mİm – En Acıklı Yeşilçam Filmleri

En güzel mim bu mim sanırım =) Okuyanların arasından nadiren izlemediği ya da bilmediği filmlerden bahsedeceğiz bu sefer. Telif hakkı Lafea’ya aittir dikkat, Arwenty ve Masalevi sağolsun bana da paslamışlar🙂 Efendim konumuz en acıklı nostaljik Türk filmleri… İnsan önce oh çok kolay bu mim, 2 dakikada yazarım ben bunu diyor ama sonra hangi birini saysam ki demeye başlıyor. En azından ben de öyle oldu, bir de herkesin ortak sevdiği filmler var ki sizden önceki arkadaşlar miminde yazmışsa onlardan da vazgeçmek durumunda kalıyorsunuz 🙂 “Dönüş” ve “Selvi Boylum Al Yazmalım” da bu filmlerden bir kaçı ama neyse ki deniz de kum yeşilçam’da film bitmez. Ben de bilinçaltımın derinliklerinden birkaç filmi sizin için seçtim. Hatta bazılarını oturup tekrardan izledim – oh sefam olsun –🙂 İşte başlıyoruz…

Ah Müjgan Ah 1970

Sadri Alışık dediniz mi ben hep bu filmi hatırlarım, halbuki Turist Ömer serisine de bayılırım ama bu filmin yeri ayrıdır benim için, özellikle de final sahnesine. Zaten kore film veya dizilerinin aksine bizim filmlerin sırf final sahnesi bile yeter, kaç defa televizyonda dönüş filminin sırf sonunu izlemişimdir. Başını zaten ezbere biliyoruz, misal her Al(a)manya’ya mektup yazılışında Türkan Şoray’ın başına gelenler hepimizin içinde öfke kıvılcımları çakmıştır öyle değil mi? Sonrasında ise dönüş sahnesi ve o duru ses eşliğinde Hasretinle Yandı Gönlüm şarkısı. Müjdat Gezen’in teyzesiydi sanırım Seha Okuş… Bir dakika yahu ben başka bir filmi anlatacaktım🙂 Hopp geri vitese alıyorum kendimi …

Yeşilçam

Bindokuzyüz ile başlayan senelerden birinde bir Yeşilçam yükselir Türk Sineması’nda. Ayhan Işık, Belgin Doruk, Sadri Alışık, Adile Naşit, Münir Özkul, Kemal Sunal ve daha nicelerini önce yazlık sinemalarda sonra siyah-beyaz ekranda izleriz. Bizim kuşak ise TRT ve ilk özel kanalların etkisiyle tekrar tekrar izleme şerefine nail olur, ah tabi bir de 90larda patlak veren VHS-Beta Video Kaset tutkusu ile kasetçilere akın eden ailelerimiz sağolsun. İstanbul’da boş topraklar olduğunu şahsen ben o filmlerden ilk görmüşümdür. Hayal gibidir bir bakıma bizim için Yeşilçam filmleri, Gülşen Bubikoğlu’nun hep aynı kuş motifli merdivenlerden indiği hep aynı evde, aynı oyuncu kadrosuyla ama farklı filmler çektiğini görür ama hiç de yadırgamazdık. Tarık Akan’da hep gönlünü çalmasını bilirdi Gülşen Teyzemizin, zaten biz de dünden razıydık yeter ki onlar kavuşsun birbirlerine. Hep böyle aşk filmleri izlemedik tabi, 50’lerde başlayan köyden kente göç, 80’lere yaklaşıldığında daha bir vahim hale gelir, 80’ler zaten siyasi olarak da çok çalkantılıdır. Haliyle Yeşilçam’da bundan nasibini alır, sosyal içerikli aşk filmleri daha bir artar. Benim sevdiğim filmlerin birkaçı da bu döneme denk düşüyor, tüm bu laf salatası ondan yani🙂

Hüsnü ile Asiye kızı Müjgan’ın yuva kurma hayalleriyle başlayan filmde önce saf aşıkları ve 50 kuruşluk gazozlarını içerken kurdukları hayalleri izleriz.

Müjgan – Aaa! Döktün. Kısmetin taştı.

Hüsnü –  Aaa! İnşallah Müjgan. Hep böyle sürüp gitmeyecek ya bu fukaralık. Bir paralar kazanacağım, aliyülala*bir şekilde yaşatacağım seni inan.

Müjgan – Fazla bir şeyde gözüm yok benim. Seninle olayım, sana kavuşayım yeter bana.

Hüsnü – Biliyorum ve de bu sebeple böyle içim taşıyor. Gazoz gibi. Evimizin misafir odası olsun istiyorum. Elektriği suyu olsun istiyorum. Böyle seni çeşmelere falan göndermeyeceğim. Topuzlu karyolamız, aynalı konsolumuz, kadife masa örtümüz bile olacak.

Müjgan – İnşallah.

Hüsnü – İnşallah Müjgan.

Sonra o hayaller yavaş yavaş kaybolur.  Mal mülk sevdalısı Asiye ana kızının da aklını çeler, Hüsnü’den soğutur. Müjgan yuvası için para biriktirmek umuduyla bir terzi evinde işe başlar, zengin hanımların girip çıktığı bu yerde Müjgan fakirliğini hor görmeye başlar. Patronun oğlu takılır bir de peşine, bu noktada Asiye hanım olaya müdahale eder ve ne yapıp edip evlendirir Müjgan’ı o zengin çocukla. Hüsnü için çok ağır bir darbe olur bu, “Ah Müjgan Ah” der ama kimseye de Müjgan’ın arkasından beddua ettirmez…

Müjgan evlendikten sonra Asiye anne rahat durmaz görgüsüzlüğüyle bezdirir kızı ile damadını, kızının bu zengin yuvasını kurduğu gibi de bozar zamanla. Önce Asiye hanım sonra Müjgan kapı dışarı edilir. Mahallesine geri dönmek ister bir umut ve de Hüsnü’ye. Filmin son sahnesinde ilk göz ağrısını çalıştığı ve zenginleştiği gazinoda anlatır tek tek Hüsnü, önce ders verir herkese anlatırken acıklı aşk öyküsünü sonra şarkısını söyler. Benim bittiğim sahnedir o an.

Ah Müjgan Ah 1970 – Son Sahne

Semtimizin bir tanesiydi Müjgan. Saçları sırtına kadar sırma sırma dökülür.

Elleri ufacık, gözleri dört defa lacivert.

Ve de ne her ne hikmetse, bu da bana gönüllüydü. Öyle bir sevdim ki Müjgan’ı. Dünyamı şaşırdım. Haddimi bilemedim. Evleniriz gibi geldi bana. Evimiz, yuvamız olur. Işığımız yanar. Fakir soframız kurulur gibi geldi. Sahil bahçesinde gazoz içerekten gizli gizli mal-ü hülya kurardık. Sonra da çarşılara giderdik. Eşya beğenirdik, elden düşme. Aynalı konsolumuz, topuzlu karyolamız bile olacaktı. Müjganım her an, her bir daim yanımda olacaktı. Ama olmadı, gitti. Nereye mi gitti? Paraya gitti abiciğim, paraya.

Nikah resimlerimizi de çektirdik. Sonra, karpuzcu Raşit abinin kayınbiraderine borç ederekten nişan yüzüklerimizi de yaptırmıştım. Ama Müjgan takmadı bunu. Takamadı. Uçuverdi elimden. Meğer, gizlice bir altın kafes bulmuş kendine. Müjgan’ın gelinliğini hususi diktirmişler. Benim gibi kiralık tel duvak almaya kalkışmamışlar. Öyle sevindim ki mesut ve bahtiyar olsun diye dualar ettim. Müjgan gibi, ben de birbirimize verdiğimiz sözleri ettiğimiz yeminleri unuttum. Bir daha mahalleye gelmedi Müjgan.

Gelemedi.

“Bizim dar ve eski sokaklara otomobili sığmıyormuş” dediler. “Senede bir kaç ay zaten, Avrupa’daymış” dediler. “Zaman şifalı bir ilaçtır, unutursun” dediler. Unuttum ben de. Hiç aklıma gelmiyor.

Hatırlamıyorum bile Müjgan’ı.

Hatırlamıyorum.

Ah Müjgan Ah, o son sahnenin bütün diyaloglarını yazmak vardı ama tutuyorum kendimi, en iyisi videoyu izleyin🙂

Bu arada bu film 70 yılında çekilmiş ve dikkatli seyredildiğinde o dönemde kadınların çalışmasına ne gözle bakılıyormuş onu da anlayabilirsiniz. Örneğin Müjgan daha sözlüyken önce Hüsnü’den izin alıyor evlenene kadar çalışayım bari diye.  Çalışmaya başladığında ise terziye gelen müşterilerden biri Müjgan’a üstü kapalı hayat kadını olsan daha çok para kazınırsın diye teklifte bulunuyor. İşin özeti kadının yeri ya baba ocağı yada kocasının yanıdır, eğer kadın çalışmaya başlarsa bütün pislikler onu bulur, en iyisi temiz temiz evde oturmalı düşüncesi belirgin şekilde var. Ama 1970 yılı bu, bildiğiniz gibi aradan 40 sene geçmiş artık öyle şeyler hiiiiiç yook🙂 Nostalji oldu bu düşünce de, o filmler gibi (yalandan kim ölmüş😛 )🙂

Umutsuzlar 1971

Yılmaz Güney’e saygı duymakla birlikte ağır dram ve gerçekçilik taşıdığı için filmleri içimi dağlıyor ve izleyemiyorum hiç bir şekilde. Ama bu film herhalde en hafif dram olan filmlerindendir. Başrolleri Filiz Akın’la paylaştığı filmin konusu ise, zor ve acımasız bir hayat süren bir mafya babasının bir kadına aşık olması ve siyah-beyaz arasında gidip gelirken yeraltı dünyasını mı sevdiği kadını mı seçeceği üzerinde durur. Tabiki Türk filmlerine yaraşır bir sonla biter film. Nasıl mı? Silahı elinde ama aşkı tarafından terkedilmiş bir şekilde ölmektense, sevdiği kadına yıllarca elini kana bulayan silahını teslim ederek ölüme yürür.  Zaten ölüm kapıdadır ama son bir seçim yapar ve mafya babası olarak değil sevdiği kadının aşkı olarak temiz bir şekilde ölüme yürür.

Umutsuzlar 1971 – Son Sahne

Ben böyle bir sahneyi bir de 1993 yapımı ve başrolü Rob Lowe’ın oynadığı Frank&Jesse filminde görmüştüm, tabi hemen “biz bu finali sizden çoook önce yapmıştık”😀 dedim gururla🙂

Hababam Sınıfı Uyanıyor 1977

Hem güleriz hem ağlarız bu filmde öyle değil mi? Rıfat Ilgazı’ın bu ölümsüz eseri yeşilçam’ın en önemli yapımlarından biri haline gelir. Hababam Sınıfı serisi içinde ise en sevdiğim film Hababam Sınıfı Uyanıyor‘dur. Hababam Sınıfı bu defa ilk kez bir öğrenci mezun eder. Bu kişi yokluk içinde okumuş ve hayali öğretmen olmak olan Ahmet’tir. Hababam tayfası onu kendi tarafına çekmeye uğraşsada filmin sonunda hababam sınıfı yola gelir ve Ahmet’ten esaslı bir hayat dersi alırlar. Bu yönüyle filmin konusu bana her zaman çok dokunmuştur, güldüğüm sahnelerden çok ama hep o Ahmet’in Hababam’a serzenişi aklıma gelir. Hababam hep yanlış mı yapar? Hayır! Onların da bize verecekleri bir ders vardır.

Tarih hocalarından illallah etmişlerdir ve hocaları onları sürekli siz nasıl öğrencilersiniz, ülkeyi size mi emanet edeceğiz? diye aşağılamaktadır.  Hoca böyle der de Hababam altta kalır mı hiç! İşte Hababam Sınıfı’nın hocaya ve ekran başındaki bizlere verdiği o büyük ders!

Hocam. Hababam Sınıfı da olsak Atatürk’ün
Gençliğe Hitabesi’ni ezbere biliriz.

Gülen Adam 1989

Kemal Sunal’ın başrollerini Aydan Burhan, Bilge Zobu ve Hababam Sınıfı Uyanıyor’da Ahmet’i oynayan Ahmet Sezerel  ile paylaştığı film, 80ler sonrası İstanbul’da yaşanan çarpık kentleşmeyi ve fakirliği vurucu bir şekilde anlatmaktadır. Kemal Sunal’ın hayat verdiği Yusuf karakteri, dünyaya gözlerini ağlayarak değil gülerek açan ve doktorların açıklama getiremediği bir vakadır. Çok zor bir hayatı vardır ama kimse ona bir damla gözyaşı döktürememiştir. Başına ne gelirse gelsin hep güler Yusuf…

Fakirliği içinde bir kızı sever o da onu, kızın zabıta babası evlenmelerine mani olmaya çalışır ama yinede evlenirler. Film boyunca fakirliğe boyun eğmeden geçinip gitmeye çalışırlar. Önce zar zor ev kurarlar, İstanbul’da ev kurmak kolay mı? Gecekonduya yerleşirler, zabıta kayınbaba rahat vermez yıkar evlerini, Yusuf’un çözümü hazırdır, tekerlekli gecekondu😀 Bu sahneyi bilmeyeniz yoktur sanırım, Kayınbaba takmıştır kafasını damadına ve evini başına yıkmaya gelir yıkım ekibiyle, Yusuf ve Naciye ise hop evden aşağı inerler, altından girer üstünde çıkarlar bir bakmışsınız ki gecekondunun tekerlekleri var, alırlar evlerini sırtına başka yere sürerler. Kayınbaba kalır öyle tabi🙂 Ama zaman öyle kötü ve acımasızdır ki çok geçmeden kayınbaba da evinden olur sokaklara düşer. Yusuf ve Naciye sahip çıkar ona tabi🙂

Onca eziyete onca zulüme güler geçer Yusuf. Ama bir gün bir oğlu olur, Naciye derki adı Umut olsun! İşte o final sahnesinde, Umut’un o ilk nefesini yani ağlamasını duyan Yusuf,  hiç dökmediği kadar gözyaşı döker ve bir kalemde özetler hayatını…

Gülen Adam 1989 – Son Sahne

Yusuf : Umut güzel isim ama ağlıyor hep ağlıcak mı?
Neden!
Ben ağlamadım hiç!
Naciye : Ağlıyorsun!
Dr Oktay: Evet ağlıyorsun. Çok mu mutlusun?  Ondan mı ?
Yusuf:  Evet çok mutluyum ama ondan ağlamıyorum. Kahroluyorum
Dr Oktay : Neden?
Yusuf : Ben herşeye güldüm geçtim ama oğlum ağlıyor!
Hep ağlıcak mı? Hakkım yok! O’nu dünyaya getirmeye hakkımız yok!

Dr Oktay: Nereye?
Yusuf : Oğlumun ağlamadan büyüyebileceği bir yere..
Dr Oktay: Öyle bir yer var mı?
Yusuf : Arayacağım
Belki vardır! Günün birinde bulurum elbet!

Arkadaşım Şeytan 1988

Bu film  diğerlerinden çok farklı nostaljik de değil üstelik ama bahsetmeden geçemeyeceğim bu filmden. Nasıl anlatsam acaba, şuan kelimeler beynime hücum ediyor ama nasıl ifade edeceğimi yine de bilemiyorum. Çünkü hem ironik / güler misin ağlar mısın tarzında bir film bu hem de benim filmi ilk defa izlediğim yılların değişik atmosferi var üzerimde. Hatırlamaya çalıştığımda, sanki bir hayal alemindeyim, televizyon karşısında yere çömelmiş abimle bu filmi izliyorum. Çocuk aklımla Fatih’in (Mazhar Alanson) şeytana(Ali Poyrazoğlu) nasıl ruhunu sattığını hatırlıyorum. Sonra o “ruh” şeytanın elinde bir yumurtanın içine hapsoluyor film boyunca. Karşılığında da şeytanın Fatih’in tüm dileklerini gerçekleştirmesi lazım. Fatih’in o isteklerine gelirsek, kendisi idealist bir müzisyendir ama ne çıktığı barda onu dinleyen vardır ne de hayatını kazanmak için yaptığı reklam cingılları ona mutluluk vermektedir. Efsane bir müzisyen olmak istiyordur, değeri anlaşılsın, şan şöhret kazansın istiyordur. Bu uğurda şeytana ruhunu satmaya bile razıdır. Bunu düşünmekle kalmayıp bir de dile getirince olan olur. Şeytanı bulur karşısında, söz kesilir, ruh teslim edilir. Geriye şeytanın bu istekleri gerçekleştirmesi kalır.

Ama devir kötü,insanlar yoldan çıkmış her biri birer kör şeytan. Bizim şeytan bile Fatih’e yardım edemez sonunda. Tuhaf, akıllıca kurgulanmış ve enteresan bir filmdi her bakımdan. İzlemeden geçmeyin derim bu filmi.  İzlemek için şu adresten faydalanabilirsiniz.  Az önce de dediğim gibi ağlamadım bu filme nostaljik sınıfına da girmiyor ama bilinçaltımın derinliklerinden işte bir de bu film çıktı n’aparsınız😀

Sıra bu mimi birilerine paslamaya geldi, daha önce hiç mim göndermediğim  çingulara gitsin bu sefer… Denizkızı ve  Koredelisi çingum! zor ama keyifli bir mim paslıyorum size, umarım siz de benim gibi seversin😉

17 thoughts on “mİm – En Acıklı Yeşilçam Filmleri

  1. Arkadaşım Şeytanı çok severim, çok eğlenceli ama aynı zamanda düşündüren bir filmdir.Senin bütün filmler mesaj kaygılı olanlardan derlenmiş. İşte ne güzel herkesin bakış açısı farklı. Sağol yanıtladığın için. Ellerine, klavyene sağlık🙂

    • Doğru diyorsun benim ki hep mesaj veriyor, neden öyle bilmem, dönüş ve selvi boylum al yazmalım’ı da yazsam öyle yazardım galiba🙂 Sen sağol azıcık Kore semalarından uzaklaşıp memleket havası aldık sayende🙂🙂

  2. memleket havası iyi gitti hakikaten😉 yine emek dolu bi yazı olmuş sevgim😉 ellerine sağlık😉 yeri gelmişken buradan bişey duyurmak istiyorum ki bu mim’i sakın bana göndermeyin =))) çünkü türk filmleri konusunda biraz zayıfım maalesef =( bu mim bana gelecek diye ödüm patlıyor =)) ama komedi filmleri olursa yazabilirim belki… ilk üçüm hazır 1- tosun paşa 2- şabanoğlu şaban 3- süt kardeşler =)))

  3. ah ne güzel bir yazı olmuş bu mirim! hepsine aynen katılıyorum (yılmaz güney filmi hariç; çünkü onu izlemedim :P) ama aşkolsun, ah müjgan benim de listemdeydi yav, benden önce yazmışsın😛 halbuki o son sahneyi ben de ballandıra ballandıra anlatıp okuyanları ağlatmayı planlıyordum. hain çingu😛😀😀

    arkadaşım şeytan ne manyak filmdir yav. türk sinemasında başka hiç böyle bir film görmedim, duymadım. kara mizahı taa 88de yapmaya başlamışız, coen kardeşlerden önce, ahah🙂 hababam sınıfı acı-tatlı; gülen adamsa kemal sunal’ın belki de en güzel en anlamlı filmlerinden biri. ellerine sağlık tatlım ^^

    • esta piti piti, ne miri daha çok toyum bu kulvarda🙂 filmleri çekenler sağolsun:)

      Özellikle de “ah müjgan ah”ı nıhahahha ::dokgojin smile::
      bilerek elimi hızlı tuttum ki böyle senin gb açıkta kalmayayım heheheh😀 ama bence sende yazmalısın bu filmi, zaten ben 10dklık final sahnesinin yalnızca 5 dakikasını yazdım😛 sende kalanını istersen yazarsın, özellikle de o evde yapılan konuşma dehşetti bak ben onu yazmadım yoksa bu yazı bitmezdi :(((
      arkadaşım şeytana özellikle indirme linki de verdim, bir film daha ilk sahnesinden insanı hipnotize eder mi ya, cidden manyak film😀🙂 cohen kardeşlerde kim ayrıcana peh peh😛
      ya ben gülen adama çok ağladım, kemal sunalın ses tonuna bayılırım zaten, tam da onun için yazılmış sanki senaryo, sürekli dram filmlerinde oynayan birini koysalardı olmazdı ama komedyenliğiyle bilinen kemal sunalı öyle güzel yerleştirmişlerki filme :S ah ah…
      seçtiğim filmleri beğenmene de çok sevindim, ben de senin listeyi bekliyorum😉

  4. Vuu gerçekten baya kapsamlı bir yazı olmuş çingum… Dediğin gibi kolay görünüyor ama içine dalmaya gör, onuda yazayım bunuda yazayım sende kalemini konuşturmuşsun… Hatta tekrardan bile izlemişsin (dokgojin smile):D:D (gülme komşuna gelir başına misali susuyorum!)

    Listeni görünce eksikliklerim gözüme çarptı ya, ben iki filmide izlememişim; Umutsuzlar, Arkadaşım Şeytan! Kendimi esefle kınıyorum…
    Ama diğerlerini ezbere bilirim özellikle de Kemal Sunal’ın olduğu hatta adının bile geçtiği bütün yapımları (babam sağolsun üstadın hastası…) Filmlerini artık 1000. kez izleyişim olsada da, artık tiksinme noktasına gelsem de günümüz Türk dizilrini izlemektense Hababam Sınıfı’nı, İnek Şaban’ı, Al Yazmalım’ı vs tekrar izlemeyi tercih ederim;))
    Bu arada mim için sağol çingu;)

    • arkadaşım şeytan arşivlik bak😀 link de verdim😉 umutsuzlar’ın o son sahnesi de yeter, olmadı ekşi’den yorumları okuyup izlemiş gb de yaparsın😀
      kemal sunal’sız ise nostalji olmazdı:) gülen adama da çok ağlamışımdır, hababm sınıfı zaten malumunuz🙂 annem dizi delisi olduğu için onun elinde kumanda görünce kaçıyorum salondan, zaten ben de herşeyi netten takip ediyorum, türk dizilerinde zayıfım oyuzden🙂 ama nostaljiye hayır demem hiç bir zaman… babana saygılar sevgiler burdan, seni sırf bu mime hazırlamış hiç bilmeden😉 yazıyı beğenmene de sevindim, bzi de senin mimi bekliyoruz, benim mim de yolda zaten yarın basıma hazır olur😛

  5. Ahah selamını iletirim babama:D
    Arkadaşım Şeytanı merak ettim şimdi yahu, bi ara kesin izlemek lazım anlaşıldı;)

    Hadi bakalım bekliyorum;)Bende ufakta nostarjiye dalış yaptım, yarın baya yığunum ama iki güne benim mim de piyasaya çıkar:D:D

  6. Geri bildirim: Kore Delisi

  7. Geri bildirim: En Acıklı Eski Türk filmleri… | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

  8. Gece gece mütemadiyen yaptığım türk filmleri araştırmalarımı yaparken baktım senin blogun çıktı.Hemen okuyayım dedim bizim kız ne yazmış😀😀 Yazına bayıldım çingu türk filmleri de içerince daha bir bayıldım.

    Ah Müjgan Ah benim herkese gerekirse zorla izlettirdiğim,herkesin bilmesi lazım mottosuyla sevdiğim,sevdirmeye çalıştığım bir filmdir.Hatta bizim Winpohu ile geleneksel Ah Müjgan Ah günleri de yaptığımız olur😀 Müjgan nereye mi gitti.Paraya gitti abicim paraya deyişi,Gözleri dört defa daha lacivert repliği hiç kulağımdan gitmez.En sonda ağlarken söylediği şarkıyı hep bir yerlerde söylerim mutlaka

    Yılmaz Güney konusundaki fikirlerine katılıyorum.Çok severim filmlerini bayılırım ama 2.kez izlemek bile insanı çok etkiliyor.Ama izlenmeli,mutlaka da bilinmeli.O da Türkiye’nin apayrı bir yüzünü anlatıp insanlara anlatmaya çalışıyordu.Nurlar içinde yatsın.

    Hababam Sınıfı’nın her serisini(yeniler hariç)bayılarak izlerim.434545. tekrarı bile olsa izlerim,izleyeceğim de o müzik ne güzeldir.Böyle yavaş çalınınca farklı bir tat,hızlı çalınınca insanı ölümüne mutlu eden bir beste.Nurlar içinde yat Melih Kibar

    Kemal Sunal’ın sadece eşekoğlueşek diyerek insanları güldürmediğinin kanıtı bu filmler.Hem insanları bakın böyle de birşey var,biliyor musunuz dedirten hem de insanı yormadan,üzmeden anlatan filmler bunlar.Zaten Kemal Sunal’dan bahsediyoruz gerisi boş😀

    Arkadaşım Şeytan’ı da hiç izlemedim,bilmiyordum bile.Bİr de Türk filmi fanıyım,tüm filmleri izledim diye geziyorum bu da bana kapak olsun ama varol çingu.Sayende öğrendim ve listeme ekledim derhal.
    Türk filmleri söz konusu olunca sabaha kadar konuşsam,yazsam asla bıkmam.O yüzden senin kafanı ütüledim burda.Destan yazdım maşallah çingum ama çok güzel yazmışsın.Türk filmi sevdamı depreştirdin gece gece😀😀 Ellerin dert görmesin inşallah

    • ama niye öyle dedin ki, ne kafa ütülemesi, benim için normal bir metin bu😀 zuzum benim yazılarda seninkinden kısa değil eheheh, aynı fabrikadan çıkmışız galiba😀😀😀
      ah müjgan ah, offf nasıl bir filmsin sen yaa, senin yazılarda da gördüm zaten, muhabbetini de yapmıştık, olmazsa olmazımız yani😀
      aslında bu filmler arasında uçurtmayı vurmasınlarda var ama ben o filmin hep inci ile barış arasındaki muhabbetlerini seviyordum. yoksa hapishane dedin mi bana geliyorlar, daralıyorum haliyle😀 o yüzden koymadım , bazen “keşke koysamıydım diyorum İnciğğ” diyorum hayali arkadaşım inci’ye ama geçti artık, bari sana anlatayım içimde kalmasın, o filmde güzeldir😀
      gülen adam da favorimdir ama kemal sunal cidden şahane oyuncudur, nur içinde yatsın O da, Japon İşi diye bir filmi de vardı, onu koymadım bak tühhh :S
      arkadaşım şeytan da çok tuhaf ama çok güzel bir film, ben hatırladıkça irkilirim, sen de seveceksin eminim😀
      Yazıyı sevmene çok mutlu oldum😉 Aynı kafadanız ya, iyi anlıyoruz birbirimizi😀

  9. Ahahah aynı fabrikadan çıktığımız kesin şekerim yahu.Deli gibi yorumlaşmaya bakarsak kafalar aynı😀😀 Ama ben çok mutluyum vallah bir şikayetim yoktur😀 Ah Müjgan Ah günü ilan edelim bir günü.Sürekli filmi izleyip müjgan paraya gitti abicim diyerek ağlayalım😀😀
    Koyduğun filmler de gayet güzel yani hiç canını sıkma.Anlayabiliyorum seni ama ben de Türk filmi postu yaparken arşiv dökecektim resmen de.Dedim insanlara tanıtacağız diye göz korkutmayalım.Ah uçurtmayı vurmasınlar’da ki o küçük çocuk.Uçurtma görüp hapishaneden İnci’ye anlatması falan.Bizim filmler de bir başka güzel yahu.Başka bir post yaparız çingu biz senle aramızda orada deli gibi film anlatıp,istediğimizi yazarız olma mı😀😀
    Heehehe Japon İşi’ni ben de en son Korelilere atar yaparken kullanmıştım.Fatma Gİrik antipatim yüzünden o film biraz ıı nasıl desem şeyy seviyorum ama Girik hanımı sevemiyorum.
    Bu arkadaşım şeytan’ı da ölümüne merak ettim.İndirip izleyeceğim çingu.
    Beğenmekte laf mı bayıldım.com😀 Ben ara ara gelip bu postun altına yorum yapmayı sürdüreceğim.Anlaşalım da bu kok ne ediyor deme😀😀😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s