Poongsan Gae 풍산개 – 2011

Yine bir Kim Ki Duk filmiyle başbaşayız. Başrollerde 2008 yılında yaptığı Türkiye gezisiyle dikkatimi çeken Yoon Kye Sang ile ilk defa We Teach Love’da gördüğüm bayan oyuncu Kim Gyu Ri var.

Filmin afişini görür görmez hiç yorumlara bakmadan indirdim. Bu film kesinlikle kötü olamazdı çünkü. En çok sevindiğim şey ise Yoon Kye Sang’ın da sonunda KimKiDuk filmlerinden nasibini alması, yavrum “ben de iyi bir oyuncu olmak istiyorum, bu uğurda şarkıcılık kariyerimi bitirdim” deyip duruyordu. Aferin yivrum başardın, Road Number One‘da zaten gözüme girmiştin şimdi bu film ile iyicene yer edindin. Eee yani yakışıklı olmak da bir yere kadar, bir noktadan sonra yetenek ve zeka gerek bize değil mi? Sende bu üçü de var besbelli 😀 Yoon Kye Sang ile bu kadar senli benli konuşmak yeter, şimdi de filme geçelim 😀

Kim Ki Duk filmi olduğu için karşımızda film içinde film var yine. Önümüze içiçe geçirilmiş 2 hikaye konuyor, ikiside Kuzey-Güney Kore olaylarına farklı kesimlerden bir bakış açısı sunuyor. Hikayedeki karakterler ise Kuzeyli yada Güneyli olarak değilde halktan olan veya  yönetimden olanlar diye birbirinden ayrılmış. Bu bakış açısını sevdim.

Tabi buna ilaveten filmin sonunda KimKiDuk-vari bir bakış açısıyla tüm olay tekrar karikatürize ediliyor. O kısmı yorumlamak ise size kalmış.

I. Bölüm: Parçalanan Ülkenin Ayrı Düşmüş Halkı

Film bana göre çok trajik bir şekilde başlıyor. Parçalanma nedeniyle birbirinden 60 yıl ayrı kalan karı koca, eşlerden biri ölüm döşeğinde iken tekrar bir araya getirilmeye çalışılıyor son kez.

Sınırın iki tarafında sıkışıp kalmış insanları bir araya getirmek mümkün değil ama karşılıklı kameraya çekilen görüntülerle bu zavallı insanlar son kez birbirleriyle görüştürülüyorlar.

Kameraya konuşursam Kuzey Kore’deki karım beni görebilecek mi?

Yoon-nim

Umarım hayattasındır

Hayatta olmak zorundasın

Yakın bir zamanda sana döneceğimi sanmıştım, ama…

…Tam tamına 60 yıl oldu

Umarım hala hayattasındır

Lütfen beni affet

Seni özledim

Seni çok özledim

Kocasının bu son mesajını izleyen yaşlı kadının gıkı çıkmaz, kadının çocukları anne bir şeyler söylesene dese de, kadıncağız yüzünden okunan acısını sözlerle ifade edemez bir türlü, parmağından hiç çıkarmadığı evlilik yüzüğüne sıkı sıkı tutunur. Yönetmenin Kuzeyli kadını dilsiz gibi göstermesi sanki başka bir şey anlatır gibiydi, Güney kesimi diledikleri gibi kendilerini ifade edebilirken Kuzey kesimi dünyadan izole edilmiş gibi ve onlar hakkında hiç bir şey bilmiyoruz.  Güneyli koca acısını ifade edebilirken, Kuzeyli eşin bu dilsiz sessiz kalışı çok üzücü geldi bana…

II. Bölüm: Güç Kimde?

Bu buluşmayı mümkün kılan kişiye gelelim şimdi de… Ağzından düşürmediği Poongsan Gae(Poongsan Köpeği) marka sigara nedeniyle Poongsan Köpeği diye anılan adamımız Yoon Kye Sang, DMZ’ye  özel gizli bir kuryedir (DMZ; Kuzey-Güney arasında bulunan  silahlaşsızlaştırılmış ve geçiş olmayan bölge). DMZ’yi 3 saat içinde geçerek iki ülke -hadi şuna bölge diyelim- iki bölgede de ayrı düşen aileler arasında mektup, hatıra eşya vb özel şeyleri taşımaktadır.

Hiç konuşmamaktadır, ona ulaşılabilmeniz için bir telefon bile yoktur…

Ama DMZ’de Özgürlük Köprüsü diye de bilinen İmjingak Köprüsü’ne(bkz foto) not bırakıldığı takdirde ona ulaşmak mümkündür. Poongsan Köpeği bu işi para karşılığı yapsada getirip götürdüğü tek şey ailevi yada özel eşyalardır. Hatta DMZ’nin zorlu coğrafyasına dayanabildiği takdirde insanları da bir bölgeden bir bölgeye geçirebilmektedir. Hem de 3 saat içinde…

Filmin başında gördüğümüz yaşlı çiftin kuzeyde kalmış torunlarını da Güney’e geçirmiştir. Yalnız bir gün Güney’in Milli İstihbarat Teşkilatı(NIS)tarafından farkedilir. Çünkü aile yadigarı diye Güney’e gönderilmesi istenen değerli bir Çin antikası aslında kaçakçılar tarafından istenen çok değerli bir maldır. Bu durumdan habersiz, aile yadigarı sandığı değerli Buda ikonunu Güney’e getirir. Aynı parça elden ele geçerek bir polis baskınıyla devletin eline geçer. Normal şartlarda adamımızın hapse konulması gerekirken NIS’in özel bir işi nedeniyle takibe alınır. Köprüye, onu kendilerine çekecek bir not bırakılır….

Adamımız Özgürlük Köprüsü’nde gezinirken karşısına iki not çıkar, birinde yaşlı bir kadının gözyaşlarıyla bıraktığı,

“Güney Kore’de kazandığım bütün parayı sana vereceğim” notu,

Diğerinde ise

“Lütfen sevdiğim kadını buraya getir” notu vardır. Bu not NIS tarafından yem olarak bırakılmıştır.

İki not arasında hangisine öncelik vereceğini düşünür bir an ve para teklif edemeyen ama sadece sevdiği kadını isteyen notta karar kılar.  Başına gelmeyen de kalmaz ondan sonra.

Bilmeden gittiği NIS buluşmasında teşkilattakiler ondan devlet koruması altındaki Kuzey Koreli önemli bir mültecinin çok sevdiği(!) kadınını Kuzey’den getirmesini ister. Getirir de ama işler o noktadan sonra arap saçına döner.

Filme ulaşabileceğiniz adres

-DİKKAT YAZININ BUNDAN SONRASI SPOILER-

Getirdiği kadına aşık olur… Kadın da O’na… Sadece bir aşk üçgeni değildir mesele, devlet işleri de karman çorman olur…

Kuzey ve Güney’deki İstihbarat Teşkilatlarının çekişmesini görürüz.  “Topunuz aynısınız” mesajını Kim Ki Duk gözümüze pek bir güzel sokar.

Kuzey acımasızdır imajına karşı Güney’inde pek temiz olmadığını belirtmeden geçmez KiDuk abimiz.

III. Kim Ki Duk’un Finaldeki Yorumu

Haberleri izlerken çokça sinirlendiğimiz olmuştur, özellikle de savaş yanlısı yada ayrıcılıkçı olan kötü politikacılara… Bazen deriz ya hani “bunların topunu alacaksın tıkacaksın bir odaya işte o zaman bu kadar rahat konuşurlar mı? Milletle böyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynarlar mı bir daha?” diye… Alın size bir fırsat, işte oda işte bölücü yanlıları…

Spoiler uyarısını görmesine rağmen hala okuyanlarınız varsa çiftimizi merak ediyor olabilir. Filmde ayrı düşenleri kavuştursada Poongsan’ımız, gerçek hayatta üzerinden yalnız kuşların özgürce geçebildiği DMZ bölgesinde sevdiği kadını kaybeder, DMZ’yi her defasında gece vakti geçmesine rağmen son bir iş bulur kendisine ve bu defa gündüz vakti DMZ’yi geçer, birilerini daha mutlu eder. Dönüş yolunda ise bu hayat yolculuğuna nokta koyar. Kendini bile bile sınırdaki askerlerin hedefi haline getirir. Ne Kuzey, ne de Güney… hayata gözlerini yumarken bulunduğu yer, üzerinden yalnızca kuşların özgürce geçtiği DMZ sınır topraklarıdır…

Son olarak filmde belli belirsiz yer verilen Arirang adlı Kore Halk ezgisi ve onun öyküsünü anlatan video ile sizi başbaşa bırakacağım. Şu adresden Arirang’ın tüm türevlerine ve daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Meaning Behind the Song Arirang

Arirang her iki Kore için çok önemli bir ezgi. Zaman içinde ezgiye sadık kalarak sözlerinde çeşitlemelere gidilsede, Koreliler sevdiklerini uzak yerlere uğurladıklarında yada sevdiklerinden ayrı düştüklerinde bu ezgiyi mırıldamaktadır.

Filmdeki İmjingak Köprüsü’nde bir bankta oturmuş bir kadında yine o insanları betimliyor sanki, zavallı kadın DMZ’inin öte tarafında ayrı düştüğü sevdiklerine Arirang adlı Kore ezgisini mırıldanıyordu. Film bir ülkenin parçalanışından sonra insanların ne duruma geldiğini yalın  ama etkili bir dille anlatıyor. Umarım sizde benim kadar seversiniz .

İyi Seyirler…

Poongsan Gae 풍산개 – 2011” için 13 yorum

  1. Filmin afişini gördüğümde bir fikrim yoktu kım kı duk yapımı denilince dur bir bakayım dedim.Yoon Kye Sang bu aralara dikkatimi çekenlerden geçenlerde saçma bir filmde en mantıklı rolü kapmıştı yani adam izletiyor ki bu filmde bence şahlanmış!Bir tek kelime etmemesi klasik kim kı duk olayı:) Zaten bu filmde kelimeler ikinci plandaydı.

    Farkındaysan güneye kaçan kuzeyi siliyor hayatı tadıyor dönmüyor.

    Kıza gelirsek ben çoook uzun zamandır izlerim kendisini birçok güzel filmi de vardır hani.Portrait of a Beauty (2008) mutlaka izlemelisin.

    1. Yoon Kye Sang benimde çok ilgimi çekiyor bu ara sorma gitsin 😀 Bu film ile birlikte onun “2010 – The.Executioner.Sulhiye” diye bir filmini daha indirdim, saçma dediğin film o muydu acaba? Poongsan Gae’de cidden süper oynamış Road Number One’da da şahaneydi, dizide kadasına silah dayadığı bir sahne vardı, off dedim o zaman sen cidden sağlam oyuncusun (her türlü 🙂 ) Kim Ki Duk, ilk BinJib ile kalbimi çalmıştı zaten her filmiyle de bu sevgim artmaya devam ediyor… Sessizliği bile konuşturuyor adam

      Evet evet farketmez miyim, kuzeyde insanlar diledikleri gb alışveriş yapamıyorşar ya dizilerde de inatla her bölümde neredeyse bir alışveriş sahnesi var, bakın biz renk renk istediklerimizi giyiyoruz diyorlar sanki 😦 Yazık valla kuzeydekilere…

      Portrait of a Beauty’yi dün gördüm, sen söyleyince hemen indirdim, kesin izleyeceğim bu akşam 😀 Ya bu kadının dudakları silikon değil mi? ben çok üzülüyorum estetik yaptıranlara kadının dudakları buruş buruş duruyor sanki 😦 ama yine de güzel kadın tabi o da ayrı…

  2. Şu sıralar film izlemeye pek fırsatım olmayacak ama merak ettim filmi indiriyorum:)Benim napacağım belli olmaz bakmışsın yarım saat sonra izlemeye başlamışım bakmışsın aylar sonra izlerim^^

    1. Hoşgeldin Canlina 🙂
      Aynen bende senin gibiyim, bloglarda turlayıp filmleri dizileri cebe atıyorum, sonrası ise tamamen doğaçlama 🙂 Ama en iyisi ruh haline göre izleme, sen de ne aman canın Kim Ki Duk filmi çekerse o zaman izle 🙂
      Bu arada aramıza katılalı çok olmamış, aramıza hoşgeldin, yeni açmışsın blogu ama göz açıp kapayana kadar ilk seneni de kutlarız kesin 😀

  3. Hoşbuldum Makinosev 🙂
    Bence de en güzeli ruh haline göre izlemek ama benim ruh halim merak ettiğim filmlerle çok uzun zaman sonra uyuşuyor.Filmlerde dosyada aylarca ‘beni izle beni izle’ diyerek bekleyip duruyor.En büyük örneği ‘the man from nowhere’ bu filmi ne kadar merak ettim anlatamam herkes övüyor da övüyor zaten.Bende indirdim hemen.Sonuç:hala bekler beni onu izleyim diye 😀 😀
    Ve deee evet daha çok çok yeniyim buralarda.Bir sene sonrası hayalmiş gibi geliyor^^

    1. ajussi’yi izlemedin mi dahaa piiii 😛 😀 ama izle valla, zaman nasıl geçiyor izlerken anlamıyorsun 😀
      Bir kere blogu açtın ya gerisi gelir 😀 😀 tekrar hoşgeldin aramıza 😀

    1. teşekkür ederiiim, ilk senin sayfanda gördüm, kim ki duk ve Yoon Kye Sang’ı görünce tamam dedim güzel filmdir, spoiler korkusuyla yazının sadece başını okudum yalnız 🙂
      kim ki duk gişe filmi yapmadığı için şatafat beklemedim pek, filmin yarısı dialog ise diğer yarısı hep sembolikti, yazının sonuna koyduğum fotoyu filmin içinden seçip ben yaptım örneğin, poongsan gae’nin direkt ölüm sahnesindeki yüzünü de koyabilirdim ama dedim ya sembolik çok fazla sahne vardı. onları yakalayınca film daha bir güzel geldi gözüme :)))
      konu siyasi olunca da bir binjip gb etki yapmayabiliyor tabi o da ayrı, ama yazımı beğenmene sevindim, çommal komao 😉

  4. ben spoiler var demeden direk yazıyorum herkes net üzerinden izleyemiyor filmleri bu yüzden uzun uzun detaylı detaylı anlatıyorum ama izlemek isteyenler için heyecan kaçmasın diye bende bundan sonra spoilere dikkat çekerim 🙂 keşke koysandın o ölüm sahnesini şahsen ben görmek isterdim bir kez daha .boş ev kadar ilgi uyandırdı mı? tabiki hayır bir yay , beatiful , kötü adam vs filmleri çok daha iyiydi 🙂 ki ben zaten kim ki duk un kötü adam filmiyle bütün yapmış oldugu filmleri izledim ^_^ .ondardır belki filmi biraz vasat bulmamın sebebi .

    1. Benimki de bol spoilerlı zaten 🙂 O an ki ruh halim spoiler kaldırmadığı için direkt balıklama atladım filme, yoksa aynı şey bende de var 😉
      Tersi durumda bile istediğin gibi yaz derim, isteyen o an okur istemeyen film bittikten sonra… Önemli olan film ile ilgili sen ne hissetmişsen odur;)
      Ben road number one’dan beri kore savaşı ile ilgili filmlere karşı çok hassasım, malum aynı tehlike bizim içinde sürekli var, oyuzden kendimi o savaş kurbanlaının yerine koyunca daha çok etkilendim 😉

  5. 1 numaralı yol ordada eyer yanlış hatırlamıyorsam bu dizide poongsan karakteri
    Yoon Kye Sang oynuyordu ayrıca so ji sub ve Lee Chun Hee vardı Lee Chun Hee yide beautiful filmi ve gloria dizisnde tanıdım dizi hakkında herşeyi biliyorum ama hala izleme fırsatım olmadı sanırım sen so ji sub hayranısın genellikle blog güncellemelerine baktıgımda hep onunla ilgili bilgiler reklam videoları haberler görüyorum . hatta kendi blogumda korenin en yakışıklı 50 erkegini seçtiklerine dair yazımda da yazmıştım senin ona hayran oluşunu 🙂

    1. gördüm o yazını görmez olur muyum? 😀 hatta beğendiğimi de çok net hatırlıyorum 😀 Evet galiba sanırsam tam bir so ji sub holiganıyım 🙂 nasıl oldu da bu kadar uçtum bende bilmiyorum 😉 ipin ucunu kaçırırım çokça ama idare edin artık 😛

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s