Mim – Hallyu Haremi; İçinden hiç çıkmaz istemeyeceksiniz :)

Blog camiası yeni bir kore dalgası ile daha çalkalanıyor, o da bez cadılarından O-yun-cu’nun bana da pasladığı Harem Görsün Gözleriniz mimi, bkz  😀 Şimdi beni bilen bilir uzun süredir tek eşli takılıp duruyorum 😀 Öyle böyle değil ama “Hakkında Herşeyi Duymak İstiyorum” edasıyla So Ji Sub diye inliyorum aylardır 😀

Ama işte bu oromantik duygulardan arada bir silkelenmek gerek değil mi? Çivi çiviyi söker misali bu mimin bana iyi geleceğine dair içimde pis bir his var 😀 😀 😀 Arkadaşlarımı daha fazla bekletmeden  kendi haremimi iftiharla sunmak istiyorum 😀 Ça-çaaan!!!

So Ji Sub

Haremimin en değerli parçası, kıymetlim benim… Canım So Ji Sub’ım , şu işsiz takıldığım dünyama en güzel renkleri sen getirdin, sen olmasan ben ne ile oyalanacaktım 😀 Sayende basın toplantılarında nasıl konuşulur, film promosyonu nasıl yapılır, kırmızı halıda nasıl yürülür, kameraya gözleri kapalı çıkmadan nasıl sağlı sollu poz verilir vs her bişeyi öğrendim 😀 Sağol varol 😀

Oguri Shun

Oguri Shun’u Manga uyarlaması olan Hanazakari no Kimitachi e / Yakışıklılar Cenneti’nde(Bkz)  Sano karakterini canlandırmasıyla keşfettim 😀 Boys Over Flowers’ı yeni bitirmiştim ama değişiklik olsun diye bir de japon dizileri izleyeyim dedim. Hatta BOF’un japon versiyonu olan Hana Yori Dango’ya da şöyle bir bakıp, ay bu tipler ne böyle bile dedim salak gibi 😀 Oguri’yi keşfedince işler değişti tabi, gittim Hana Yori Dango’yu izledim hatta çok bir caf cafı olmayan Tokyo Dogs dizisini bile izledim, kısa saçlarla çok hoştu, o halini görmek için bile izlenir ama 😀

Yoon Kye Sang

2009 de ülkemize bile gelmiş, ahh uleen ben o sırada Beşiktaş’ta dirsek çürütüyordum master için, adam burnumun dibine kadar gelmiş, kumpir yemiş nargile içmiş her bişeyi yapmış ama benim ruhum duymamış o ayrı 😀 (Yoon Kye Sang’ın Türkiye Gezisi için bkz; yeppudaa ve youtube 🙂 ) Hatta JeaJoong’dan önce ilk kez bir Türk kedisini kadrajına dahil eden de KyeSang olmuş 😀 😀

Gong Yoo

Baştan söyliim hiç çemkirmeyin hiç bağırmayın Gongcular Yoocular 😀 😀 O bir Coffee Prince, O bir HanKyul, o bir gamzeli :)Allah’ın paçozu bile olsak bizi seven bir yiğit çıkacaktır inancımızı pekiştiren zat-ı muhterem 😀 O olmasaydı, uzakdoğu alemiyle alakası olmayan arkadaşlarımız nasıl kore manyağı haline getirebilirdik, di mi ama!!!  🙂 Şirin şey ne olcek 😀

Takeshi Kaneshiro

Turn Left, Turn Right filmindeki ince ruhlu, şahin bakışlı aktörümüz bir melez 🙂  Anası Tayvanlı babası Japon,  kanımca anasına çekmiş 😀 O kocaman gözleri başka türlü açıklayamıyorum 😀 Bana sorsanız yarı Türk,İtalyan – yarı Japon filan derdim 😀 Ama baksanıza şunun gözlerine Engin Akyürek’in gözleri gibi kocaman ve ıslak durmuyor mu? 🙂

Joo Ji Hoon

Gong Yoo’yu Coffee Prince’de izledikten sonra dakka başı fanmade videolarını izlemiştim ama Joo Ji Hoon’u Goong’da izledikten sonra hızımı alamadım, dizi-film ne varsa izlemiştim bu oğlanın 😀 Hatta ilk biyografi yazımı (sadece 1 bölüm çok kısa 😀 ) Joo Ji Hoon için yazmışım, daha So Ji Sub yüzünden başıma gelecekleri bilmeden bir de Gong Yoo mu Joo Ji Hoon mu? ehüheheh diye millete takılmışım 😀 😀 Acemilik işte naparsın 😀 Ama severim bu çocuğu, askerden de döndü, tez zamanda dizi film çevirir umarım 😀

Joo Jin Mo

A Frozen Flower’ın kralıdır kendisi 🙂 Bu Korelimizin de bakışları pırıl pırıl 😀 Ben böyle, bir erkek koyu saçlı, açık tenli olsun ama üstüne birde gözleri ışıl ışıl parlasın bayılıyorum o zaman 😀 Ay parçası derler aynen öyle güzel görünüyorlar gözüme 😀 (Fotoğrafı 200 Pounds Beauty filminden görüntülerle hazırladım 😉 )

Micky Yoochun

Sungkyunkwan Scandal’da herkes 2. esas oğlana yada Yorime bayılırken, ben direkt 1.esas oğlana sarmıştım ne yalan söyleyeyim 😀 JYJ grubunu da ondan sonra araştırdım hatta 🙂 JYJ üyelerinin youtube da dolaşan röportajlarını izlemeye bayılıyorum, Junsu ve JaeJoong birbirlerine takılırken YooChun muhabbeti toparlıyor hep 😀 Yada ben ona torpil geçiyor olabilir bilemedim 😀 Şu röportajdaki tatlılığına bakın, yerim 😀

Kim Soo Hyun

Kim Soo Hyun hakkında çok bir şey bildiğim yok ne yalan söyleyeyim ama Dream High (1.sezon) dizisinde bayılıyordum oğlana 🙂 Anime karakterlerine benzemiyor mu sizce de ? 🙂 🙂

Song Joong Ki

İşte geldik son lokuma 🙂 Uri Hikarunun gözbebeğini aldım kaçırdım çingunun blogundan ama nafile yüzüme bile bakmadı Joong Ki 😦 Bakın nasıl da beni Hikaruma götür, bedenimi alabilirsin ama ruhumu asla bakışı atıyor 😀 Oyy kıyamam, tamam tamam sevenleri ayırmak olmaz zati 🙂 Hikarum emanetini geri yolladım haberin olsun 🙂

Bonus; aslında bu bölüme Hyun Bin, Daniel Henney filan iliştirmek lazım ama ben ona bile korkuyorum 😀 Bu kısmı es geçip mimi kimlere pasladığımı söyleyeyim hemen 😀

Winpohu-şii huhuuu… Egosantrikrapsody-şiii nerdesiniiizzz? size mim pasladım, haydin gelin alın 😀

Sevgilerimle…

İçinizi Isıtacak Filmler…Innocent Steps ve 200 Pounds Beauty

Innocent Steps – Ateş Böceğim Olur musun?

Tanıtımını kaç zaman önce winpohu’dan okumuştum, sonunda izledim 😀 80lerin sonu 90ların başında Amerikalılar bol bol dans konulu film çevirmiştir yaa. Bu filmde beni o dönemin filmlerine götürdü… Fonda nostaljik slow ve dans müzikleri çalarken naif bir aşkı da izleme fırsatı buluyorsunuz.  Bizi aşk ile buluşturan dans olduğuna göre ortada bir de öğrenci öğretmen ilişkisi olmazsa olmaz 😀 Karizmatik dans hocamız, çok başarılı bir dansçıdır, mesleğinin zirvesindeyken aşık olduğu kadının ihanetine uğradığı için elini eteğini her şeyden çekmiştir. Birlikte çalıştığı iş arkadaşının zorlamasıyla tekrar dans yarışmalarına girmek için hazırlanmaya başlar ama dans partneri Çin’den kaçak olarak getirilmiş Koreli bir kızcağızdır. Oturma izni de yoktur, ikisi arasında düzmece bir evlilik sonrası yallah dans derslerine başlarlar ama…

Ama dansın d’sini bilmiyordur kız yine de çok  isteklidir öğrenmeye. Hocamızda işin kurdu yalnız O da sil baştan her şeyi bu kıza öğretmenin sıkıntısına düşer 😀 Çünkü kız cidden hiçbir şey bilmiyordur. Kıza beni tut dedi örneğin, tabi danstaki duruşunu al anlamında bir tutmak bu 😀 Kızcağız ne yapsa beğenirsiniz.

Haliyle filmin ilk yarısı kızı teknik olarak dansa hazırlamakla geçer. Kız tekniği kaptıktan sonra, hocamızın beklentileri daha da yükselir tabi, artık gerçek bir dansçı gibi dans etmeyi bilmesi lazım kızın, yoksa yarışmayı nasıl kazanabilirler ki?

İşte bu noktada amcamız çemkirmeye başlar “olmii olmiiğ, bu aşkın dansıdır lütfen odunluğu bırak azıcık kalbini koy ortaya”, kız da şaşkın şaşkın cevap verir “ottekeeğ, siz her şeyde çok iyisiniz bunu da bana öğretemez misiniz böhüü :(” diye …  Tabi sen misin böyle diyen, hocamızdan da bomba bir cevap gelir.

Beni seviyor musun? Yalandan bile olsa umurumda değil

Dans ederken bana aşık ol!!! Ben de sana aşık olacağım 😀

İşte filmin son yarısında, işin içine nasıl ruh katılacağı ve “aşk” ile nasıl dans edileceği öğrenilir 😀

Konusu klasik ama çok tatlı bir film 😀 Dans hocamız öyle yakışıklı filan değildi ama dansçı olmasına rağmen ( ne demekse bu artık 😀 ) çok oturaklı ve beyefendiydi. Değişik erkeksi bir havası vardı diyeyim 😀 (not: şimdi nette bir bakıverdim de adam akrep burcuymuş, ben de diyorum neden cezbetti, Jisub’ımda akrep beya 😀 )  Kızımızın ise hep masum bir havası var zaten, bir de onu hiç dans ederken düşünememiştim başta ama resmen döktürdü sonradan… İnsan böyle örnekleri görünce, kendisi içinde umutlanıveriyor 😀 Acaba ben de dans edebilir miyim ki? Benim o kızdan ne eksiğim var yav… diye 😀

Umarım bir gün herkes bu çift gibi hayattaki dans partnerini bulur, hatta filmdeki tabirle herkes kendini bekleyen  ateş böceğine kavuşur  diyelim…

Filmi izlemek için adresimiz

200 Pounds Beauty – 2006

Hepimiz şu afişi gördüğümüzde aynı şeyi düşünmüşüzdür kesin… eğğğ ben seyretmen bu filmi, klasik çirkin ördek yavrusunun kuğuya dönüşme hikayesi bu, belki bir ara izlerim hıh! 😀 Ama yine de eliniz gitmez izlemeye, afişteki kızın zayıf hali bile pek güzel durmuyor zati, hepsini geçtim ortadaki yaratık kim?  Angel’daki  Lorne’a benzemiyor mu  Allahasen? Bilmeyenler için ahanda sağdaki Lorne 😀

Gerçi Lorne karakterini çok severdim, kendisine ait bir kareoke barı vardı ve kimi şarkı söylerken dinlese anında gelmişini geçmişini öğrenirdi, öyle de marifetliydi bizim Lorne 😀 Haliyle Lorne çok daha şeker kaçar bu ajussinin yanında…

Filme gelirsek, aslında sıkça bloglar da rastlıyordum ama işte dedim ya, daha evvelden benzer filmleri izlediğim için bu tarz filmlere doymuştum artık, bir de çakmasını hiç kaldıramazdım… Neyse ki  filmin ostlarından birini mydestiny‘de gördüm de izledim, yoksa gene izleyeceğim yoktu. Filmi şu kısa videodan izlediğinizde bile seviyorsunuz.

Hele o kız ne tatlı ne şeker, sesi de melek gibi… O afişteki yaratık da meğer A Frozen Flower’daki Kralmış!!!! Nassı ya dedim önce, piii afişe hazırlayanların suratına tüküreyim, leen taş gibi adamı ne hale sokmuşsunuz!!!  Hiç şu afişteki “şey” ile aşağıdaki şu adamın bir benzerliği var mı? Bence yok!!! 😀 (Kralım saygılar 😀 )

-Kralım Saygılar 🙂 - Saygılar benden 😛

Madem filmden bahsetmiş gibi yaptım bu kadar, bir de konusuyla ilgili bir özet geçeyim. Hanna kızımız, melek gibi bir sese sahiptir, dış görünümü nedeniyle parlak ışıklar altında sahneye çıkıp yıldız olmak onun için uzak bir hayaldir. Bir yıldız değildir, ama ses haricinde her şeye sahip ünlü bir yıldız için gizli vokal olarak çalışmaktadır. Geri vokal demiyorum farkındaysanız, gizli vokal!  Kendi sesiyle bir yıldıza şöhret üstüne şöhret katıyordur ama onu tanıyan eden yoktur. Peki ne oluyor da Hanna  kendini dahası hayatını bir anda değiştirmeye karar veriyor?  Aşk için tabikisi de Bkz: Aşk= Kral 😀

Gerisini sizde tahmin ediyorsunuzdur zaten ama hiç öyle sıradan bir komedi değil, her şeyden biraz var, yeri geldi mi üzülüyorsunuz da sinirleniyorsunuz da.  Hanna üzüldükçe ben daha çok üzüldüm, hele ki filmin final sahnesinde çok pis gaza geldim,  Hannacım sen hiç üzülme emi, sana çirkin diyenler utansın  diyesim geldi 😀

Özetle izleyin izletin efem ,o kadar diyorum 😀 Üstelik benzer filmlere de taş çıkartacak bir sonu var.

Filmi izlemek için adresimiz

İyi Seyirler…