Elipı’nin Güney Kore Güncesi (PART 2)

Geldik 7 – 25 Eylül 2012 tarihleri arasında kuzenimle birlikte gerçekleştirdiğimiz Güney Kore gezimizin 2. kısmına. Bu kısımda gezimizin Seul ve Jeju Adası bölümünden bahsedecektim. Ama gelin görün ki ilk günü bile anlatmak oldukça uzun sürdü. Bu yüzden bu yazıda sadece ülkeye girişi, doldurulması gereken evrakları, döviz işlerini, ilk Seul metro deneyimimi, Gangnam gezimi yani ilk günümü anlatacağım.

7 Eylül, Cuma:

Incheon Havalanı ve Kore’ye Giriş:

7 Eylül 2012 Cuma, 2,5 yıldır hayalini kurduğum Kore’ye ayak bastığım tarih olarak kayıtlara geçsin🙂

Ben güne Seul’ün (aslında Seul’ün havaalanı değilmiş, Seul’de havaalanı yokmuş) meşhur havaalanı Incheon’a inişten hemen öncesini anlatarak başlamak istiyorum. Rusya firması Aeroflot biz Kore’ye inmeden 1-1,5 saat kadar önce bir anons geçerek vizesi olanların doldurması gereken bazı belgeler olduğunu söyledi. Hal böyle olunca bende bizim doldurmayacağımızı düşünerek o belgeleri almadım. Sonra pasaport kontrolünden geçtikten sonra valizlerimizi almaya gittik (Havaalanı o kadar büyük ki valiz almaya trenle gidiyorsunuz. Bu da değişik bir tecrübe oldu.). Tam artık resmi olarak ülkeye gireceğiz ki şu doldurmadığımız kartları herkesin doldurması gerekiyormuş, bunu öğreniyoruz. Kapıdaki polisler ülkeye sokmadı vallahi… Allah’tan hemen orda bizim gibi şaşkın turistler için masalar kurulup, kalemler ve kartlardan bolca yerleştirilmiş. Birde örnek kartlar koymuşlar ki insanlar daha rahat yapabilsin diye. O telaşla resim çekmek aklıma gelmedi ama kartlardan birinin bir örneğini buldum internetten.

Incheon

Incheon Havaalanı (Foto. Kaynak)

Custom Declaration

Custom Declaration (Foto Kaynak )

Formu doldururken bir sesler duyduk. Bizden baya bir uzakta sevgili olduklarını düşündüğümüz bir çift vardı. Kız kenara oturmuş adam da sürekli ona bağırıyor. Ama ne bağırma, havaalanı inliyor. Biz o valiz kısmından çıkarken bile adam hala bağırıp duruyordu.

Neyse Formu doldurup, valizleri alıp resmi olarak Kore topraklarına geçtikten sonra sıra döviz işine gelmişti. Türkiye’de Won aramama rağmen bulamamıştım. Zaten her dövizcide “Bulamazsınız” diyordu ve haklı çıkmışlardı. Bizde tavsiyelere uyduk ve paramızı dolar yapıp Kore’ye gittik. Bizden bir hafta önce Kore’ye eğitim için giden arkadaşım Tülay ise bize havaalanındaki dövizcilerin pahalı olduğunu ve çok fazla bozdurmamamızı söylemişti. Bizde vardır Tülay’ın bir bildiği dedik ve sadece 100 dolar bozdurduk. Bu arada Won ve Dolar aynı değerde, 1000 Won ve 1 Dolar hemen hemen eşit, dolayısıyla 1,80 Lira 1000 Won ediyor. Tabi her ay, her sene bu kurlar değişebilir.

Döviz Kuru

Döviz Kuru

Ülkeye adım attık ve o da ne? K-Pop/Super Junior daha girişten göz kırptı. O an biraz şaşırmadım değil hani. Tanıdık yüzleri daha ülkeye adım atar atmaz görmeyi beklemiyordum. Sonradan anladım ki K-Drama ve K-Pop almış başını gitmiş. Tabi o anda her yerde ama her yerde, her şeyin üstünde Hallyu yıldızlarını göreceğimizi bilmiyorduk.

Seul 1

Seul

Döviz işi de bitince sıra geldi Tülay’ı beklemeye. Bu ülkenin bir güzel yanı da çağımızın olmazsa olmazı internete havaalanından başlayarak hemen her yerde bedavaya ulaşılabiliyor olmasıydı. Hemen internete bağlanarak arkadaşıma facebook üzerinden mesajlar attık. Yarım saatlik beklemenin sonunda geldi ve bize metroyu kullanacağımızı söyledi. Otobüsün hem daha pahalı olduğunu hem de trafikte sıkışabileceğimizi, metronun daha pratik olduğunu söyledi. Bizde metroya doğru yol aldık.

Yaklaşık 11-12 tane uluslararası havaalanı görmüş biri olarak söylemeliyim ki Incheon dehşet bir şey. Havaalanı değil de uzay üssü sanki. Her taraf metalik gri, tertemiz, trenler geçiyor havadan falan. Bir acayip. Bayıldım, hayran kaldım. Dünyayı böyle bir havaalanıyla karşılamak güzel bir gövde gösterisi🙂

Incheon International Airport tourism destinations

Incheon Uluslararası Havaalanı

Sonra koyulduk metro girişini aramaya. Tabi bu arada klasik meslek huyu depreşti ve hemen geri kazanım kutularının fotoğraflarını çektim. Valla ne yalan söyleyeyim. Koreliler de henüz bu konuda Avrupa seviyesinde değiller. Çöpler biraz karışmış sanki…

Seul 2

3’lü Geri Dönüşüm Kutuları

Havaalanı Metrosu:

Neyse sonra metroya gitmek için yürüyen merdivenle üst kısma çıktık ve işte o an!!!

Ben valizleri falan atıp… böyle bir hoşgeldine can kurban ^_^

Gong Yoo

Tabi ben doğrudan Gong Yoo’ya doğru koştum. Herkes bir şaşırdı önce ne oluyor diye🙂 Gelen geçen Koreliler de öyle bakıyor gülümseyerek🙂 Neyse gelelim bu Kore sevgisi nerden geliyor konumuza. Coffee Prince! Coffee Prince benim Kore merakımı başlatan ve izlediğim ilk Kore yapımı diziydi. Bu diziyi izledikten sonra özellikle başroldeki aktris Yoon Eun Hye’ye büyük bir hayranlık duymaya başladım. Tabi Gong Yoo’ya da🙂 Ben gezi planlarımı yaparken amaç şuydu. Olabildiğince Yoon Eun Hye dizilerinin çekildiği yerlere gitmek! Zaten çoğu yerden de onun dizileri sayesinde haberdar olmuştum. Durum buydu anlayacağınız.

Neyse dönelim ilk günümüze. Tülay’la metronun girişini bulduktan hemen sonra biletlerimizi aldık. Ne kadar ödediğimizi hatırlamıyorum. Zaten 40 saate yakın uykusuz kalmışız. Kafa dönüyor haliyle🙂 Bu arada turnikelerden geçerken K-Pop/K-Drama gene ordaydı. Turnike kanatları birkaç resimler donatılmıştı. Biri Jang Geun Suk’tu🙂 Diğerlerini tanımıyorum.

Seul Metrosu:

Daha sonra bindik Seul metrosuna, geçtik koltuklarımıza. Çok rahat ve oldukça boş bir metroydu. Han Nehri’nin üzerinde sırf bu metro için ayrılmış bir köprü vardı. Ondan geçtik. Ve en nihayetinde City Hall durağında indik. İşte tam bu anda Seul hayatımızın yarısının geçeceği Seul’un örümcek ağı gibi karmaşık gözüken metro ağına ilk kez alıcı gözüyle baktım.

İlk kez alıcı gözüyle diyorum çünkü Kore Turizm haritası ve kitapçığını Kore’ye gitmeden bedavaya tedarik etmiştim. Sağ olsunlar canım arkadaşlarım Makinosev ve Aslı Kore konusunda beni baya besliyordu. Neyse kısacası ben derim ki gitmeden şu Kore Turizm Organizasyon’un sayfasına girin ve bu 2 broşürü elde edin.

Broşürleri talep edebileceğiniz link tam olarak şudur:

http://english.visitkorea.or.kr/enu/GK/GK_EN_2_7_5.jsp

Benim gezi başında aldığım haritanın son hali alttaki resimde mevcut. Açıp açıp kapamaktan yırtıldı doğal olarak. Birkaç yeri de işaretlemiştik. Gideceğimiz, gezeceğimiz yerlerdi buralar.

Kore Turizm Organizasyonu

Gerçi ben almıştım da ne olmuştu sanki. Pratikte hayata geçiremeyince sayfalarını çevirip durmuşum, Seul metrosunun azametini fark edememişim🙂 Buyurun bu akla zarar metro ağının haritası:

Seul MetroSEUL METRO (Foto. Kaynak )

Bizim bugünkü amacımız ise yeşil olan hatta binip hostel sahibimizin bizi bedava shuttle’la gelip alacağı Hongik Üniversitesi durağına ulaşmaktı. Övünmek gibi olmasın ama harita konusunda iyiyimdir. Daha önce birkaç yurtdışı tecrübem de olduğundan kriz yönetimimde oldukça iyidir. Ama bu ilk seferlik Seul metrosunda yön bulma işini benden 1 hafta daha tecrübeli Tülay’a bıraktım. Biraz uğraş sonunda istediğimiz yönü bulduk. Bize 3000 Won değerindeki Seul City Pass’lerimizi de aldırıp içine bir miktar para yükledikten sonra girdik metrodan içeriye. Bu arada bir dip not daha, bizdeki gibi tek biletlerde var ve yolculuk sonunda makineye geri yüklerseniz biletleri, çok ufak bir miktar para iade ediyor (sanırım bilet 1300 Won ve 200 Won geri iade ediyordu). Ama her seferinde ben uğraşamam diyorsanız city pass alın. Heee ama benden demesi city pass’in iadesi yok. Mecburen bir Seul hatırası olarak elinizde kalıyor😉

Seoul City Pass

Seoul City Pass

Bu arada turnikeler bizimkilerden farklı. Sanki hiçbir şey yokmuş da öylece geçebilecekmişsiniz gibi duruyor. Ama aslında 2 önde 2 arkada olmak üzere 4 tane kanadı var. Eğer bilet okutmadan geçerseniz hemen arkadaki 2 kanat açılıp önünüzü kesiyor (denedik yani🙂 ). Bileti okutup geçerseniz sorunsuz, dosdoğru yürüyorsunuz. Bu arada çoğu zaman etrafta hiçbir görevli yok. Kameralardan izleniyor her şey. Üst baş arama diye bir şey yok, güvenlik yok. Problem yaşadığınızda dolum makinelerinin hemen üstünde telefonlar var. Ya derdinizi anlatıyorsunuz ya da biri geliyor öyle anlatıyorsunuz. Bir kere kartı okuttuk ama algılamadı sonra görevliyi arayıp durumu izah edince geçebilirsiniz turnikelerden dediler hemen. Adamlar yalan söyleme ihtimalinizi pekte umursamıyorlar sanırım.

Turnikeler

Turnikeler (Foto. Kaynak)

Turnike T-Money

Turnike T-Money – (Foto. Kaynak)

Ben hayatımda bu kadar karmaşık durupta bu kadar basit olan başka bir şey daha görmedim. Her şey o kadar oturmuş ki. Birde her yere her şeyin İngilizceleri yazılmış. Bir hattan başka bir hatta geçmek kolay, çıkışları bulmak kolay, çıkışlarda neler var öğrenmek kolay, bedava metro haritası bulmak kolay, metro haritasını cebe, iPad’e vs. indirip kullanmak kolay, para yüklemek kolay, binmek kolay, inmek kolay, metronun gelmesine ne kadar var anlamak kolay. Kolay yani anlayacağınız. Sistemi uzun uzun anlatmayacağım, gidince kafa patlatıp keşfetmenin keyfini yaşayın.

Eğer detaylı bilgi istiyorsanız ve İngilizceniz varsa;

http://english.visitkorea.or.kr/enu/TR/TR_EN_5_1_4.jsp bu sayfaya bir göz atın. Metroyla ilgili her bilgi mevcut.

Bu arada tıpkı Taksim-Kabataj finüküler hattındaki Seul’daki her metroda raylar kapalı. İnsanlar düşmesin diye cam panellerle kapatılmış. Gerçi düşmekten ziyade atlayıp intihar ediyorlarmış da o yüzden kapatmışlar. Metronun görüntüsü için bu kısa videoyu izleyebilirsiniz:

Bu arada metroya biner binmez bir şey dikkatinizi çekiyor🙂 Herkesin ama herkesin elinde akıllı telefonlar, ya beysbol maçı izliyorlar, ya dizi izliyorlar, ya oyun oynuyorlar vs. (Kore’ye en hızlı adapte olabileceğim mevzu bu :)))) Neticede bende metrobüste Kore dizisi izleyen bir kişiliğim :)) ) Çok ilginç bir görüntüydü. Görüntüyü ilginç yapan nerdeyse herkesin bu şekilde olmasıydı🙂 Bir başka not ise Kore’de internetin her yerde olmasıydı. Metroda yerin bilmem kaç kat altında bütün telefon operatörlerinin ücretsiz wifi bağlantısı vardı.

Seul 315

Seul Metrosu

Birde başka önemli bir mevzu da metroda oturduğunuz yer! Metronun içi şu anda bizde de kullanılan Kadıköy-Kartal metrosunun birebir aynısı (zaten bu metro Kore’den ithal😉 ). Binenler bilir metronun kapılarının hemen yanında 3 kişilik koltuklar vardır. He işte o koltuklar yaşlı Ajussi ve Ajummalar, hamileler, sakatlar için. Sakın oturayım demeyin. Metro tıklım tıklım olsa bile orası boşsa boş. Kimse oturmuyor. Biz birkaç kere yorgunluktan oturduk. Herkes size bakıyor bir kere. Yaşlılar binince ve oturduğunuzu görünce ise gözlerinden ateşler saçıyorlar. Gerçi bir keresinde oturduğumuz yerden kalkmıştık ama bizi geri çağırıp oturttular tekrar. Sanırım turistiz diye bir iltimas geçildi🙂

Yaşlıların Yerleri

Yaşlıların Yerleri ( Foto. Kaynak)

Yaşlıların Yerleri 2

Yaşlıların Yerleri 2  (Foto. Kaynak)

Neyse nihayetinde varmamız gereken yere ulaşıyoruz. Bu bölge hostellerin, üniversitelerin, eğlence ve alışveriş yerlerinin olduğu genç ve dinamik bir bölge. Hostel sahibimizi aramamız ve geldik diye haber vermemiz gerekiyor. Hemen ücretsiz bir wifi ile whatsapp’den yazıp geldiğimizi bildiriyoruz ve beklemeye başlıyoruz. Bu arada Tülay’dan öğreniyorum ki Koreliler telefonum yok, telefonunuzu kullanabilir miyim dediğinizde seve seve paylaşıyorlar telefonlarını. İler ki zamanlarda Tanzanca Korecemle çoğu zaman üstesinden geliyorum bu telefon meselesinin de. Ama Türkiye’ye dönünce öğreniyorum ki meğerse 1 dakikalık bedavaya kısa görüşmeler yapabileceğiniz telefonlar varmış duraklarda:/

Gitmeden önce bazı yerlerde Korelilerin çok yoğun çalıştıklarını, alışverişlerini metroda yaptıklarını falan duymuştum ama bir türlü nasıldır hayal edemiyordum🙂 Bildiğin yer altı çarşısıymış meğerse kastettikleri🙂 İlk seferimizde bile baya bir tanıdık mağaza gördük. Bu yazımı yayınlayan arkadaşım Makinosev, So Ji Sub hayranıdır. Vivien mağazasında resimlerini görünce hemen çekiverdim O’nun için.

Seul 12

Zavallı So Ji Sub🙂 Bu fotoğrafta karizmayı biraz çizdirmiş :))))))

Seul 13Makinosev’den not:  duvardaki posteri geçtim de şu sağ tarafta yer alan nar çiçeği ürünün(!) arasından bir çift badem gözle bakan JiSubşi beni öldürdü gülmekten😀 Ama ne derler bilirsiniz, reklamın iyisi kötüsü olmaz😀

Hostel:

15-20 dakikalık bekleme sonunda hostel sahibimiz minibüsüyle bizi almaya geldi. 5 dakikalık bir seyahatten sonra kalacağımız ilk hostele (Haha House) varıyoruz. İlk yazımda da belirttiğim gibi hostel çok şık bir bölgede bulunuyor. Ve binası da bir o kadar şık. Paranın bir kısmınız ödüyoruz ve gerisini dolar ödesek olur mu diye soruyoruz ama kabul etmiyorlar. Bende gerisini yarın bozdurup ödeyeceğimi söylüyorum. Tamam diyorlar. Bize oda için bir kart ve birkaç şifre veriyorlar. Kore dizileri izleyenler bilir, Kore’de kapılar anahtarla açılmıyor. Ya akbil benzeri bir aletleri var ya da kart kullanıyorlar. Burası kart kullananlardan. İlk başta biraz yadırgıyoruz ama alışıyoruz sonra🙂

Seul 8SEUL- Haha House

Haha House

Haha House Hostel’inde Giriş – Çıkışlar  (Foto. Kaynak )

Oda da yataklar yerdeydi, hem ısıtması hem soğutması vardı. Isıtma yerdendi. Ufak bir banyo, ufak bir buzdolabı vardı. Pencerelerinde sineklikler vardı. Yeri gelmişken belirteyim Kore’de ciddi bir sivrisinek problemi var (Kore dizileri izleyenler bilir :D). Bu yüzden camlardaki sineklikleri açmak pek akıl kârı değil. Sonra gece yatarken geberiyorsunuz. Bir çevre mühendisi olarak (😛 ) sivrisinek problemini çok yağış alan bir bölge olmasına ve Han Nehri’ne bağladım🙂 Sonuçta sulak alanlarda her zaman ciddi sivrisinek problemi görülür.

İlk Gezim Gangnam’a:

Hostele yerleştiğimizde hala güneş tepedeydi. Ben ne kadar uykusuz olursam olayım güneş varken uyuyamam. Bu yüzden ben uyumamaya ve Tülay’la dışarı çıkmaya karar verdim. Kuzenim kalıp uyumayı tercih etti. Tülay nereye gidelim diye sorunca isim olarak bildiğim, aklımda tutabildiğim tek yer olan Gangnam’ın adını söyledim. Biz ordayken Gangnam Style yeni çıkmıştı ve sanırım 100 milyon kadar izlenmişti. Kuzenim bilmiyordu bile ne klibi ne şarkıyı🙂 Neyse biz kalktık Gangnam yolunu tuttuk. Önce adını hatırlayamadığım bir yerde mola verdik ve Kimbap yedik. Daha önce hiç yosun yememiştim. Gerçekten ilk denemede o kadar iğrenç gelmedi. Ama seyahatin sonlarında bir kez daha deneyince ve yosun her ağzıma değdiğinde midem kalktı. Ben sevemedim bu Kore yemeklerini:/

Kimbap KİMBAP

Sonra bir daha metroya bindik ve Han Nehri’nin diğer yakasında bulunan Gangnam’a ulaştık. Şimdi Türkiye’de insanlar PSY’ın klibinden sonra Gangnam’ı tarife başladı, işte şöyle lüks bir yer, böyle pahalı bir yer diye. Kimi Etiler’e benziyor, kimi Levent’e benziyor dedi. Ama kesinlikle Türkiye’de Gangnam’a benzer bir yer yok. Caddeleri inanılmaz derecede geniş. Binalar çok yüksek ve daha hiç görmediğim değişik mimarilere sahip. İnsanlar ise çok ama çok şık.

Gangnam GANGNAM

Bu da Seul sokaklarındaki, Gangnam sokaklarındaki ilk fotoğrafım. Tabii ki Kore bayrağıyla🙂

Seul 14

Gangnam’da karşılaştığım ve çok şaşırdığım bir diğer şey ise dilenciler oldu :))) Daha önce hiç böylesini görmedim. Yerle tamamen bir ve sürünerek gidiyorlar. Önlerinde bir kutu ve müzik çalan bir şey var, hoparlör var falan. Çalan müzikte bir acıklı ki, insanın kendini kesesi geliyor :)))) Biri bir tanesinin videosunu çekmiş, merak edenler buradan izleyebilir:

Biraz Gangnam’da takıldıktan sonra yolcuğun yorgunluğu iyice üstüme çöktü ve acayip uykum geldi. Bizde Gangnam’a veda edip hostele döndük. İlk günümde bana çok yardımcı olan sevgili arkadaşım Tülay’a buradan huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Kamsahammida Tülay-shi ^^

2.BÖLÜMÜN SONU

Not:

Uzun ama bir solukta okunan bu güzel gezi yazısı için Elipı’ye çok çok teşekkür ederim, sağolsun Kore’ye gittiğinde bana ne istersem getirmeyi ihmal etmedi😀

Bu gezi yazısını da geziden döndüğünden beridir planlıyordu ama yoğun iş temposundan ancak bugüne kısmet oldu😀 İyi de oldu gerçi, eğer bu yaz için gezi planlarınız arasında Kore var ise bu yazıyı Aslı‘nın blogundan yayınlanan ilk bölümden başlayarak okumanızı şiddetle tavsiye ederim.  Yazı dizisi dönüşümlü olarak Aslı’nın ve benim blogda yayınlanacaktır, 3. bölümde Aslı’nın blogunda görüşmek üzere…

PART 1: Elif’in Güney Kore Güncesi

Sorularınız için elif’e buradan ulaşabilirsiniz😉

13 thoughts on “Elipı’nin Güney Kore Güncesi (PART 2)

  1. Geri bildirim: Elif’in Güney Kore Güncesi (PART 1) | "Aslı" Gibidir...

  2. Çok keyifli bir yazı. Ben 2.sinden başladım ama 1.sini vakit bulur bulmaz okuyacağım. Verdiğiniz bilgiler içinde teşekkürler. Ben bu yaz tur ile gideceğim Kore’ye. inşallah Elipı arkadaşımız gibi keyifli bir yolculuk yaşarız. ^^

  3. gong yoo yu gördüğündeki tepkiyi aynen ben de yapardım bir gong yoo hastası olarak :)ki burda bir kore fuarında junsunun fotosunu görüpde aynı senin hallerinde verdiğim pozlar oldu😀 Korelilerde beni görüp baya gülmüşlerdi bende onlara burda posterlerine bile ulaşamıyoruz biz demiştim napmamı bekliyorsunuz😀

    • Gezi yazısı arkadaşımız Elif tarafından 2 bölüm halinde yazıldı, ilk bölüm aslı arkadaşımızın blogunda yayınlandı fakat bir talihsizlik sonucu wordpress tarafından blog askıya alındı. Doktora yaptığı için de malesef 3. bölüm planlandığı halde yazılamadı😦 yine de sorularınız var ise https://twitter.com/ElifSekman adresinden elifle sohbet edebilirsiniz🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s