: Kitaro and the Millennium Curse (Temmuz, 2008)

Kitaro Mizuki Shigeru’nun 59-69 yılları boyunca hazırladığı bir manganın karakteri, neredeyse 3 nesilli kapsayan bir hayran kitlesi olan bu manga üzerine bir çok çizgi film (cartoon) ve anime üretilmiş. Hatta Playstation oyunları bile var. İlk live-action ise 2007’de Katsuhide Motoki tarafından “Gegege no Kitaro” adıyla beyaz perdeye yansımıştır. 2008 de bu seferde ikinci live action “Kitaro and the Millennium Curse” adıyla Kitaro severlerin beğenisine sunulmuştur. Henüz ne mangayı ne de live-action’ları izlemediğim için daha ayrıntılı bir yorum yapmam yanlış olur. Ama aşağıdaki fotoğraftaki ilk sütunun sondan 2.  olarak gösterilen karakter kesinlikle Ji Sub derim, o güzel elleri nerde olsa tanırım 🙂 (7)

Filmin henüz türkçe altyazısı çıkmamış, ingilizce altyazı ile izlemek için aşağıdaki adreslerden faydalanabilirsiniz.

DISK 1-2 ve altyazısı

Edit : doğru tahmin etmişim, fotoğraftaki karakter oymuş 🙂

Rough Cut – Movie is a Movie (Eylül 2008)


Kang Ji Hwan ile başrolleri paylaştığı harika bir filmdir Rough Cut. Senaryosu Kim Ki Duk tarafından yazılan filmi, o ana kadar adı duyulmamış bir yönetmen olan Jang Hoon çeker. Film, oyuncu olmaya öykünen bir mafya babası(So Ji Sub) ile kabadayılığa özenen bir oyuncu (Kang Ji Hwan) arasında yapılan sözlü bir anlaşmanın yarattığı sorunlarıkara mizah usülü anlatır. Karakterlerin ilk karşı karşıya geldiği sahneden itibaren, birbirine siyah ve beyaz kadar zıt olup da nasıl bir kişilik değişiminden geçtiği zekice anlatılır filmde. Daha ayrıntılı bilgi ve filme ulaşabileceğiniz linkleri görmek için şu tanıtıma göz atmanızı tavsiye ederim. İyi seyirler…

***

Ji Sub hakkında ne zaman yazmaya başlasam,  her ayrıntı gözüme takılıp duruyor 😀 Askerliğini öylesine bahsederek geçecektim ama yine yazacak bir şeyler buldum 🙂 Neyse bugünlükte bu kadar çingular, bir sonraki bölümde görüşürüz 🙂

Yeonghwanun Yeonghwada / Movie is a Movie / Rough Cut (2008)

Movie is a Movie / Rough Cut 2008 (1)

Şu sıra So Ji Sub’a ait dizi, film, reklam ne varsa hepsini bulup arşivime katmakla meşgulüm.  Dramdan köşe bucak kaçan ben bile, şimdilerde dramdan drama atlayıp duruyorum.  JiSub  sağolsun 🙂  Mesele yakışıklık vs değil aslında, o yüzden kaşına gözüne kanıp zorla izletiyorum kendime desem haksızlık etmiş olurum, çünkü  izlediğim yapımlar hep güzel projeler.  Kronolojik olarak Ji Sub’un yaptığı tüm çalışmaları incelediğimizde, bir aktör olarak her defasında kendini nasılda geliştirdi çok açık görülebiliyor.

Rough Cut/Movie is a Movie’de bu yapımlardan biri. Film aktörlüğe özenen bir mafya adamı olan Kang-Pae(So Ji Sub) ile şöhretin getirdiği ağır yük altında yer yer öfke nöbetlerine kapılan aksiyon oyuncusu Soo-Ta (Kang Ji Hwan) hakkında… Hikayenin ortasında birde yönetmenimiz Bong var, 6-7 yedi yıldır hayalini kurduğu bir aksiyon filmini sonunda gerçekleştirme fırsatını yakalamıştır. Tam da çekimlere başladığında baş aktör Soo Ta’nın tavırlarından dolayı bir türlü devamını getiremez. Çünkü bizim oğlan kiminle karşılıklı oynasa, ya çekimler sırasında ya da kamera arkasında bir güzel onları pataklamayı ihmal etmez. Sürekli öfkesine yenilmesi çekimlerinde uzamasına neden olmaktadır. Böyle giderse kariyer filan yalan olacak. Derken bir gün kendisinden imza almak isteyen ve oynadığı aksiyon filmlerinden dolayı onu tanıyan gerçek bir mafya adamıyla tanışır yani Kang Pae ile 🙂 Bu tanışma sahnesinde beyazlar içindeki Soo Ta’ya ve siyahlar içindeki Kang Pae’ye dikkat 🙂 Bir takım laga lugalardan sonra Soo Ta filmde oynaması için Kang Pae’yi ikna eder.

Bu noktadan sonra film film olmaktan çıkar. Halbuki “Film, Filmdir” değil mi? Ama yok, bu film başka bir film.  Film gereği ilişkileri yılan hikayesine dönmüş iki mafya liderini oynayacaklar sözde ama rol yapmak yok, özellikle de şiddet içeren sahnelerde!

Buraya kadar film hakkındaki genel kanınız, erkeklere hitap eden en vurdulu kırdılısından bir aksiyon filmi olduğudur sanırım. Halbuki film siyahın beyaza, beyazın siyaha özenirken grileşme sürecini anlatıyor. Film bittiğinde ise Siyah siyaha, Beyaz da beyaza yani özüne geri dönmektedir. Ama tüm bu süreç Kim Ki Duk’un kaleminden anlatıldığı için bol bol kişilik değişimi ve içsel sorgulamalarla karşılaşıyoruz .

Kim Ki Duk dedik ama bu film bir Old Boy değil, film bittiğinde içiniz kıyılmıyor. Rahatlıkla izleyebilirsiniz yani.  (Bu sözüm hemcinslerime 🙂 )

Aslında filmden anlatılacak çok şey var özellikle de bazı diyaloglar çok vurucu.  Ama onu başka bir yazımda yazarım, film biraz daha yıllansın, hiç değilse etrafımda izlemeyen kalmasın işte o zaman sevdiğim diyalogları da afişe etmek istiyorum. Secret Garden gibi 20 bölüm olmadığı için sayfalar sürmez belki ama boş geçilecek gibi değil, birilerinin yazması şart 🙂

Henüz izlemediyseniz ve izlemek istiyorsanız; filme şurdan yada burdan , altyazıya da şu adresten ulaşabilirsiniz 🙂

İyi Seyirler…

Movie is a Movie / Rough Cut 2008 (2)

Afişler Kaynak

(1) http://www.koreanfilm.co.uk

(2) http://www.be2hand.com