Mutluluk, Mutsuzluğun Sessizliğidir, Susturdum Mutsuzluğumu Size Yazmak İçin…

Merhaba Arkadaşlarrr, nasılsınız???

İyi diyelim iyi olsun değil mi? Öldürmeyen şey güçlendirir, “düşük tansiyonlara, mesaiye kaldığım iş saatlerinden dolayı çalışamadığım bo*tan geçen KPSS’ye, tatilsiz sıcak havalara, ot gibi (hayvanı geçtim artık lüks geliyor) yaşamaya, adaletsizliğine sövdüğüm kirlenmiş dünyaya…” saydırdığım satırları hızlı geçip, başlıkta açıkladığım gibi direkt yüzümü güldüren o küçük ama değerli mutlu anlarımdan bahsedeyim istiyorum.

Bir önceki yazımda doğum günümde istediğim hediyelerden bahsetmiştim, özellikle jisubşiden çöp konteynerları ve çöp kamyonları istemiştim, oyuncakta olsa razıydım üstelik 🙂 Kalbim mi temizmiş yoksa kaderin bir oyunu muydu bilmem ama, çalıştığım kamu kurumunun 70 küsür yeni galvaniz çöp konteynırı siparişi tam da o güne geldi 😀 Her apartmanın önüne konulan sıradan çöp konteynerleri işte en nihayetinde ama çok güzel bir sürpriz oldu 😀

Bunun dışında Doğum Günüm öncesi katıldığım REW fuarında şirin mi şirin, mini mi mini geri dönüşüm  kutuları ve çöp kutuları buldum 😀 ne kadar minik olduğunu yanındaki esas boyuttaki kutulardan anlayabilirsiniz 😀

İnsan buraya her dileğini yazmalı, oluyor mu oluyor, demedi demeyin 😀 Kafayı yiyecek kadar stresli bir gün yaşamıştım ama hem bu minik sürpriz hem de yanımda olan arkadaşlarım sayesinde kendimi denize atmadan o günü atlatmayı başardım 😛  Buradan hepinize kocaman kocaman öpücükler gönderiyorum 🙂

Madem yüzsüzlük edip hediyelerimi sıralamaya başladım, Kuzenimin aldığı Korece Pratik Konuşma Kılavuzundan da bahsedeyim, annemin hain planlarına rağmen elime ulaşan süper bir bir hediye oldu 🙂

Dayım vasıtasıyla annemin eline geçen hediye, başlangıçta annemin çevirdiği “trende unutmuşum kızım” adlı gerilim filminde başrol oynasa da, filmin sonunda yazı şeridi akarken benim kendi kendime “ama benim  annem hiç bir şeyi unutmaz kiiiiğ” repliğinden yola çıkarak serinin 2. filmini piyasaya sürmem sonunda  kanımca güzel bir dedektif filmine malzeme oldu ve en nihayetinde  evin en ücra yerinde, saklandığı yerden “oo hallelujah” nidalarıyla gün ışığına çıkarıldı. Annemin pis pis gülüşü hala gözlerimin önünde, “böyle şaka mı olur annee yeaa” demek vardı da, saygımdan sustum yeminle 🙂

Birde Aslım‘ın teeee Houston’da elceğizleri yaptığı magnetler var ki Aslının geri dönmesini onu özlememden dolayı mı magnetleri dünya gözüyle görmek istediğim için mi istiyorum hala çözmüş değilim 😀 İşte magnetler! biri onun biri benim heheh 😀

Hediyelerden konuya bodozlama girdim ama aslında bugün başıma gelen şeylerden bahsedecektim ben 😀 Tivitırda Şizomizo’ya çıtlatayım dedim ortaya spam hızında peşpeşe atılan mesajlar yığını oluştu, haliyle Şizomda “ben bunu blogda ayrıntılı okusam daha iyi” şeklinde beni uyardı 😀 ehehe başıma ne mi geldi peki?

EgosantrikRapsody’nin bu güzel yazısında başına gelenlerin bir benzeri yaşandı, tivıtır camiasında olsun, kendi aramızda olsun dayanamayıp Türkorece konuşmamıza acıdığından olsa gerek Tanrım “Al bak bunlarla konuş, dediğinizden bir şey anlaşılmıyor”  dercesine karşıma 4 Koreli Ünv öğrencisi çıkardı 😀  Kampa gelmişler, aslında Kore dışında bir kaç ülke daha var, Kanada vs… ama benim gözüm şirin Korelilerimden başkasını görmedi. 😀 Kampın Türkiye ayağında öğrencilere yardımcı olan iş arkadaşım yanında bir grup öğrenci varken bugünbeni  yanına çağırdı. Kore hastalığımın ne kadarını biliyordu bilmiyorum ama bana sorduğu “Makinocum, hangi dillerde konuşmak istersin, İngilizce, İspanyolca, Rusça vs?” sorusuna koyduğu soru işaretinin kuyruğu tamamlanmadan ben hemen Korelilere dönüp “Anyonghaseyoooooo” deyiverdim 😀

O an ki sevgi pıtırcığı hallerimi görmeniz lazımdı 😀 Elimde sıcak havalardan düşüp duran tansiyonum için aldığım tuzlu ayran ve beyaz peynirli tostun olduğu poşeti hiç taşımıyormuşcasına, her türlü  el kol hareketleri yaptım. Hatta ” Hanguk Çogım/ Korece Biraz” derken barmaklarıma şirin şirin azıcık der gibi şekil bile yaptırdım 😀 Benim her türlü şebekliğime sağolsunlar hep bir ağızdan “voaaaağ” nidaları atıp durdular 😀

Burada kendi aramızda Türkorece konuşuyoruz ya orada da mecburen İngilizce-Korece konuşmak durumunda kaldım, bazı şeylerin önüne geçilemiyor malesef, halbusem saf korece konuşmayı bende isterdim 😀

Hazırlıksız yakalandığım için saçmalama katsayım da yüksekti malesef, aşağıda tüm diyalogu veriyorum, lütfen okurken benim ağzımdan normalde çıkmayacak cümlelerin altını çizinizi arkidişler olur mu?

Kaktüs- Anyonghaseyoo

Koreli öğrencilerin 4ü birden şuursuzca – Anyonghaseyo?

Kaktüs- Hanguk çogım! (azıcık korecem var demeye getirdim tüm şirinliğimle ki damardan girdim kanımca 😀 )

Koreliler – Voaaaa Hanguk????

Yüzlerindeki nassı yani bakışı ile bu noktadan sonra tüm Hallyu sevdamı kusuyorum ama dikkat arada içimden baaşka bir Kaktüs daha çıkacak!

Kaktüs- I like to watch Korean Dramas ( burada özgüven tam!, 60 kedi besleyen kaçık teyzelerden bir farkım yok halbuki 😀 )

copy paste : Koreliler – Voaaaa o_O

fangirl kaktus- my favorite korean actor is…. Kong Yu(Gong Yu değil bakınızi Kon Yu, karşısınızda profesyonel bir hayran var 😀 ) … So Ci Sab (Aksanımı hissediyorsunuzdur ordan umarım 😀 )… Han Ji Min!!!! ( Oh shit! )

işte burda s*tım sıvadım, Han Ji Min ne yahuuuuuuuu, Shin Min Ah olur,  Kim Sun Ah olur daaaa, Ji Sub’ın eski  yavuklusu nerden çıktı yahuuu 😀 Hadi Kong Yu ilk adını ezberlediğim oyuncu ama Han Ji Min ne yaaaa  :S

Neyse yine de bozuntuya vermiyorum tabi, bir kere gaza gelmişim, “Voaa” nidaları benim için yankılanıyor havada (bonzaiii kaktus!!!!) 😀

Gözleri dönen Kaktus – Mianhada Saranghe, my favorite korean dramaaağ!!!!

Koreli Bir çocuk artık diyalog kurmaya karar verdi benimle bkz- Do you like So Ji Sub????

Kaktus – Of course( tabikisidee ayıpsın) !!! :D(there are) many fans(of him) in Turkey! …. parantez içindekiler yuttuğum anlamlı kelimeler 😀 Ama yine de anladılar sanırım.

Ha bir de konuşmanın bu noktasında bana teşekkür ettiler, tokalaşarak saygılı bir şekilde teşekkür ettik birbirimize 😀

Artık bu diyalogdan sonra, iş arkadaşım  ve diğer yabancı öğrencilerin varllığını hissettim 😀 Arkadaşıma dönüp “bir ara bir etkinlik ayarlayalım olur mu? şuan çok tansiyonum düşük, başka zaman yine görüştür beni” demeyi akıl ettim neyse ki, hoş çocuğun suratından bu senin iletişime geçememiş halinse, geçmiş halin nedir bakışını aldım ya neyse 😀

Neyse efendim son olarak diğer yabancı öğrencileri yine yeniden görmezden gelip tekrar koreli arkidişlerime(!) Anyonghaseyo diyerek vedalaştım ve ortamdan kaçıverdim 🙂 Ofise döndüğümde tansiyonum normale dönmüştü 😀

Açıkçası bu muhabbetten sonra korece kılavuzumu çantamdan hiç çıkarmamaya karar verdim 😀 Bence sizde bir tane edinin, Korelilerin nereden çıkacağı belli olmaz 😀

Saate bakıyorumda şuan, sanırım yazarken kendimi kaybetmişim ama güzel geldi, rahatladım, çok özlemişim blogu 😦  Artık bir sonraki çılgın anıma denk gelen yazıma kadar kendinize çok iyi bakın efendim 😀

Gitmeden aşağıdaki şu panda kokulu reklamı sizinle paylaşmak istiyorum, şu sıra ideolüm bu Panda 😀