Hatırlar mısınız?

Bu yazıyı taslaklarımdan bulup çıkardım, hazır 2014’ü geride bırakıp 2015’e yol alıyorken ufak çapta bir zaman yolculuğu yapmak geldi içimden. 1983 doğumlu biri olarak sırasıyla ucundan accık tek kanallı, sonrasında ise star1’lerle başlayan özel kanallar dönemini tek tek yaşadım. İnsan yaşlılığında bile çocukluk ve ilk gençlik yıllarını hiç unutmazmış, ben de çocukluğumu neredeyse hep televizyon karşısında hatırlıyorum, elbetteki şimdi o mazide kalan mahallede oyun oynama kültürünü yaşadım ama hayatımıza artan bir hızla giren televizyon hep anılarımın baş köşesinde oldu.

Televizyonda izleyip de çok net hatırladığım dizi-çizgi diziler çok, ama bazıları var ki yıllarca nette arayıpta zar zor buldum. çünkü fazlasıyla etksinde kaldığım halde sanki bir rüya gibi bölük pörçük kareler hatırlıyordum.

İşte o hafızamın derinliklerinde ite kaka çıkardığım bir iki tv programı, belki siz de izlemişsinizdir.

 

Bedknobs And Broomsticks“Bed-knobs And Broomsticks” 

Yukarıda Allah var ya, ben bu filmi anlatacağım diye göbeğim düşmüştür herhalde. İzlerken iyi de konusunu anlatmak o kadar zor ki, önce filmden hatırladığım nesneleri anlatmaya başlardım ki asıl hatayı orda yapıyordum… 🙂

brass-bed-knobs-250x250-horz

“İşte bir demir yatak var eeğğğ bir yatak başı, yani topuz.. yok öyle değil yatağın başındaki demirin ucunda bir topuz düşün heh ondan, ama çıkıyo o biliyo musun,  şimdi bir yerden bir yere o yatakla gidiliyor, alıyosun o topuzu takıyosuu-n… nasıl ya nesini anlamadın. baştan anlatıyorum, topuzu anladın mı topuzu!!”…(anlatamadı).

Aman neyse, teknolojinin gözünü seveyim ki artık her şeyi bulmak kolay :))

Tommy Tricker and the Stamp TravellerTommy Tricker and the Stamp Traveller

Bir diğer çocukluk travmam bu film, yine de bu filmi hatırlayanlar daha çok. Adını Türkçeye nasıl çevirdiklerini hatırlamıyordum ama hep arkadaşlarıma pullu film diye anlattım, bu seferde pullar yardımıyla dünyayı gezen çocuklar vardı 😀 Filmden aklımda kalan en net kare, Çin’e gidip bir festivale denk gelmeleri ve kalabalık sokaklarda ejderha maketleriyle  dans eden göstericiler…

title_Legenda_Korallovogo_Rifa_Sango_Sho_Densetsu__Aoi_Umi_no_Elfie_79184_11211-tileElfie of the blue sea

Bu çizgi diziyi sonuna kadar yayınladılar mı bilmiyorum ama sadece Elfie adındaki kızın suya düşer düşmez boğulacak sanırken saçlarının maviye dönmesini çok iyi hatırlıyorum. Başına neler geliyordu konusu neydi hiç bir fikrim yok. Denizin altında nefes almadan durabildiğini kimsenin bilmemesi gerekiyordu bir de onu hatırlıyorum 🙂

Andersen’den Masallar

Benim için en zorunu en sona sakladım. Eskicizgifilmler blogu olmasaydı kesinlikle bulacağım yoktu. İlk defa 84-85 yıllarında TRT1’de yayınlanmış ama eminim ki 93-94 yılında tekrar yayınlandı. Her bölümünde tek bir masalın anlatıldığı çizgi dizinin benim için önemi giriş müziğinde saklı.

Sen kalk şapşal küçük ben, daha adını öğrenmeden git çizgi dizinin müziğini ezberle… Sonra da yıllar geçsin arkadaşlarına nafile sora dur “yav müziği şöyle olan… (burada çakma japoncamla hayret dolu bakışlar altında mırıldanıyorum) bir çizgi dizi vardı, hatırlayan var mığğ?” …. tabiki yok! kim şarkısını hatırlar be senden başka 😀 Müziğinden bahsettim o kadar ama youtube’da müziğini bulamadım şimdilik. (bu seferde müziği yok ortada 🙂 ). Dedim ya en zoru buydu. Halbuki TRT bir güzellik yapsa da NTV yayınları gibi 10 yıllık dönemler halinde bir tv arşivi yayınlasa, herkes nostalji peşinde yok satar valla 🙂

Neyse efendim, şimdilik bu kadar, tekrar görüşmek üzere, buradan TRT’ye selam olsun 🙂

 

“Siz hiç…?” – Monolog MiM

Selammm, inatla bloga geri döneceğim diyorum ama hala tık yok farkındayım 😀 Amaaa yoook bu iş burda bitmez, dünyada okuyacak kimse kalmasa da bloguma geri döneceğim, 2015 Eylem Planıma büyük harflerle yazdım bunu 😀

ErdiDSCapsIsınma turları için ise mim cevaplamaktan iyisi yok, Hikaruivy‘nin pasladığı mimle 2014ü kapatayım diyorum… Şimdik bu mimin ana kuralı kendinize “Siz hiç.. ?” ile başlayan sorular sormak. Gerisi geliyor sonra 🙂

Hikaruivy mimi paslarken bir kaç soru da sormuştu ben onlardan bir tanesiyle mim e başlıyorum

Siz hiç sevdiğiniz bir ünlüyle tanıştınız mı? (Sadece uzaktan görmek sayılmıyo..)

Şimdi o parantez içi olmayaydı ben neler anlatırdım size neler, vicdansız hikaruivy! Yaklaşık 3 hafta önce bir BALAT gezisinde bit kadar küçük bir kafede Kerem Bursin’le aynı havayı soluyup hatta o havanın beyne fazla gelmesinden dolayı olsa gerek 2 laf etmeden bi fotoğraf çikilebilir miyiz Kiiğrem diyemeden evin yolunu nasıl tuttuğumuz anlatırdım. Ama yokkk anlatamammm anlattırmaaaazlaarrr hıhh 😀
-Siz hiç çaresizliğe kapılmış ve en karanlık gecenizde uykuya daldıktan sonra yeni doğan gün de birdenbire onulmaz dediğiniz o sıkıntının çözümlendiğini yaşadınız mı?
Son yıllarda defalarca yaşadım, Allah’a dualar edip salya sümük uykuya daldığım o her gecenin güne kavuşmasında istisnasız hep bir mucize oldu(Şükürler olsun). Ama insanoğluyuz ya, Her Şer’de bir Hayır vardır! bilirim bilirim de yine de her seferinde çaresizliğe kapılır umudumu kaybederim. Ondan sonra hooppp yine karanlıktan aydınlığa çıkarım şükürler olsun.
Yeri gelmişken yakın zamanda okuduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum.
Hz. Mevlana bir gün eve gelir, oğlunu üzgün görür. Sebebini sorar.
Oğlu: “Hiç..” der. Hz. Mevlana dışarı çıkar.
Kapıda asılı bir kurt postu vardır, onu alır üstüne giyer.
Ellerini havaya doğru açıp ulumaya başlar. Oğlu babasının bu haline bakıp güler.
Hz. Mevlana: “Evladım, gördün mü?” der.
“Dünya dertleri de işte böyledir. Kurt aslında korkutucu bir hayvandır.
Ama sen o postun arkasında babanın olduğunu bildiğin için korkmadın ve güldün.
İşte bütün dertlerin arkasında da Rabbinin olduğunu bil ve ona güven..”
(Felsefe Sofrası – Suyu Yıkamak)
-Siz hiç evde kimse yokken müziği sonuna kadar açıp deliler gibi dans eder misiniz?
capsindir1Sesi sonuna kadar açmam ama kapımı kapatıp kulaklıkla deli gibi dans ettiğimi bilirim, eller kollar dedektif gadget gibi bir o yana bir bu yana sallana dursun, ben bünyeme aldığım aşırı doz Türkçe Pop ile pampuk gibi olurum.
-Siz hiç yaşadığınız şehri turist gibi gezmeyi denediniz mi?
Elbetteki bunu yapmak için biraz ekonomik durumunuz elverişli olmalı ya da zaman yaratmalısınız. Yine de saatlerce yürüyüp sonunda simit-çay-çikolata ile bile sonlandırabileceğiniz çok keyifli geziler düzenleyebilirsiniz arkadaşlarınızla. Eskiden odamdan bile çıkmak istemezdim,  hatta huzursuz bile olurdum dışarda, ne büyük kayıp o yitirilen zamanlar. Şimdi ise çeşitli arkadaş gruplarımla yaşadığım şehri ve mümkün mertebe diğer şehirleri geziyorum, insanın bütün gerginliğini alıyor, siz de deneyin.
tumblr_mg4457aged1rgx6ino1_12801
-Siz hiç gönlünüzce yaşayabildiniz mi?
Bu konuda en büyük engelim kendim oldum şu zamana kadar. Her nasılsa bireysel hareket etmenin bencillik olduğu kanısına varmışım (bunu ben değil psiko-terapistim söylüyor, tabiki altında yatan ciddi sebepler var). Sırf bu yüzden koca bir 30 yılımı suçluluk hissederek, sürekli kendimi geri planda tutmaya çalışıp üstüne bir de gelecek kaygısı yaşayarak  geçirdiğimi söyleyebilirim, sırf bu yüzden çok mutsuz zamanlar geçirdim. Neyse ki o haldeyken bile çok değerli arkadaşlar kazanmışım, onlar sayesinde o ağır seneler geçti gitti. Şimdi kendimle daha barışığım, sanırım az da olsa büyümeye başladım 😀 Aferin bana 😉
salıncak
bittiiiii…
Benim debu mimi birilerine paslamam lazım gelir ama bilemedim şimdi :))) Bir sonraki yazıda görüşmek üzere