Çok Yönlü Blogger Ödülleri ^^

Bir mim yazısına… daha doğrusu ödül törenine hoşgeldiniz 😀 Bu defa ki ödül töreni Bir Yudum İnsan tadında olabilir zira ödülü öyle kuru kuru dağıtmıyoruz, azıcık kendimizden de bahsedeceğiz.

3 Basit kuralımız var…

Bu ödülü bize layık gören kişiye teşekkür edip bloğunun linkini paylaşıyoruz 😀

Canlina, Metropol Günlüğü, Bez CadılarıHikaruivy, Madam Patapuff,   Masaleviiii, MyDestiny , SadeceDeniz , Nomuyeppuda, HyperGirls, Egosantrikrapsody , kore-delisi, Sağbeyin , SevgiliGünlük , Hayalmiyim, Nefertitiii ve LaFeaaa 😀

Birbirinden değerli o kadar güzel ve üzerine uğraşılmış blog var ki araya kaynak yapabildiğim için çok mutlu oldum ve de  şanslı hissetim tabiki 😀 Çommal Komaooo 😀 Çok çok teşekkür ederim 🙂

Hakkımızda 7 gerçek paylaşıyoruz!!! (Jaws müziği girsin!!! 😛 )


  1. Üniversite hazırlıktayken, bir gün evde gazeteden çıkmış tarot kartları buldum. Sanki biri bana çoktan öğretmiş gibi de tarot bakmaya başladım bir anda 🙂 Hazırlık bitti ben bayaa kendi kendime bakar hale geldim 🙂 Zaten okültizm tarzı şeylere çok meraklıydım bir de üstüne tarot vs çıktıktan sonra günlük olarak arkadaşlarıma tarot bakmaya da başladım 1. sınıfta 😀 Konumuz belli, x kişiyle y kişisi biraraya gelebilecek mi? 🙂 Ali’yi mi seçsem daha doğru olur, Veli’yi mi? 😀  Sonuç!!!… Hıdır mıdır Yunus mudur derken ben kafayı çizdim yılsonunda ve çöpe attım gitti tarotları 🙂  Yıllar sonra yüksek lisansa başladığımda da kahve falına bakmaya başladım 🙂 Bu sefer o kadar kendimi kaptırmıyorum ama akıllandım artık 😉
  2. So Ji Sub yazısı yazmaya nasıl mı başladım? 41. yazımı bu yakuşuklu ajussiye ayırayım istedim, 41 kere maşallah hesabı 😀 Tumblr’da o kararımı nasıl açıklamışım bkz 🙂 Ama bir bölümde bitiremedim hehe, gerisini de siz biliyorsunuz zaten 😛 😀
  3. Neden bilmem hemcinslerimi kolayca çözemem. Hani erkekler der ya kadınları bir türlü çözemeyiz diye. Ben de öyle 😀 Arkadaşlık ettiği kişilere, en çok üzüldükleri ve en çok eleştirdikleri mevzulara göre onları anlamaya çalışırım. Bu da zaman alıyor tabi ki 🙂 Ama konu karşı cins olunca bir bakışta adamın ciğerini okurum. Dedikoducu mu, yalancı mı yada iyi huylu mu hemen anlarım. Bunu bilen arkadaşlarım benden karakter tahlili yapmam için yardım bile isterler 🙂 Umarım ilerde bu özelliğim benim de işime yarar. Ne yalan söyliim, mazallah yanlış kişiyle evlenmek korkulu rüyamdır  😀
  4. Nostalji insanıyımdır. Çocukluğuma dair her şeyi çok net hatırlarım, çigifilmler, diziler, önemli olaylar… hatta biri bana bir anısını anlatsın onu da hatırlarım 😀 Bir arkadaşım küçükken çok sık hastaneye gitmek zorunda kaldığını ama yolda midesi bulandığı için annesinin hastaneye girmeden ona hep çubuklu kraker ve çamlıca gazoz aldığından bahsetmişti. Ne zaman ki arkadaşım nezleyim, başım ağrıyor tarzı bir şey söylese hiç şaşmaz gözümün önüne onun ufaklık hali ve kraker-gazoz menüsü gelir 😀
  5. Biyografi kitaplarını çok severim(Henri Charriere’in Papillon kitabının hastasıyım) yada olayları değilde insanları anlatan kitapları (ör: Milan Kundera, Gorki vs kitapları)… Kore dizilerine bu yüzden hayran kaldım galiba, sabun köpüğü gibi karakterler yaratmıyorlar, her dizi bittiğinde tanıdığım birilerine veda ediyormuşum gibi geliyor o yüzden 🙂
  6. Ortaokul ve lisede dergi manyağıydım. Abim üniversite için başka şehirde okumaya gittiğinde deli gibi onun BlueJean ve Sinema dergilerine saldırmıştım. Benim ortaokuldan kalma HeyGirl ve liseden kalma Şebek/Köprüaltı dergilerim(yaş farkı dergi tiplerine nasıl da yansımış 😀 ) ile birlikte tüm bu dergiler çokça zaman kitaplardan daha çok yer kaplamıştır evde. Ne yazık ki hepsi çöpe gittiler, bana zorla o dergileri attıran ev ahalisine burdan saygı ve sevgilerimi gönderiyorum 😀 Eskilere dair ne biliyorsam o dergilerden okuyup öğrenmişimdir 🙂
  7. Ne kadar ağlayıp sızlansam da, hayata veryansın etsemde, kendime olan inancım hep olmuştur. Ortaokul ve lisede çok çalışkan bir öğrenci değildim ama lise 2’de Boğaziçi Ünv’ne geziye gitmiştik, o gün üniversiteye kesin gitmeliyim dedim. Ama temelim yoktu, dikkati dağınık bir öğrenciydim çünkü. Sınavı da 2.girişimde kazandım ama o kadar uyanıktım ki ilk seferinde kazanamayacığımı tahmin ettiğim için,  okulun son senesi sadece okuldaki notlarımı yükseltmeye, okul bitince de üniversite sınavına odaklandım 🙂 Ve sonuç… istediğimi elde ettim. Üstelik üniversiteyi kazandığım yıl, sınav haftasında babam rahatsızdı ve 1 hafta boyunca hastanede kaldı, ben yine de moralimi bozmamış her gün deneme testlerimi çözmeye devam etmiştim. Şimdi geriye dönüp baktığımda;  moralimi bozup  sınavı kaybetmek yerine, kendime ve hayallerime inanıp o moralle çalışıp kazandığım için gurur duyuyorum kendimle 🙂  Bu ufacık bir örnek, kendime en başından beri inandığım için başıma gelen güzel şeylerden biri… Umarım sizde kendiniz ile ilgili güzel hayaller kurmayı bırakmazsınız, hayat o kadar da kötü değil sabırlı olduğunuz takdirde önünde sonunda size güzel bir sürpriz yapıyor 😀 Not: Hayatımda yaşadığım en kötü pişmanlıklar ise kendime güvenimi kaybettiğimde yaptığım hatalardır, amaan diim sizde aynı hataları yapmayın 😉

Bu ödülü 10 blogger arkadaşımıza takdim ediyoruz 🙂

Kendimi anlatmaya çalışırken nasıl zorlandıysam bu 10 maddelik grubu hazırlarken de bir o kadar zorlandım. Sürekli taşıyor bu liste, ben de mecburen kırpmak durumunda kalıyorum 😦 Her ne kadar aşağıda 10 blog bulunuyorsa da asıl liste blogumun sağ sütunundaki listedir. Tüm wordpress ve blogspot ailesine burdan selam ederim 🙂

Şizo-mizo: Tam da So Ji Sub ve bir çok film üzerine muhabbete girişmişken, mecburan sanal alemden uzakta kalmak durumunda kaldın ama umarım bu mimi blogunda görebilirim 🙂

Aslı’nın Güncesi: Aslı benim neredeyse 5 yıllık arkadaşım, ortak arkadaşımız Merve’nin bizi kampüsümüzün Orta Bahçe’de tanıştırdığı günü bile hatırlıyorum 🙂 Ufak yuvarlak masallardan birine geçmiş bizi bekliyordu, yanına gelmeden önce Merve zaten kısaca tanıtmıştı seni, kafa dengidir dediğini hatırlıyorum hayal meyal 🙂 Cidden çok kafa dengi biri çıktın ne güzel 😀 Blogunu karıştırdığınızda tek bir şeye bağlı kalmadan bir çok konuda yazdığını görebilirsiniz 🙂

Hikaruivy: Hikaruivy’nin renkli dünyasını keşfetmeyen kaldı mı aramızda hııı? Bu kadar iş güç arasında nasıl bloga zaman ayırabildiğini hala çözebilmiş değilim (alkış gelsin 😀 ) Bir de üstüne drama tadında hikayeler yazar 🙂  Yazılarını okurken insana mutluluk hormonu aşılar, yorumları ise müthiş enerji verir. Keyfi yerinde değilken bile bozuntuya vermez her zaman çok naziktir. Song Joong Ki’nin biricik Ivy’sidir 😀  Aaa bir de beni hikaye yazmam için mimleyen kişidir, hala inanamıyorum nasıl böyle bir şeye cesaret ettim 😀 Zor ama çok da ilginç olan bu deneyimi bana yaşattığın için çok teşekkürler 😀

Winpohu: Çok asildir uri kok’um, asaletine yakışan henüz bir oppa bulamadı kendisine diye çok üzülürdüm derken aradığım asil kanı buldum 😀 😀 Son zamanlarda  Takeshi Kaneshiro filmleri izliyorum ve aklıma winpohu geliyor hep 😀 Ben çok yakıştırdım şahsen (Bkz: Herkese Oppa Kampanyası)  😀 Takeshi abimizin ne şatosu var ne de dük vs gibi ünvanı ama çok yetenekli ve zarif oluşu o açığı kapatacaktır sanırım 😀 Ödül mü dağıtıyorum nikah mı kıyıyorum belli değil di miiğ 😀 Evet ben de şimdi farkettim 😛 Ama anladınız siz ne demek istediğimi 😛

Masalevi: Seninle n’apcaz biz çingum yav, o güzel hikayeni okurken resmen Hong Ki hayranı olup çıktım 😀 Ottekaci? (Bkz: anne ben primadonna oldum! ) Bu nasıl güzel sestir ama yaaa 🙂

Neyse ne diyordum! Masalımızın böyle tatlı zevkleri olduğu gibi karanlık bir yönü de var! O da korku yada gerilim filmleri… 😀 A tale of two sisters’ı yıllar sonra senin yüzünden tekrar izledim 😦 Alacağın olsun 😛 😀 Gördüğünüz gibi çok yönlüdür kendileri hehe 🙂

Egosantrikrapsody: Winpohu’nun bize kazandırdığı gizli kalmış bir yetenektir kendisi 😀 Artık gizli değil tabi, blog sayesinde afişe oldu sonunda 😀 😀 Esprili üslubu, meraklı ve detaycı oluşu yazdığı yazıların hem çok eğlenceli hem de çok ilginç olmasını sağlar 😀 Hep uzun mu yazdım ne! diye kendine sitem eder ama o kadar akıcı yazar ki bir solukta okursunuz hepsini 😀 Seviyoruz kendisini efem 😉

Bez Cadıları: Kazana düşen bu cadıları sevmemek imkansız, bloglarına her girdiğimde yeni yeni konularla karşılaşıyorum. Sevgili Günlük ve Bez Cadılarını bu bakımdan çok kıskanıyorum. Hem aile gibiler hem de sürekli canlı bir atmosferi var 😀 Tek kişi olunca bazen fena halde tıkanıyorsun, Allah’tan böyle güzel mimler var da bloguma hareket geldi 😀 Şimdi bloga tekrar bir göz attımda yeni yeni yazılar gelmiş yine, dumanı tütüyor resmen 😀 Balli onlara bir göz atın 🙂

Sevgili Günlük: WordPress’de tanıştık kendileriyle, blog işinde çok yeniyim ve tanıdığım ilk blogger band kendileridir. Tanıtım yazılarında 4 kişi olduklarını öğrenince vay be demiştim, gözlerim kamaşmıştı. Hepsi kıpır kıpır ve zeki kızlarımızın yazıları da bir o kadar ilginçtir. Farklı zevklere sahip olduklarından hakikaten çok yönlüdürler. 😀 😀 Şu sıra hepsinin işi başından aşkın ama çok güncel ve hareketli bir bloga sahipler 😀 Çok imreniyorum vallaa 😀 Bu güel ödül az bile size 😉

Pudra tozu: Blogspotta gezindiğimde mutlaka bloguna uğrarım, o kadar çok yazısı var ki, hala bitiremedim arşivini, her gittiğimde eskilerden de bir kaç yazısını okuyup öyle çıkarım 🙂 Blogunun teması insana huzur verir, o ekrana bakmak bile benim için ayrı bir meditasyon 😀 Her konu hakkında dürüstçe yaar, Kpss belası da buna dahil :S Ama dedim ya çeşit çeşit yazar, hatta yemek yazılarıyla sizi yedirip içirip öyle uğurlar 😀 Senin blogunu okurken iştahım açılıyor valla 😀 Tabi bir de söylemeden geçemeyeceğim bir faktör var. Kendisi  Jung Woo-sung aşığıdır. Bir gün ona nikahı basacak ve gururumuz olacak inanıyorum ben buna 😀

Metropol Günlüğü: Güncel bloggerlarımızdan biridir , bir de aramızda cidden gazetecilik okuyan bir kendisi var 😀 Eve iş getirilmez bilmiyon mu çingu? 😀 😀 Big Bang hayranı olması dolayısıyla bir V.I.P’dir kendisi ama içten içe  Kim Hyun Joong hayranı bence, kesin evinde gizli gizli ss501 dinliyor biliyorum ben 😛 😀 Şaka şaka 😀 Yine güzel bir mim pasladığın için buradan teşekkür ederim, bu arada misafir blogger mim’ini sık sık tekrar edelim istiyorum. Saygılarımla 🙂

İşte böyleee… Bir mimin daha sonuna geldik, ama adını yazamadığım diğer arkadaşlarım için içim içimi yiyor hala 😦 Tekrar söylüyorum benim asıl liste blogumun sağ sütunun da zaten duruyor 😀 Hepinize sevgiler, saygılarrr 😀

Aa bu arada ödülleri alırken çıkışta Ji Sub eniştenize poz vermeyi unutmayın emi 😀

Çok Yönlü Blogger Ödülleri ^^” için 26 yorum

  1. teşekkürler sevgi 😉 bu tanışma günü muhabbeti hiç geçmemişti aramızda =) buradan okumak güzel bi sürpriz oldu bana 😉 çok kafa dengiyim değil mi 😛

    enişteme poz veriyorum —> kimçiiii =)))

    1. Ne zaman senden bahsetsem beni nasıl wp’e transfer ettiğinden bahsediyorum bu defa değişiklik olsun dedim 😀 😀 nasıl nıstalji yaptım amaaa 😀 😀
      eveeeeeeeeeeet, ilk poz Aslı’dan geldii 😀 😀 😀 bir ara mail atarım 😀

  2. Çommal komaooo.Hatta nomu nomu nomu nomu teşekkür ediyorum kok.Ben de sizi seviyorum.Ortak yönlerimiz olduğunu biliyordum ama benim sen olduğumu bilmiyordum. Ben mi yazdım la bu yazıyı derken buldum kendimi.Şu 6 özelliğin hepsini kendi özelliklerim diye anlatırım millete.He 7.yi de anlatırım da eniştemize yamuk olmaz biz de 😀 😀 Enişte naber yea.hehehe yazıları destansı boyutlarda yazınca sürekli kendimi eleştiriyorum ama akıcı olduğunu düşünmeniz beni bahtiyar eyledi. Yok yok ağlamıyorum gözüme toz kaçtı da 😛 İyi ki varsınız ya ne diyem 😀 😀

    1. Çommalckomaooo kok 😀 na du saranghee 🙂
      “Ortak yönlerimiz olduğunu biliyordum ama benim sen olduğumu bilmiyordum. ” 😀 😀 Ay ben de şoktayım, yazılarımızın uzunluğu bile aynı 😀 😀 Winpohu’ya baktığın falda ağaca yaslanmış denizkızı görmenden anlamalıydım bunu 😀 😀 Yeeeey Panda o zaman 😀 (izlemediğini biliyorum gıcıklık olsun diye attım narayı 😀 )
      Enişte’nin selamı var 😀 Fotoğrafından çok güzel çıkmış :F

      İyiki sizlerde varsınız 😀 öptüm kocaman 😀

  3. Öncelikle rica ediyorum. Ödülü sonuna kadar hak ediyordun. Güle güle kullanman dileğiyle. 😀
    Hakkındaki 7 şeyin daha ilk maddesini okurken renkli bir kişiliğin olduğu belli oluyor. Kahve falına merak bende de vardı. Tabii bir şey bildiğimden değil. Gördüklerimi söylemem; hayal gücümün desteğiyle yüksek oktavlı sallamalara dönüşüyordu her seferinde. Oluşan şekilleri bir şeylere benzetme çabam ise taktire şayandı. 😀
    Bu arada gerçekten, 41. yazında mı ilk defa So Ji Sub’dan bahsettin. Hayır doğru değilse kendimi sazan ilan etmeye hazırım. 😀
    Babanın rahatsızlığı geçmiştir umarım. Sınavı kaybetmek yerine, kendine, hayallerine inanman ve o moralle ders çalışıp kazanman büyük başarı. Kendinle ne kadar gurur duysan azdır bu yüzden.

    Fazla konuştum sanırım. 😀 Tekrar rica ederim canım. Ödül törenine katılmak benim için zevkti. So Ji Sub’un çektiği resimleri daha sonra atarsın. 😀

    1. 😀 😀 Şu an sırıttığım kadar hiç bir mim de sırıtmadım 😀 Tekrar teşekkür ederim 😀 😀 😀
      kahve falını aynen bende senin gibi bakardım ama noldu bilmiyorum “görüyoruuum görüyoruuum” demeye başladım 😛 Şaka bir yana tarot mevzusundan sonra çok abartmamaya karar verdim 😀 kafamı güzelleştiriyor kahve o yüzden daha keyifle sallıyorum galiba 😀

      ben jisub’ın MİSA’sını izlememek için yıllarca direndim, en son geçen mart ayında izledim ve o zaman hayran kaldım 😀 mazimiz çok yeni yani 😀 😀 madem bu kadar hoşlaşmışım bir de onun hakkında bir yazı yazayım istedim sonra. o zamana kadar 40 yazı yazmışım, 41. yazımı da 41 kere maşallah niyetine ona adayayım istedim 😀

      yani başlarda sadece yüzeysel bir hoşlanmaydı ama hakkında yeni yeni şeyler öğrendikçe daha bir bağlandım 😀 ve bağımlılık haline geldi neredeyse (öhöm neredeyse yani 😛 ) ne komik di mi?

      Babamın rahatsızlığı geçti çok şükür, sağol canım. Böyle anlatması dile kolay biliyorum ama insan içindeki umudu kaybetmemeli 🙂

      Bu güzel yorumun için ve ödül için ben teşekkür ederim, Nebire’ye selamlar 😀
      Fotoğrafta da çok hoj çıktın 😉

  4. Ben güle surat yapmıştım ama somurtan surat çıkmış. Hayır Winpohu başkasını bulsun Takashi olmaz 🙂 Hem onun çok taliplisi var Sinemasiada. Olmaz cıks izin vermiyorum 😛 Bir şey daha söyleyecektim ama unuttum :))

    1. Takeshi Kaneshiro’yu düzelttim sonunda ama koptum gülmekten 😀 bir senin yazdığına bakıyorum bir de benimkine ama anlamadım önce bir türlü, nasıl bir halisünasyon görüyorsam artık jeton yeni düştü, ekran netleşti de düzelttim sonunda 😀

  5. yine süper bi yazı gelmiş senden çingum, valla keşfede keşfede bitiremiyoruz seni, süpersin! 😀 şu tarot olayı manyakmış, valla bi gün yüz yüze görüştüğümüzde ben de isterem 😀 joong ki’yle günün birinde tanışabilecek miyim, hiç değilse ona bak e mi? 😀 😀

    hemcinslerimizi kolay çözememe olayı bende de var. biz karmaşık mahluklarız, napalım 😛 hakikaten ben de erkekleri daha kolay çözerim, “bu sağlam adam” dediklerim de, “bundan adam olmaz” dediklerim de genelde öyle çıkar! ama ilk görüşte değil, biraz vakit geçirip tanımam lazım, öyle adamı şıp diye gözünden anlarım diyemem senin gibi 😉

    nostalji insanı olma ve insanı anlatan kitapları çok sevme özelliklerini de paylaşıyoruz… ve son özelliğini okurken çok duygulandım, aferin canım, aynen böyle devam! zaten blog yazarak tanıştığım tüm arkadaşlar hep dolu dolu insanlar, valla sayenizde geleceğe dair umudum artıyor, gümbür gümbür bir gençlik geliyor azizim! 😀 😀

    ayrıca benim için dediklerini de çok sevdim, ayyhhh, hem mahcup olup hem sırıtmaya başladım bile 😀 sizi eğlendirebilmek, pozitif enerji aşılamak tek dileğim zaten, yapabiliyorsam ne mutlu bana… gerçekten de paylaştıkça güzellikler artıyor, tüm çabalarım o yüzden… ayrıca iyi ki seni gaza getirip hikayeye başlatmışım, ne kadar keyifle okuduğumu biliyorsun 😀 😀 bi de joongki’nin vidoesu ne güzelmiş öyle, benim bloga eklediğin fotoğraf reklamının kamera arkası, nerden de buluyosun böyle şeyleri (ayrıca videodaki o kızı çok kıskandığımı söylememe gerek yok sanırım: eşek sıpası, iki dakikalık bir reklam filmi için kim bilir kaç gününü joongkimle geçirdi, zibilyon tane fotoğraf çekilmesi de cabası! :P) sağol canım, joongki’min ivy’si olmak sayende gerçekleşti, bana da bu kadarı yeter 😉 şimdiye dek bizimle paylaştığın tüm güzellikler için teşekkür ediyorum, iyi ki varsın! iyi ki varsınız 😉

    1. :S Ama ben tarot kartlarımı attıımm, kahve falı filan bakarız olur mu? olmadı ben tabana kuvvet kaçayım sende beni yakala 😛 😀 Joong Ki için fala gerek yok yıldızlarda yazıyor sizin buluşmanız kihkih 😀 😀

      😉 her ne kadar Demirel’in elinden öpemesem de gümbür gümbür geliyoruzz heyttt 😀 😀 (ben olsaydım o şapkayı kapardım hatta 😀 ) dağ başını duman almış… diye diye ekranın menzilinde gaza gelmiş şekilde çıkıyorum şuan 😀 …. İzmir marşıyla dönerim birazdan…. 😀 (duygulanıp işi şakaya vuran blogger mode on 🙂 )

      http://www.facebook.com/groups/uzakdogufanforum/ bak bu fb grubu çok güncel, ben buradan takip ediyorum güncel video ve fotoları 😀 reklamın kendisi de kamera arkası da çok şeker di mi? korelilerin şu CF making videolarının hastasıyım zaten 😀 dizi filmi geçtim jisub’ımla bir reklam çekebileydim keşke ah keşke 😛 😀 😀 joong ki’nin o kızla geçirdiği günleri aklından çıkar bence güzel şeyler düşün 🙂 sen ivy’sin senin eline kimse su dökemez 😀 😀

      Yav blog sen ne güzel şeysin 😀 Yoksa ohoooo nasıl ve nerede tanışabilirdik ki 😀 İyiki varsın ttnet 😛 😀

      45likler miminde görüşmek üzere 😀 kucak kucak öperim xoxox 😀

  6. Çok teşekkür ederim öncelikle bu güzel ödül için dostum 🙂

    Ben de bu mim bittiğinde ufak bir güncelleme yapayım yazıma diyordum, ekleyeyim ödül verenleri 🙂

    Tarot hikayesi süperdi. Yalnız ben kahve falına öyle hararetli bakmakdan bunun geçmişi olduğunu tahmin etmiştim. doğru tahmin aha 😀

    Bende de Atlas dergisi manyaklığı vardı, sonra bıraktım, çünkü mecburdum. Evin her yerinden kağıtlar, kitaplar, borşürler, dergiler, defterler çıkıyor. Bizimkiler de çok seviyor ama benimki bir ara çok abartı olmuştu. Ben broşürleri bile atamıyorum var ya, hiçbir şekilde kıyamıyorum 🙂

    Hemen tabi enişteye poz vermeyi de unutmadım. :ok renkli bir ödül töreniydi, flaşlar, kırmızı halil, after parti filan haha. Ellerine sağlık Makino, tekrar çok teşekkür ederim 🙂

    Not: Song for You haricinde SS501 dinlemiyorum, KHJ hele hele hiç. Aman aman haha 😀

    1. Ding Dong doğru tahmin 🙂 kargalaaar diye kükrediğim karanlık bir geçmişim vardı ne yazık ki 😀 😀 😀
      Atlas cidden çok yer kaplar ama haklısın haritaları broşürleri, posterleri derken atlas ormanına dönmüştür evin 🙂 ama dergi okumak güzeldi bee, artık internet var diye almıyorum çok sık 😦

      rica ederim, ben teşekkür ederim, eğlenmenize sevindim efem 🙂

      not : inanayım mı buna 😀 😀 😀 şaka şaka 😉

  7. Ben de mimledim seni! 😀 Lee ve sen sanırım en çok ödül alan blog oldunuz, sayamadım ben:))

    Tarot falı demek, hiç düşünmezdim 😀 Eğlenceli yorumların vardır senin falla ilgili şimdi. Kahve falı daha eğlencelidir bence, sonuçta küçücük bir fincan dibinden neler neler çıkıyor 😀

    Ben de dergi alma huyu yoktu ama abim bilim-teknik dergisi alırdı düzenli bir şekilde mecburen onu okurdum, hiç ilgimi çekmemesine rağmen 😛 Okulda ise magazin dergisi furyası vardı, burç yorumlarının olduğu sayfa elden ele dolaşır dururdu:))

    So Ji Sub yazını 41. yazın olduğunu birkaç gün önce kurcaladığım tumblr arşivinde okumuştum. Güzel düşünmüşsün ama 41 kere maşallah hesabı 😀

    Ellerine sağlık:)

    1. Yehhuuu 😀 hemen geliyorum ödül törenine 🙂 Ödül veren arkadaşların ellerine yüreğine sağlık, hem çok mutlu oldum hem de mahçup :S herkes kendi içindekilerini döküyor bloguna, o yüzden hepsi birbirinden değerli aslında, 10 kişiyi nasıl zor seçtim bilemezsin 😦

      bilim-teknik tam arşivlik dergi ben de çok seviyorum, ama magazin yönüm çok ağır bastığı için hep müzik ve sinema dergilerine kaymışım heheh 😀

      tumblr’a not almak süper bir şeymiş ya, çok hoşuma gitti arşivden o notu çıkarmak, o an o notu yazarken abartıp ansiklopedi yazacağımı hiç düşünmemiştim 😀 😀 😀 ama yarasın ajussiye, tey tey 41 kere maşallah 😉

      seninde ellerine yüreğine sağlık 😉

  8. Çok eğlenceli bir ödül töreni daha (: Güzel yorumların için teşekkürler kaktüsüm 😀

    Şimdi sen yakın zamanda Andersen’e de bir fal açarsın gibi geldi bana hehehe Blogger ödüllerinde olabiliriz ama Soji’ye bakıp kimchi derken Küçük Siren’in kulaklarını çınlatmamak olmazdı ^^

    1. rica ederim ni demek 🙂
      küçük sirenin kulakları bir güzel çınladı ve o fikre bayıldı çingum 😉 dur ben şu andersen’i bi korkutayım falla 😀 nihaha yaşasın kötülük 😀

      bütün kimçiler feda olsun size, harika çıktınız hepiniz 😀

  9. tarot fallarına bir ara ben de takmıştım ama sonradan ürkütücü hale geldiği için bıraktım 🙂 herhalde bazen geleceği bilmemek daha iyi 🙂
    ah ben de dergiciydim 🙂 blue jean ve cnbc-e dergilerinin ayakta kalmasına epey yardım ettim sanırım 🙂 bir de “hep dergilerimi atmayayım ,ileride okuyunca eski günlerimi hatırlarım,yüzümde bir gülümseme oluşur,kimbilir belki de çocuklarım da okur” diye kurduğum hayaller annemin genel temizlik amacıyla yaptığı katliamda bir günde yıkılmıştı 🙂
    bu arada biraz alakasız olacak ama 7. maddedeki son sözlerin için çok teşekkürler:) sanırım bu aralar böyle sözleri okumaya ihtiyacım var 🙂
    ellerine sağlık^^

    1. aynen bende bıraktım 2. senenin sonunda 😀 kargalaaar diye ortalıkta nara atacaktım yoksa 😀 şaka şaka 🙂 mis gb kahve falı varken, tarot biraz ürkütücü cidden 😉 fala inanma falsız kalma diyelim biz en iyisi 🙂

      ben de ben de:D ah o katliamlar var yaaa, eski bir film hakkında yazacağım mesela, sinema dergisinden hatırladığım notlar aklıma geliyor ama aynısını internette bulamıyorum ve çıldırıyorum, anılarımızı katlettiler ya alacağı olsun ev ahalimizin 😀 ben de torumlarıma göstercektim onları böhüüü 😦

      hepimizin ihtiyacı var böyle sözler duymaya, o madde de açıkçası kendime de laf sokuşturuyordum 😀 okurken sana iyi geldiyse ne mutlu bana 🙂 aja aja fightiiing 😀 😀

      siz sağolun 😉

  10. ayy jisub’un o fıstık resmiyle veda edilir mi annem, tüm söyliceklerimi unuttum iyi mi 🙂

    öhöm öhöm nerede kalmıştık, öncelikle bana bu güzel ödülü layık gördüğün için ve hakkımda yazdığın her şey için çook teşekkür ederim. bana blog okuma alışkanlığı kazandıran insanlardan birisin sen de. içten yazdığın o kadar belli ki, bloğun karakterinin aynası gibi.. yazıların hiç bitmesin canım..

    ottokaci diyorsun da canım benim, ben de ne yapacağımı bilmiyorum ki 🙂 bu dünyadan olmayan sesiyle bu küçük insan beni de sesine aşık etti.. ama benim asıl görevim daha fazla primadonna kazanmak nihahaha 🙂 oh yoon joo, nomuyeppudaa, sen, Hikaru derken herkese bu virüsü yayıyorum. bi gün herkesft island fanı olacak 🙂

    erkekler konusunda da haklısın bence, adamlar net ya, niyetleri falan baya belli oluyor başta. (hepsinin değil tabi maalesef 😦 ) ama kızlar aman aman nasıl çıkacak kestiremiyor insan, bazı kızları yıllar geçti hala anlayamıyorum. yapımız karışık 🙂

    senin gibi hayat dolu biri öz güvenini kaybedebilir mi bilemedim yau, bu mümkün mü? o melun şey bazen beni de bulsa da atlatmaya çalışıyorum, bi de melankoliye ne kadar yatkınım biliyorsun 🙂 ama atlatmadıkça olmuyor, bu arada ben de ÖSS arefesinde çok kötü şeyler yaşamıştım, ama sonrasında derece çıkarınca anladım ki bişeyi kafama koyduğumda beni hiçbi şey etkileyemiyor 🙂

    bu arada ben de takashi’ye hasta oldum ya, turn left turn right’da bayıldım kerataya. başka önereceğin filmi varsa hemen alabilirim senden, tekliflere açığım 🙂

    ayy ne çok konuştum, tekrar teşekkürler makinom, ellerin dert görmesin^^

    1. Oyyy yerim ben o ufacık ağzı, ne de tatlı tutmuş kamerayı değil mi 😀 neyse öhöm öhöm 😛

      🙂 😀 😀 asıl ben teşekkür ederim 🙂 duygularımı kelimelere dökemiyorum şuan ama ben de çok mutluyum sizler gibi iyi yürekli arkadaşlarla tanıştığım için 🙂 amin hep çenem düşük kalsın böyle ehehhe 😀

      küçükken operacılara özenip primadonna olmayı çok isterdim ama hiç aklıma ftislandcı primadonna olmak gelmezdi 😀 😀 😀 hong ki’yi bize sevdirdiğin için biz teşekkür ederiz menajer hanıım 😀

      kesinlikle karışık bir yapıya sahibiz, duygu insanıyız ondan kih kih 😛 😀 😀

      beni kendi halime bırakırsanız gayet polyannayımdırda, etrafımda hergün felaket tellağı yapan bunalım insanlar olunca benim de şaftım kayabiliyor maalesef ama artık atlattım o durumu 😀 bir kere vücudum bağışıklık kazandı ya bir daha bunalıma girmem kesinlikle 😀 hiç kimsenin hayatı kolay değil ama ne güzel ikimizde yılmamışız çok şükür 🙂

      takashi çok hoşmuş cidden, daha geçen perhaps love’ı izledim, harikaydı 😀 😀 başka filmleri için bakınız winpohu 😀
      http://winpohu.wordpress.com/tag/takeshi-kaneshiro/

      ay ni demek 😀 hiç yorulur muyum bana kalsa daha bir sürü ödül dağıtacağım arkadaşım vardı 😦

      bir sonraki mimlere inşallah 😀 çok öptüm oxoxo 😀

  11. aha hahaha bana birini bulmuşsun kok . hem de çok severim takeshi yi biliyorsun heralde bir ara sadece onun filmlerini izliyordum blog onun filmleri ile doldu taştı . iyi seçim ama yine de şöyle şatosu olan dük unvanı olan aksanlı bir ingilizde fena olmazdı yada biskolata reklemı gibi her ruh haline biri bir italyan bir ingiliz böyle uzar gider ama fıkraya döner diye korktum bir temel olmasında 🙂

    teşekkür ederim kok 🙂

    1. 😀 Valla kok sen bu gidişle evde kalacaksın 😀 Mis gibi takeshi neyine yetmiyor, 6 dil biliyor, sesi güzel, gözler desen mağara kadar büyük 😀 kuyruklu dük smokini giyse de yakışır icabında 😀 Ama sen bilirsin ehühehhe 😀

      Rica ederim ni demek 😀 😀 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s