Mim – Unutulmayan Dizi Replikleri

Ahh benim tatlı kore ve japon dizilerim… Bir sözün yeter seni  hatırlamaya… Sonunda o sevdiğim dizilerden bahsetmek için bir fırsatım daha oldu heyooo 😀

Kore dizi ve filmleri izlemeye çok önceden başlamıştım, yıllar olmuş yani ama blogum daha yeni 1 yaşını doldurdu. Sonradan blogu açtığım için ilk zamanların heyecanıyla izlediğim dizlerden de sıcağı sıcağına bahsedememiştim haliyle.  Eski bir mim olan sevdiğim replikler konusunu da ıskalamıştım, ama Şizo-mizo’ya geçenlerde piyango niyetine bu mim vurmuş bende hayırlı olsun çingu, bana da paslasana dedim hemen 😀 Garanti olsun diye sevgili kok’um egosantrikrapsody’de paslamış bana sağolsun. Yalnız bri sorun var, izlediğim bütün diziler üstüme üstüme geliyor beni de yaz beni de diye 😀 Kıyamam size desem de sadece bir kaç tanesini buraya koymak durumdayım 😀 Baştan uyarayım, bilerek So Ji Sub dizilerinden koymadım, yoksa bu yazı bitmezdi beni bilirsiniz 😀 😛 😀

Winter Sonata

İlk izlediğim dizi Winter Sonata’ydı, Kanal D’nin sahur öncesi programında yayınlanmıştı seneler seneler önce, dublajlı izlemiş ve bayılmıştım. Ne yalan söyleyeyim diziden bir ton sahne hatırlıyorum ama replik değil. Ama o piano sesi yok mu? Ahhh ne zaman dinlesem içim bir tuhaf olur, kendi kendime tarzanca mırıldandığım da çok olmuştur.

Açılışı da bir replikle değil ama beni damardan k-bağımlısı yapan bu müzikle başlamak istiyorum o yüzden.

Goong-Princess Hours

Dizimizin ikinci esas oğlanı Prens Yul nam-ı diğer acıların çocuğu 😀 babaannesi ana kraliçeye içini döküyor 23.bölümde. Karşılıksız kalan aşkına üzülen torununu teselli etmekte o tatlı babaanneye kalıyor.

Lee Yul: Halma Mama, bütün tutkularımı kaybettim. şimdi kalbimdekileri silip atamıyorum.

Ana Kraliçe; Şimdi zor geliyor olabilir, acılarını kontrol edemiyor olabilirsin. Ama öyle bir zaman gelecek ki, esen yele karışıp gidecek hepsi

Lee Yul: Gerçekten geçecek mi hepsi?

Ana Kraliçe: Elbette. 19 yaşındayken duyguların olmadan öleceğini düşünürsün. Ama 29 una yada 30una  geldiğinde hala bir hayatın olacaktır… Yul… bir şiir vardır…

Gözlerinden yaşlar döküldüğünü gördüm

ve fark ettim ki zor bir hayata sahip olmak

ve öyle anlarda ağlamak değil en kötüsü.

Asla sahip olamazsam bile sana, her zaman seni düşüneceğim

Seni arzulayacağım

ve tek yapabildiğim bir ahmak gibi yalnız başına ağlamak olacak o an…(en kötüsü de bu demek istiyor şiirde 😦 )

Secret Garden

Daha ilk bölümlerinden beni içine çekti bu dizi, yalın anlatımlı dizi filmleri sevdiğim gibi, insanı hayal alemine sürükleyen herşeye de bayılırım. Secret Garden yer yer bu iki yönünü de başarıyla sergiledi.

3. bölümdeki kütüphane sahnesi de favorilerimdendir, önce kitapların üzerinde beliren şiir daha sonra tüm ekranda tek tek beliriyor ki ben orda bitmiştim zaten 😀

“Anlamsız güneşli bir gün…

Kalbime doğru yol alan birisi var

Bir şansım olsun istiyorum

Karasevdam, güzel kadın…

Sen buralara yanlışlıkla gelmiş olmalısın…”

Bu güzel çeviriyi yapan kendisinsan’a teşekkürler…

Pasta

Seo Yoo Kyung adlı kızımız, La Sfera adlı lüks ve elit bir restoranda çalışan bir aşçıdır. Çin yemekleri yapan ve bir mahalle lokantası işleten aksi ve sert bir babanın kızı olarak romantizmden uzak büyümüş ve hayat mücadelesi içinde bir yaşam sürmektedir. Çalıştığı restoran ne kadar iyi de olsa, iyi bir şef olmak kolay değildir. Mutfak raconu gereği en alt tabaka olan kalfalıkla işe başlayalı da 3 seneyi geçmiştir. Baş şef olmak öyle kolay ve çabuk olmayacaktır, bunu biliyordur ama o ana kadar halinden memnundur. Ta ki çalıştığı mutfağın başına babasından daha beter olmasın huysuz bir şep (şef değil şep!) gelene kadar… Kendini ona ispat edene kadar bir dolu şey yaşanır o mutfakta.

Meslek ağırlıklı bir dizi olduğu için ki ben böyle dizilerin hastasıyım (Bkz: World Within(Radyo-Televizyon), Beethoven Virus(Klasik Müzik), Triple(Reklamcılık, Buz Pateni), SKKS (politika ve eğitim), Cain&Abel(Tıp) daha sayayım mı?) bol bol yemek yapmakla ilgili püf noktalara da değinilen dizide, gençlere emek olmadan yemek olmaz mesajını -her yönüyle- başarılı bir şekilde anlatılmış bence.

Benim psikopat gibi çalıştığım bir dönemde izlediğim bir diziydi bu. Hatta bloğuma kaktüs çiçeği adını vermem tamamen bu dizide geçen bir replik ile alakalıdır. 9. Bölümde La Sfera’nın esas kızımıza yanık 2. Esas oğlanı müdürümüz Kim Sam(Alex Choi) ablasıyla bir müzayedeye gider,  gezerken de bir tablonun önünde dururlar. Ablasının ona göre çirkin bir bitkinin resmedildiği bu tablo hakkındaki yorumundan sonra müdürümüzden beni dumur eden yorumun gelmesi de gecikmez.

Kaktüs Çiçeği

Kim Kang(Ablası); Bu ne?… Çirkin şeyin her tarafı dikenlerle dolu…

Kim Sam; Onlar çiçekleri.

KK; Çiçekleri mi?

KS; Baksana. Çok güzel, değil mi?

Kaktüslerin çiçek açması, birkaç yıl alır.

Neredeyse kendini öldürecek bir kuruma sürecine girer,son anda çiçeklerini açar.

Ne için var olduklarını bilir, sonuna kadar hayatta kalırlar.

Hala beğenmiyor musun?

Valla ben çok beğendim hatta blogumun adını bile o yüzden kaktüs çiçeği koydum 😀

Şepimiz huysuz mu huysuz demiştik değil mi, mutfağa geldiğinden beri de kızımız hayatını çekilmez bir hale soktu üstelik, gerçi sonra aralarında bir aşk doğdu. Tabi bu durum Seo Yoo Kyung’un babası tarafından fark edildi sonra, dertli babanın bir arkadaşıyla kızı hakkında dertleşirken sarf ettiği sözler hala aklımdan çıkmaz. Normalde ana karakterleri takip etmekten böyle yan karakterlerin konuşmalarına çok önem vermeyiz ama bu babanın yorumu da beni bu bakımdan ters köşe yapmıştır.

Öyle doğru bir tespitti ki, dizinin sonunda kızımızın açıkçası şefi değil de müdürümüzü seçmesini istemiştim (üzgünüm şep, iyi insansın filan ama iyilikten maraz doğar, huyun çok fena, bir ömür senle geçer mi be aksi adam!) Neyse ne diyordum, heh işte 10.Bölümdeki o replik 😀

Baba; İş yerinden, serserinin birini bulacak diye korkuyorum.

Hele bir de öfkeli bir adamsa, elinde bıçak falan varken şakası olmaz.

Arkadaşı; Öfkeli mi? Babasından öfkeye alışıktır o.

Baba; Bu yüzden daha büyük bir sorun ya…

Çabuk öfkelenen biriyle tanışsa bile korkmayacaktır.

Aksi ve sert ama göyaaa çok çok temiz! kalpli erkeklere olan sempatimi daha doğrusu takıntımı bu diziyle düzelttim diyebilirim. Resmen aydınlandım dostlar, siz siz olun evleneceğiniz erkeğin anlayışlı olup olmadığına çok dikkat edin. Her şeye kıl olan ve sözde sizi korumak için her şeye karışan biriyle bir ömür geçmez, hayat da öyle her gün güllük gülistanlık olmuyor yazık ki! Zor zamanlarda, olayları daha da kötü gösteren bir eşten daha kötüsü de olamaz. Hem zaten o kişi, iyi zamanlarınızda da her şeye bir kusur bulacaktır ve yine tadınızı kaçırır. Aman diim yani… Şimdi diyeceksiniz ki sen çok mu mükemmelsin de kendine böyle anlayışlı bir “beyaz atlı 2. Esas oğlan” istiyorsun, valla ben kendime öyle birini bulayım melek olurum melek heheh 😀  Hiçbir kusurum kalmaz o zaman merak etmeyin 😀

Dream High

Dream High aslında tam çerezlik keyifli dizilerden biri, müzik akademisinde geçiyor. Müzik Endüstrisi için itinayla yetiştirilen öğrencilerin başından geçen olayları konu ediyor. Bol bol flört olsun, şarkı türkü olsun izleyip dinliyorsunuz güzel güzel 😀 Ama ara ara o toz pembe tabloyu, bir köşesinden başlayıp diğer köşesine kadar kesip atmayı da ihmal etmiyorlar. Mesela 14.bölümde acımasız müzik şirketleri de konu edilmiş.

Daha lise çağında olan karakterlerden olan Baek Hee, zar zor bir şirketle çalışma şansını elde eder ki o noktaya gelmesi bile ayrı bir olay, sonrasında ise ayılıp bayıldığı o şirketin bir yöneticisi tarafından tacize hatta saldırıya uğrar ve zar zor arkadaşı tarafından kurtarılır. İki öğrencinin başına bela açan bu olayın akademideki hocalar tarafından duyulması gecikmez. Erkek hocaların hepsi kız öğrenciyi kurtaran erkek öğrenciyi temize çıkarmak için uğraşırken, Allah’tan kızcağızın damgalanmaması için uğraşan ortamda bir de bayan hoca vardır. İşte onu savunan o hoca  Shi Kyung Jin ile saldırıya uğramasıyla ağır bir depresyona giren Baek Hee’nin arasında geçen o duygusal sahne …

Baek Hee; Jin Guk, beni kurtarmak için Yönetmene vurdu.

Shi Kyung Jin; Ne?

Baek Hee; Bu olanları insanlara anlatmam lazım, fakat korkuyorum.

Eğer bunu açığa çıkarırsam, sonum olur. Bir daha gün yüzüne çıkamam.

Shi Kyung Jin; Bu yüzden, Jin Guk hiç bir şey söylemedi, seni korumak için.

Baek Hee; Ne yapabilirim? Bunu düzeltmek için ne yapabilirim? Jin Guk’a ne olacak?

Shi Kyung Jin; Sadece sessizliğini koru. Tıpkı şimdi olduğu gibi, bunu kimseye anlatma. Bence Jin Guk’ta böyle olmasını isterdi. Jin Guk bunu anlayacak.

Ve her şey yoluna girecek.

Bir gün geçtiğin de bu dünün haberi olacak.

İki gün geçtiğin de önce ki günün haberi olacak.

Ve bir yıl sonra artık, kimse hatırlamıyor olacak.

Tabi bu olay bir şekilde çözümlendi ve onun sonrasında Baek Hee’nin hocasına bir teşekkür edişi vardı ki, o sahne de beni hüngür hüngür ağlatmıştı, Aslında kızcağızın ağzından sadece teşekkür lafı dökülüyordu ama işte  teşekküür var teşekkür vaar  😦

 

Baek Hee; Öğretmenim, teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.

Shi Kyung Jin; Baek Hee, yakında hepsi geçecek. Endişelenme. Endişelenmene gerek yok.

Baek Hee;  Öğretmenim.

49 Days

Bir kaktüslü replik daha 😀

Song Yi Kyung; Bunu bana vermenin nedeni nedir? Kaktüs gibi, kaba ve dikenli miyim? İşten ayrıldın diye bana laf çakmak mı istedin?

Shin Ji Hyun; Hayır, ondan değil. Unni,

Dışarıdan sert biri gibi görünsen de gözyaşını içine akıttığını düşündüğüm için verdim.

Song Yi Kyung; Gözyaşı mı? Kaktüsün içinde gözyaşı mı var?

Shin Ji Hyun; Geçen sefer bir dizide izledim.

Ağlayamayan insanlar için bu benzetme yapılıyordu.

Love Shuffle

Şahane bir japon dizisidir, dizide geçen her repliği buraya yazmak vardı ya neyse 😀 5.Bölümde Usami Kei’nin ağzından dökülen slogan gibi replikler de yeter de artar bile…

Bu ülkenin nesi var?

Bütün yüksek rütbeli bürokratlar özel sektörden emekli olduklarında yüksek miktarda maaş alıyorlar.

Üstelik gençler iş bulamazken. Kötü ekonomi bunun için bir sebep olamaz. Kesintilerin, kurumsal küçülmelerin canı cehenneme.Yönetimdekiler beceriksiz, bu yüzden gençler cezalandırılıyor. Sözleşmelerle geçici personel alıyorlar, ama bu insanlar ne zaman gerçek işçi olabilir?

Kendilerinin durumu yerinde ya sorun yok o zaman di mi?
Her şey yolundaymış !!!
Bana bir iş verin!
Bana güvence verin!
Bana bir hayal verin!
Bana bir gelecek verin!
Japonya! (Bu kısımda Türkiyee diye bağırasım vardı :D)

Daha böyle saydırmaya devam etti aslında da ben burda kestim 😀

-BİTTİ-


Bittiii 😀 Bu mimi de yazmanın haklı gururuyla sizlere veda ediyorum 😀 Daha çok dizi var tabi bahsedilecek ama şuan da bile keşke world within’den SKKS’den, Mawang’dan, Triple’den bir şeyler daha ekleseydim diyorum ama bu mimin sonu yok arkadaşlar 😀 😀 Hep birşeyler eksik kalıyor zaten 😀

Mimi yollayan arkadaşlara burdan tekrar teşekkür ederim, çok hayırlı bir iş yaptınız yoksa içimde kalacaktı bu mim 😀 çommal komao 😀

Mim – Unutulmayan Dizi Replikleri” için 20 yorum

  1. bahsettiklerinden sadece Düşlerimin Prensi’ni ve Secret Garden’ı izlemişim ama olmaz ki!:D

    Düşlerimin Prensi’ni sevmemekle birlikte 2. elemana üzülmüştüm.. çünkü esas çocuğu sevmedim.. gıcığın tekiydi! hıh! 😀 oysa o çocuk öyle miydi.. canım benim.. 😀 hep acıların çocuğu modunda gezdi garibim.. çok acılar çekti çooook… 😀

    ah Secret Garden.. bu dizi hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki.. her sahnesi ayrı bir güzeldi.. bu sahne de öyle.. Koreliler bu grafik işini çok iyi beceriyorlar.. aferin.. 😀

    şu Winter Sonata’yı izlemedim ama şarkıyı beğendim.. iç burkan bir parça.. izlesem mi napsam diziyi? offf onu izle bunu kaçırma derken pc başında yaşlanıp gideceğim bu gidişle.. 😀

    vayy kaktüs çiçeğinin bir de hikayesi varmış demek.. hüzünlüymüş de.. demek çiçek açmadan önce ölüyorlarmış.. ben de bekliyorum benimki ne zaman açacak diye, meğer ölmesini bekliyormuşum bak şimdi.. 😀 neyse ölmesin ben ona çiçek kondururum.. birşey olmaz.. 😀

    çok güzel bir yazı olmuş makinocum.. ellerine sağlık.. :))

    1. o kadar çok dizi var ki çok normal yani 😀 ben de senin gb pc başında ölmekten korkuyorum çok 😀 😀 😀 altın kızlar gb olduk zaten fb grubunda aahahah 😀
      prens şin’İ ben çok sevmiştim ama o zamanlar kötü davranan jönlere bayılıyordum ondan, sonra pasta dizisindeki kkızın babası yapma etme kendine düzgün birini bul deyince jisub’a sardım 😀 😀 😀 dizideki diğer çocuk şekerdi bir de yavru köpek misali hep acıklı bakıyordu ya çok üzülüyordum o haline 🙂
      :))))))))))))) yazık ölmesin sen üstüne ekle daha iyi cidden 😀 kimse anlamaz zaten 😀
      sen sağol , içimde ukdeydi bu mim 😀 ohhh rahatladım şimdi, içimin yağları eridiiğ 🙂

  2. ayy ne şahane bir mimmiş bu böyle 🙂 winter sonata üzerine saatlerce konuşabilirim, yıllardır onlarca Kore dizisi izledim gece yarısı uykulu uykulu izlediğim bu dizinin tadını hiç birinde bulamadım.. hele hele müziği ayy nostalji oldu bana bu from the beginning videosu ha 🙂

    pasta’yı izlemedim ama herkes çok övüyor izlemeyi düşünüyorum yakında..

    secret garden aah hangi repliğini koyacağını şaşırır insan, güzel bir tane seçebilmişsin sen iyi 🙂

    ay 49 gün love shuffle.. hepsindeki replikler de kelime kelime aklımda, ama love shuffle’daki şu repliği de unutmam:

    kei: ya mei yanında soyunursa?
    yukichi: üstüne bir şey giysene, üşüteceksin 🙂

    ellerine sağlık makinocum 🙂

    1. aa masalcım, bende diyorum ki kendime bu mimi yapmayan bir ben kaldım:D oyuzden kimseye paslamayı akıl edemedim 😀 senin mimler arasında da göremedim bu mimi, ister misin paslayayım sana ha çingum 😀 😀
      winter sonata’dan daha geçenlerde senin blogunda bahsettik, o sırada bu mim halla taslaklarımdaydı 🙂 sonunda ben de bahsedebildim tekrardan 🙂 gerçi ilk blog yazımı da winter sonata için yazmıştım, benimde miladım winter sonata ama senden de uzuuuuuun uzuuuun dinlemeyi çok isterim 😀 bundan sonra fon müziğimiz from the begining olsun bizim, senle blogda yorumlaşırken pcde bu müziği açıcam 😀 😀 bizim şarkımız olsun bu 😀

      pasta izlenmez mi ya:) insanı içine çekiyor hemen 😀 hem alex oppa da var 😀
      bir secret garden yazısı yazamadım daha, herkes öyle güzel anlattı ki, bana ne gerek var demiştim 😀 bu mimle yine de ufaktan açığı kapattım sanırım 😀

      love shuffle da keza öyle 🙂 içimde kalan dizilere gitsin bu mim 😀 😀
      “üstüne bir şey giysene, üşüteceksin :)” 😀 😀 😀 bunu dedikten sonra bir de kolkola girip çocuklar gb hoplayıp zıplamışlardı bizim oğlanlar 😀
      49days’i ben bu kadar beğeneceğimi bilmiyordum açıkçası 😀 ama çevirisi(setsuna’ya burdan alkış) de dahil şahane dizi :))) herkes gb bende tavsiye ederim 😀

      seninde gözüne sağlık, okuyup yorumladığın için 😀 😀

  3. çok güzel bir yazı olmuş. bana da paslandı bu mim ama bir türlü yazamıyorum ki 🙂
    gelelim düşlerimin prensinin her repliğini çok severim bu yüzden bir mim bile başlatmıştım . yull çok güzel sözler söylüyor.
    secret garden hastasıyım biliyorsun ama o yazıları bilmiyordum sayende öğrendim sağ ol var ol.
    pasta çok şeker bir diziydi şeff e bayılmakla birlikte alex i çok sevmiş ilk defa ikinci adam için derin duygular beslemiştim kızı bu alsa da olur her şeyi tam demiştim 🙂
    49 days malum dizi o sahneyi de çok iyi hatırlıyorum kaktüs çiçekleri çok değerli canım .
    gelelim en sevdiğim kısıma tabi ki bize bire hayal verin love shuffle bu replik beni derinden etkiliyor hadi sonuna türkiye deyip tekrar söyleyelim 🙂

    1. senin her yazın replik mimi zaten winpohu 😀 çok yüklenme kendine o yüzden 😀 😀
      şimdi sen söyleyince yazdığın o mime tekrar baktım, o zaman da bayılmıştım şimdi de öyle , çok üzülüyourm ben bu yul’a :S bu arada benim bu yazdığım mimle seninki aynı değil mi? ben aradaki farkı anlayamadım 😀 hatta sen başlatmışsın kok 😀

      secret garden la ilgili o kadar şahane yazılar okdum ki sizin bloglarda üzerine hiç yazamadım bile ama bu sahne facebook profilimde bile uzunca bir süre durdu 🙂 ben de kendisiinsanın yazısında görmüştüm 😀 burdan ona bir alkış 😀 çeviriyi de o yapmış çünkü 🙂

      pasta’daki alex çok tatlıydı canım, pis şep kaptı kızı 😀 😀 😀
      ahahha kaktüsçiçeği çok değerli tabi ya,49 days ile bir kez daha pekiştirilmiş oldu bu bilgimiz 😀 o sahne geldiğinde kahkaha atmıştım bu arada 😀

      love shuffle!!! 10 numara dizi, anlat anlat bitmez, hain dizi bizi gaza getirip de duruyor her dediğine de inanıyoruz 😀 😀 evet burda Türkiye diye bağırabiliriz, ama polisler gelmeden kaçalım lütfen 😀

  4. çok güzel bir yazı olmuş makinosev:) Masal daki 2. adam yorumuna katılıyorum Sanırım mükemmel olan 2. adamların bırakılıp odunların seçilmesi Kore dizilerinin bir ritüeli:D
    Dream High bana göre etkileyici olmak için çok çalışan ama sadece bahsettiğin sahnede beni çok etkileyen bir diziydi…Shi Kyung u önceden pek sevmemiştim ama bu sahneden sonra kendisine acayip saygı duymuştum
    49 Days i izlerken ben de çok beğenmiştim bu benzetmeyi…
    Love Shuffle’ı izlemedim ama sanırım şu an bayılarak izlediğim Nodame’nin başrol oyuncusu oynuyor o yüzden kaçırmamalıyım bu diziyi diyorum:) Bu arada yorumun cuk diye oturmuş Aynen Türkiye den de bahsetmiş adam bilmeden:))

    1. teşekkür ederiiim 😀
      sanırım o mükemmel erkekleri nasılsa normalde de bulamayacağız diye bize paşa paşa 1. esas odun oğlanlara yamamaya çalışıyorlar 😀 😀 ben başka bir açıklama göremiyorum, kim istemez öyle anlayışlı adamı yahu 😀 ben isterim, ben isterim 😀
      dream high cidden çerezlik bir dizi, Shi Kyung dizinin ilk yarısı zaten çok uyuz bir karakterdi, yinede kadındaki ışığı gördüler galiba daha fazla rol verdiler, o sahneden başka bende öyle vurucu bir sahne bilmiyorum, zaten mesaj içerikli bir dizi değildi genel olarak 🙂
      49days’i izlerken ölmüştüm o sahneye, taa o zaman dedim ben bu replikten bahsetmezsem bana da kaktüs demesinler 😀 😀 49days’in çevirileri de şahaneydi 🙂

      bende ilk nodame’den izledim o aktörü, burda saçı bir tuhaf ama dizi o kadar güzelki alışıyorsun sonra 😀 kesin izle, beğenmeyen kişiyi görmedim o diziyi 😀

      yazıyı beğenmene çok sevindim 🙂

  5. Ben siz çingum gibi engin kdrama bilgilerine sahip olamadığım içün Goong ile Secret Garden hakkında naçizane bilgilerimi ileteceğim.Ay Sezen Cumhur Önal gibi konuştum bee 😀 😀
    Goong konusunda Yul’a olan hislerimi biliyorsun çingu o yüzden dizinin 2.adamısın küçük düşün geyiklerini tekrar hortlatmayacağım ama Yul benim ciğerimi dağlamıştı.Kaka prens ne olacak onla olmasaydı da Yul ile olsaydı huh 😀 😀
    Secret Garden canım ciğerim bir dizi oldu yahu.O ev,o kütüphane,o masallar da ayrıca renk kattı dizinin harikalığına.Öyle evim,kütüphanem olsa ben de evden çıkmazdım vallah Hyun Bincim.Velhasıl kelam yine müthiş bir yazı ile beni ihya etttiniz efem.Yazılarını okudum İzmitteyken aslında ama telefonumdan yorum giremediğim için eve gelip koşarak sana yorum yaptım çingu,pek beğendim yazını yine 😀 😀

  6. komaoo 🙂 😀 😀 Yul’a verdiğin tavsiyeler hala aklımda 😀 bir gün senaristler de anlayacak seni eminim buna 🙂

    secret garden’dan hiç bahsedememiştim, sayenizde bu mimle bahsedebilmiş oldum 🙂 asıl ben teşekkür ederim, yoksa içimde kalacaktı hep o sahne 🙂

    hem sen üzülme, dizilere yetişemiyorum diye, bunun sonu yok zati, ben de bu senekileri bitiremedim daha :S yok anam bunu sonu yok, şöyle bir an düşündüm listemi de off ki ne offf, en iyisi bunları düşünmemek 🙂 önüne hangisi gelirse onu izle, gerisini düşünme 😀

    not: sen her İzmit dediğin de böyle bir içim sızlıyor biliyor musun? hey gidi günler hey 🙂

  7. Çok iyi senaryo yazılır anığğmm diye kapılarına gitsem mi acep çingu 😀 Yok ya üzüldüğümden değil de siz yazıyorsunuz ben fransız kalıyorum o koyuyor,ama acelemiz yok değil mi yavaş yavaş ilerliyoruz 😀 😀
    Sızlamasın çingu gel yanıma,snoppy’de pizza da yeriz hem eski günlerini yadedersin.Arkadaşlarım olmadan asla diyorsan sizin sınıfı komple toplar getiririm ben senin canın sağolsun kok 😀 😀

    1. 😀 bi tanesin valla, herşeyi de düşünmüşsün 🙂 inşallah bi gün atlar trene gelirim yine, arkadaşlarım olmasa da sen varsın ne olcek 🙂

  8. Güzel mim olmuş kaktüs çiçeği 🙂 Secret Garden ve 49 Days repliklerine bayıldım 🙂 En sevdiğim replikler şunlardı umarım kızmazsın 😀
    Secret Garden
    Yoon Seul: Bir kadın, sıradan birisiyken bir kraliçe olabilir… Asil bir kadın ise, bir hizmetçiye dönüşebilir… Bu, sevdiği adamın kendisine nasıl davrandığına bağlıdır…
    Gil Ra Im: Bize uzak olduğu için… Rüya sandığımız şeyler vardır.
    “Yıldızlar böyledir.”
    “Çok güzel insanlar gibi…”
    Onlarda hemen kaybolurlar. Şimdi anladım… Ne kadar muhteşem olduğunu. İşte bu yüzden bana neden bu kadar uzak olduğunu.
    ” O da gün gelecek kaybolacak ”
    Çok güzel insanların yaptığı gibi…
    Gerçi daha çok var sevdiğim ama onlarda kalsın 😀

    1. aşk olsun niye kızayım,mim paylaştıkça güzeldir 🙂
      çok güzel replikler bulmuşsun, okurken hemen anımsadım 🙂 madem daha çok var o zaman,dumanı üstünde bloguna güzel bir “replikler mimi” yazmanın tam sırası, her blogun olmazsa olmazıdır bu mim 🙂 umarım sen de yaparsın 🙂

  9. internette gezinirken sayfana rastladım,çok güzel olmuş eline sağlık:)goongtaki o şiiri ben de çok beğeniyorum,ama ben şöyle duymuştum:
    -seni ağlarken gördüm ve hayatın nekadar zor olduğunu anladım ama ağlamak her zaman güzeldir..
    böyleydi sanırım.ama iki hali de güzel:D

    1. Merhaba Ümmühan, Hoşgeldin 🙂
      Blogu beğenmene çok sevindim ben teşekkür ederim ^_^
      Ben alt yazıdan çektim o repliği, acaba sen dublajlı mı izledin ben televizyonda çıktığı dönemde değil sonradan internetten altyazılı indirerek ilemiştim. belki ondan çeviri farkı vardır. Senin verdiğin çeviri daha derli toplu bu arada 😀 Böyle söylenmesi daha hoşuma gitti 😉

      1. evet,dublajlı izlemiştim ve dublajlı hali bile çok güzeldi:)bu sözü duyduğumda o kadar çok beğenmiştim ki defterlerim başından falan yazıyordum:D yeni yayınlarını dört gözle bekliyorum:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s