So Ji Sub – Biyografi: 4 Bölüm (MİM)

Ji Sub sonunda kendisine uluslararası şöhret getirecek yapımlarda oynama şansını elde eder.

What Happened in Bali (SBS, Ocak 2004)

En özgün ve zekice kurgulanmış yapımlardan biri olan dizide, karakterlerin hangisi iyi hangisi kötü ayırt edilemezken, aşk ve açgözlülük arasında olayların yönü değişmektedir. Şüphe ve entrika olgusu da izleyiciyi ekrana kitler. Tabi bu başarıda ana karakter oyuncularının birbirinden iyi performans göstermesi de etkilidir, özellikle de jönlerimiz So Ji Sub ve Jo In Sung😀 In Sung diziden önce de zaten popüler bir yıldızdır ama aktörlük yeteneğini henüz ispatlama fırsatı olmamıştır. Ji Sub’un oyunculuğu ise kendini göstermeye başlamıştır ama yıldız olma potansiyeli olup olmadığı hala muammadır. Bu dramayla, her ikisi de kendini ispat etme şansı yakalar. In Sung, oyunculuğunu nasılda ilerlettiğini gösterir, Ji Sub da kitleleri nasıl etki altında bırakabildiğini gösterir. Sonuç olarak, Ji Sub’un hayran kitlesi daha da artar, geçen yıl da aldığı SBS’nin yılın en iyi aktörü ödülünün yanında bir de Yılın En Popüler Oyuncusu dalında Baeksang Ödülü’nü eve götür (1)(2-foto).

Diziye şu adresten ulaşabilirsiniz😀

I’m Sorry, I Love You – MİSA (KBS, Kasım 2004)  * DİKKAT SPOİLER ÇIKABİLİR!

İşte efsane dizi… i’m sorry i love you/ Mianhada, Saranghanda. Diğer bir değişle Mi-Sa. Dizide oynayan ana karakterleri de diziyi izleyenleri de alıp götürür bu dizi. Diziyi şöyle bir hatırlamak bile insanın içini burkar… Nasıl anlatsam hani “süper baba”nın “Bana bir masal anlat baba” şarkısı bir yerlerde çalsa içiniz bir tuhaf olur ya, ya da Parliment Pazar gecesi sinemasının o melodisi çalınsa kulağınıza tüyleriniz diken diken olur, işte bende ne zaman dizinin tema müziğini yani Yuki No Hana’yı dinlesem böyle hissediyorum. Dizi de bir çok karakter var ama modern zamanın Romeo&Juliet’ini oynamak üzere So Ji Sub ve Lim Su-Jeong canlandırır bu karakterleri. İki oyuncuyu da tanımayan kalmaz bu diziden sonra, KBS’nin en iyi oyuncu, en iyi çift ve halkın oyuyla en popüler yıldız ödülünü alırlar. Yalnız Kore’de değil Japonya’da(İlbon da diyebiliriz😀 ) da büyük bir hayran kitlesine sahip olurlar. İlerleyen yıllarda özellikle de Ji Sub, en yüksek ücret alan yabancı(Japon olmayan) ünvanını bile elde eder.  İri cüsseli bu adam yani Cha Mu-hyeok karakteri artık unutulmazlar arasına girer. O da bir Halyu Star’dır.

Dizinin hazırlıkları sırasında prodüktör gelip Ji Sub’a şunları söyler; “Dizimizin başarılı olması da batması da senin elinde.” Hiç baskı yapmamışlar yani😀 Sonuç olarak Ji Sub’un oyunculuğu göz doldurur ve Kore Drama endüstrisinin en iyi yapımlarından biri yapar diziyi. What Happened in Bali’de Beaksang Ödüllerinden birini eve götürmüştür 2004’de, 2005’de bu defa en iyi aktör ödülünü alır. Ödüle doyar anlayacağınız.

Şimdi sevgili winpohu’ya bir sürprizim var, hani vaktiyle en sevdiğiniz replikler mimi başlatmıştın hatırlıyor musun? işte Ji Sub’cum bunu duymuş, gelip bana dediki akşam “bende mim yazmak istiyorum, istiyorum da istiyorum”. “Tamam JiSub’um yaz, winpohu’ya söylerim ben, senin için yayınlarız o mimi, üzüldüğün şeye bak” dedim.  İşte Ji Sub’un hiç bir yerde bulamayacağınız o mimi :)  Ama ondan önce Ji Sub beri bak sana bir çift lafım var;

Ji Sub-shi!… namı diğer Cha Mu-hyeak!… namı diğer bay sapık… namı diğer ajusshi… naa nomu nomu saranghanda😀

Oh söyledim de rahatladım :)  devam edelim…

Ji Sub’un Misa’dan En Sevdiği Replikler (3)(4)

Dizide Mu-hyeok’u oynarken, başka birine sonsuz sevgisini verebilen birinin kendisini de mutlu bir insan yapacağını anladı. Hayranlarıma olan sevgimin onların bana olan sevgisi kadar olamadığını hissediyorum, hiç değilse beklentilerinin yarısını onlara yansıtabilmeliydim… Böyle düşünmeye başladım artık. (bu laf bana, aldım mesajı oppaa😀 )

Canlanırdığım Cha Moo Hyuk karakteri, çok tutkulu ve sevgi dolu biri özünde. Eğer onu bir hayvana benzetecek olsaydım, size kesinlikle onun vahşi bir köpek olduğunu söylerdim.

Onun diyaloglara yansıyandan daha fazla öyküsü var aslında. İlk seferde onun acıklı bir yaşam öyküsü olduğunu anlamıştım. Aslında ayrıntıya inilse çok iyi öyküler de var. Senaryoda bu ayrıntıları açığa çıkarmam gereken çok fazla sahnem vardı ama bunu kameraya yansıtmak çok zor oldu benim için. Bir keresinde, 2,5 gün boyunca tek kelime etmedim ve bunun üzerine çekimlerin yarıda bırakmak zorunda kaldım – nasıl oynayacağımı şaşırmıştım,  Moo-Hyeak’ı nasıl canladırmam gerektiğini bulamadım bir türlü- o yüzden sakız çiğneme şeklimi yada şapkayı kullanarak ifade etmeye çalıştım. Hala merak ediyorum tüm bıraktığım ipuçları anlaşıldı mı? Moo-Hyeak’ı daha iyi anlamanız için ondan geriye bu tarz bir çok ipucu bırakmaya çalıştım.

Başlangıçta, Moo-Hyeok’un dizinin sonunda gözyaşı dökmemesi gerektiğini düşünmüştüm. Ama bir kere çekimlere başladıktan sonra, gözyaşlarıma hakim olamadım (bizi de helak ettin zaten ekran başında🙂 )

Rol gereği 4-5 kg vermeliydim, sonuçta ölmek üzere olan hasta birini oynuyordum. Önce diyet yaparak kilo vermeye başladım ama sonrasında kendiliğinden kilo kaybetmeye başladım. Moo Hyeak’ı canlandırmanın stresi altında böylelikle hızla kilo vermiş oldum. Cidden bu dramayı yapmak benim için çok büyük bir sorumluktu, oynadığım diğer dramlarda elimden gelenin %100 en iyisini yapmaya çalışmışsam eğer bu dramada bu %101’dir. Kabiliyetimin çok daha üstünde çaba sarfettim ve şanslıyım ki insanlar bunu memnuniyetle karşıladı.

Şahsen, Moo-Hyeak’ı oynamak çok ilginçti ama Hyun Woo karakteri daha ilginçti, onu oynadığım sahnelerin daha fazla olmasını isterdim. Hyun Woo, Moo-Hyeak’ın söze dökemediklerini söyleyebiliyordu (sözle söylese gene iyiydi, şapır şupur az “öç” almadı tilki🙂 ). Kötü bir kişiliği olmasına rağmen onu oynamak zevkli geldi.

Sevdiğim Sahneler ve Replikler – Mim😀

Moo-Hyeak ve Eun Chai’nin aşkı  ilk olarak çadırda içki içerken öpüşmeleriyle başladı. Ama Moo-Hyeok için acı dolu bir andı aynı zamanda, Eun Chai’ye bakarken hem onu hem de eski eşi Ji Young’u hayal ediyordu. O yüzden ben bile emin değilim Moo Hyeak gerçekte kimi öptü? Ben de sizin kadar merak ediyorum bunu. Şaka maka kimi öptü acaba bilen varsa bana da söylesin😀

tipe gel🙂

“Benimle yatmak mı istiyorsun?  Bana bir kere bağlanırsan asla elimden kurtulamazsın. Ona göre adımını doğru at, kendinden emin değilsen deneme bile.”

Bu diyaloğu okuduğumda “ne pis herif bu” dedim. Bizim tayfa ise atladı hemen “kadınlar böyle belalı tiplere aşık olur”. Ben de böyle ilgimi çeken bir kızla tanışırsam bu taktiği belki deneyebilirim diye düşündüm önce, ama söylediğim anda hemen böyle davranacak biri olmadığımı söylerim herhalde. Zaten asla böyle bir şey söylemeye kalkışmam ahahaha (ben gülmedim bu sefer o güldü😀 )

“Bana sarıl… aynı Yune’a sarıldığın gibi, bir kere bana sarıl”

Eunchae sevdiği birini hiç karşılık beklemeden sevdiğinde bu durum Mu-hyeok’ın gözünde onu daha güzel biri haline getiriyordu ve Eunchae’nin Yune’a olan sevgini kıskanmasına hatta sırf bu yüzden bile Yune’dan daha çok nefret etmesine neden oluyordu. Bu repliği okurken, hayranlarımın da beni aynı annem gibi karşılıksız nasıl sevdiklerini düşündürdü. Bu açıdan bakıldığında ben Mu-hyeak’dan mutluyum tabiî ki. Buna ilaveten, Mu-hyeok gibi hasta olmadığım içinde çok mutluyum.

“Gitme… gitme EunChae. Sana ayak bağı olmayacağım, lütfen gitme.”

 Bu sahne de Mu-Hyeak’ın tüm acısını ve kederini hissettim. Eğer hayatınızın aşkını bulmuşsanız, böyle bir durumda onun gitmesine mani olmalısınız. Diğer taraftan, ben beni bırakan hiçbir sevgilimi böyle durdurmaya çalışmadım (Gidene dur demem icabında😛 ). Eğer gerçekten gitmek istiyorlarsa onları bu kararlarında özgür bırakırım her zaman. Yine de hayatımın aşkını bulduğumu düşünürsem onu kesinlikle bırakmam, Mu-hyeok gibi onu sıkıca tutar ve asla bırakmam. Son bir anekdot eklemek gerekirse, çekimin yapıldığı gün hava bız gibiydi, çekim nedeniyle uzun süre betona oturmak zorunda kaldım, öyle soğuktu ki beynim dondu resmen😀 (kı*ım dondu demiyor da şuna)

Say say bitmiyor sahneler… Eun Chai ve Moo Hyeak’ın dar sokakta göz yaşları içinde öpüştükleri bölüm de hatırda en çok yer eden sahnelerden biri sanırım.

“Tanrım, eğer var isen, ant içerim ki… Song Eun Chae kalan zamanımda yanımda olabilirse, kalan zamanım onunla geçerse, hiçbir şey beni öfkelendiremez artık. Tüm yapacaklarımdan vazgeçerim, tüm kin ve öfkemi geride bırakırım. Hepsini çöp gibi fırlatıp atarım ve sükunetle gözlerimi yumarım Tanrım. Sana yemin ederim.”

Kendi kendime konuştuğum bu sahneyi okurken, hissettiğim şey… nasıl anlatsam… içim parçalandı diyebilirim. “Yalnızca Son Eun Chae gibi masum bir kadın böyle bir adamı mutlu edebilir ve kalan zamanında tüm kinini bir kenara bırakmasını sağlayabilir ancak” diye düşündüm. Bende kin ve öfkemden kurtulurdum ama sükunetle ölebilir miydim emin değilim…. Ölüp gitmek benim için çok zor olurdu. Tek düşündüğüm şey intikam olurdu. Mu-hyeok’un intikamı! Doğru düzgün hiç sevilmemişken gerçek aşkı bulmuştu ama aynı zamanda çok kısa bir ömrünün kaldığını öğrenmişti, zamanı daralıyordu. Senaryoyu okurken sürekli “çok üzülüyorum bu çocuğa” dedim😛 (tamam bu şekilde demedi ama lafı buraya getirdi işte😀 ).

Ve Ji Sub’un bu sahneyle ile ilgili son yorumu…

“ I shall meet such sincere love😀 ”

huzurlarınızda bu cümlenin nasıl da bana yapılmış bir “Deytı” olduğunu ispat edeceğim çingular😀

Benim adım ne? Kaktüsçiçeği değil, makinosev de değil… benim gerçek adım Sevgi, o cümleye gelirsek, yavaş yavaş çevirelim, önce cümle de geçen “love” kelimesinden başlayalım😀

Ji Sub: I shall meet such sincere Sevgi! 😀

Tr Sub: Böylesine temiz kalpli olan Sevgi ile buluşacağım😀 ( Çeviri deyip geçmeyin, uzmanlık ister)

N’oldu şiştiniz deee mi? Kıskandınız deee mi? İşte ne zamandır söylemek isteyip de itiraf edemediğim sırrımı söyledim çingular, yazının başında “saranghandaaaa” diye böğürdüğümde  kendi kendime gelin güvey olduğumu sandınız ama şimdi çok mahçup olduğunuz deee mi? Hem olur böyle şeyler, eminim zamanla kabullenip benim için çok mutlu olacaksınız… Bu arada dün Hikaruivy’cim merak edip sordu bana, “Ji Sub’un sevgilisi neyi var mı?” diye, bu itiraf biraz da ondan (Hikaruivy’cim öpüyorum seni )😀 ah çingularım darısı sizin başınıza ne diim😀 Allah sizin de gönlünüze göre versin (amin)😀

 “Ya bir şeyler yiyeceksin ya da beni öpeceksin! Ya bir şeyler yiyeceksi ya da benimle yatacaksın!

Ya benimle yemek yiyeceksin ya da benimle yaşayacaksın! Ya bir şeyler yiyeceksin ya da… (yaşlar dökülür artık)  benimle öleceksin!”

Bu sözleri söylerken ses tonumu ayarlamakta baya zorlandım, dalga geçer gibi kinayeli mi konuşmalıydım yoksa sizinde izlediğiniz şekliyle bağıra çağıra mı söylemeliydim? bunu düşündüm. Yönetmenle üzerine konuştuktan sonra, feryat figan söylememde karar kıldık.

Bu sahnedeki gibi bir yandan repliği söyleyip bir yandan ağlamak gerçekten zor bir işti. Aslında, tüm çekim ekibi düşündüğümden daha da fazla acıklı buldu sahneyi. Ben de çok etkilendim tabi ki… Mu-hyeak çok acı çekiyor olmalıydı. Mu-Hyeak’ın karakteri ve ses tonu(konuşma şekli) benimkinden oldukça farklı. Gerçekte ben, birini çok seviyorsam bile bu kadar açık konuşamam. Ayrıca, eğer hoşlanmadığım bir durum varsa, bunu dışarı yansıtmam ama Mu-hyeak etrafa bağırıp çağıracak kadar kendini ifade etmede rahat ve gözü pek. Sizinde bildiğiniz gibi ben alçak sesle konuşurum ama Mu-hyeak yüksek sesle konuşuyor, ben bunu da yaşamı boyunca çok acı çekmesine bağladım. Hayatında çok defa terk edilmiş olmasına rağmen kalbinde kontrol edemediği bir aşk tomurcuklanıyor. Hiç böyle büyük bir aşk yaşadım mı diye düşündüm önce, hiç benim başıma böyle bir şey gelmedi. Mu-hyeak’u canlandırırken, onun gibi içten gelerek birine karşı böyle bir sevgi duymayı öğrenemedim belki ama hayata dair bir çok şey öğrendim ondan.

“Bazı insanlar eğlencesine sever birilerini aynı sakız çiğner gibi, ama bazıları da o sevgi için canını verir.”

Bana şunu düşündürmüştü okuduğumda, birini sevmek her zaman kolaydır ama sorumluluğunu taşımak o kadar da kolay değil, eğer sevmenin ağırlığını taşıyamazsan sevdiğin kişiyi incitirsin yalnızca. Bende sevmek konusunda benzer düşünüyorum, içtenlikle sevmeli insan. Düşünürsek bu cidden anlamlı bir replikti ama sahnenin çekildiği asansör çok dardı ve benim Hyunwoo kılığından çıkıp Mu-hyeok’a dönmemi de aynı yerde çekmek zorundaydık ve bu tek çekimde olmadı tabi😀 asansörle çok defa çıkıp çıkıp indim. Bu yüzden biraz da başdöndürücü(!) bir sahne oldu diyebilirim😀

Kızkardeşinin evinin önünde basamaklara oturup düşünürken, Moo Hyeak öyle acı çekiyordu ki ilk defa ağzından “Anne” sözcükleri döküldü. Moo Hyeak için çok acı vericiydi hali ama onu canlandırırken ben daha çok acı çektim açıkcası. Böyle bir sahneyi nasıl canlandıracağım konusunda çok endişeliydim ama kamera bana döndüğünde şansım yaver gitti ve her şey kendiliğinden oluverdi. Moo-Hyeak açısından bakarsak bu en acıklı sahneydi.

Metronun merdivenlerinde Eun Chai’nin, Moo-Hyeak’a olan aşkını ilan edişi hafızama kazınan en güçlü sahneydi. Eun Chai merdivenlerde öyle durmuş çığlık çığlığa “Seni Seviyorum” diye bağırıyordu, kaç defa bunu söyleip durdu hatırlamıyorum ama Moo Hyeak tek kelime bile etmedi. O anda, eğer ona sarılsaydı yada onu sevdiğini söyleseydi ki yapamazdı, çünkü o zaman öylece ölemezdi(ölmek zor gelirdi anlamında söylüyor sanırım).

“Bana biraz yiyecek bir şeyler verebilir misin… lütfen… benim için yemek yapabilir misin?”

Son olarak 16. Bölümde Moo Hyeak’ın annesinin yaptığı rameni yediği sahne bence, tüm bu sıraladığım sahneler arasındaki en vurucu sahnedir. 16. Bölümün senaryosu elime geldiğinde yine “nasıl canladıracağım bu sahneyi” diye endişelendim.

Moo Hyeak ilk ve de son kez öz annesinden onun için yemek yapmasını istiyordu.

Bu sahne pişmanlık dolu çok acıklı bir sahneydi. Hala düşündükçe göz yaşlarıma hakim olamam (Biz de yivrum biz de🙂 ).

EDİT:  Ji Sub’un Misa’da oynarken etkisinde kaldığı bu sahneleri bir de canlı canlı onun ağzından dinlemek isteyenler varsa hiç üzülmesinler, ne yaptım ettim buldum o videoyu🙂

Alternatif 1

http://www.56.com/u21/v_MTk2MjQ1Mzg.html

Alternatif 2

http://www.tudou.com/programs/view/e0A906eiQu0/

Hazır ağlamaya başlamışken bir de Yuki No Hana’yı So Ji Sub’un sesinden dinleyelim isterseniz. Mavi takımı içinde şarkıyı dinlerken, tüm acımı unuttum nedense😀😀

Diziyi hala izlemediyseniz, şu adresten ulaşabilirsiniz.

EDİT: Bir de animesini yapmışlar 2008’de ama yine çok ben acıklıdır diye seyretmedim😀 Animenin adı sory I Love you: between of one year. Şimdi burdan direkt link veremiyorum wordpress amca bana takmasın diye ama internette “Sorry I Love You: Between of One Year megauplaod” yazın hemen link karşınıza çıkar. Türkçe altyazı henüz yok ingilizcesi için şu adresden faydalanabilirsiniz🙂

  O şimdi Asker (Public Officer in Mapo District Office, 2005 Şubat – 2007 Nisan)

 Her büyük proje sonrasında oppaların askere kaçmasına alıştık, Ji Sub’da drama endüstrisindeki yerini Misa’yla sağlamlaştırdığını anlayınca fırsat bu fırsat vatani görevi için kolları sıvadı tabi. O askerliğini yapadursun, biz de sizinle askerlikten sonra yani 5. Bölümde görüşürüz.

17 thoughts on “So Ji Sub – Biyografi: 4 Bölüm (MİM)

  1. Harika bir yazı olmuş çingu, ellerine sağlık! Ne güzel alatmışsın Misa’yı! Süper Baba benzetmesi harika olmuş… Biliyor musun, ben bu diziyi hâlâ izlemedim (itiraflarrrr…) Çok ağır dram olduğu için hep kaçtım. Ama şimdi senin yazdıklarını okuyunca acayip canım çekti; korkularımın üstüne gidip izlesem mi acaba diyorum? Hoş, bütün hikayeyi de biliyorum ama Titanic’te de hikayeyi biliyordum, gene de hüngür şakırt ağlamıştım😛

    Bu arada paragraf içi yorumların da bi harika olmuş😀😀 “Burda ben gülmedim, o güldü” haha😀

    Ayrıca “I shall meet such sincere Sevgi!” yorumuna da koptum! Allah mesut etsin, ne diyim!😀😀 Ben de Song Joong Ki’nin röportajlarını karıştırıp “bir gün hayatımın “ışığı”nı bulacağım” gibi bir cümle arayayım bari, haha!😀😀

    • ben de aynen senin gibiydim en keyifli olduğum bir anımda “beni şuan kimse üzemez” deyip izledim Misa’yı😀 ağlamadım ama çok dokundu, etkisinden kurtulmak için gittim Sophie’s Revenge’i seyrettim kendime geldim😀 (bkz: Özdilek Banyo Havlusu satışında korkunç patlama :)- n’olur n’olmaz çeyizimde dursun 3-5 tane🙂 ).
      Ji Sub espri yapıp bir de üstüne gülünce insan irkiliyor bir an, o uyarı yapmak boynumun borcuydu🙂

      “bir gün hayatımın “ışığı”nı bulacağım” 😀😀😀 hepimizin içinde adımıza yapılmış iltifatlar hazırda bulunuyor galiba :)ben de içimdeki poh poh perisine (seni gazlayıp duran peri hatun🙂 ) uydum😀
      Bu arada, bu kadar Song Joong Ki’nin lafını yapıyoruz, kesin senden bir biyografi, bir itiraf yazısı gelir yakında (gelir di mi? )🙂

      • “özdilek havlu satışında korkunç patlama!” ahahah, yemin ederim gülmekten gözümden yaş geldi!😀😀😀 çok alemsin çingum😀😀 zavallı ji sub’la evlenirsen çocukcaaz gün boyu evin içinde yarı çıplak gezmek zorunda kalacak demek ki! ahahahaha😀

        yaa sorma, resmen açıp açıp onun dizilerini izlememek için kendimi zor tutuyorum. resmen ergen kızlara döndüm. nolcak bilmiyorum… hayır, işin kötüsü gayet başı bağlı bi insanım yani😛😛 sevgilim inşallah senin blogunu bilmiyordur; şu yazıyı okursa her şey bitebilir!😛😛 o yüzden itiraf yazısı biraz zor görünüyo😛 ya da en azından şöyle biraz daha “ılımlı” bir şey yazarım belki😀

        • bizim memleket ona sıcak gelir zaar, onun için sorun olmaz… evde bir de hobi odası yaparım oppama… yüzmeyi seviyor ya, odalardan birini mini olimpik yüzme havuzu yaparım, oh mis gibi takılır öyle😀
          Enişteye selamlar buarada😀 ben sana ılımlı bir mim gönderdim sen ona bir göz at bence😀

  2. hahahhaha yazıyı yüzümde koca bir sırıtışla okudum🙂 aferin so ji ye ne güzel mim yazmış öyle . şaka bir yana misa gibi dram dolu bir diziyi böyle eğlenceli anlattığın için seni tebrik ediyorum .winpohu eğlence tabiri ile buradaki parantez içlerini kast etmiştir. yoksa kendisi sadist, mazoşist ve ya sosyopat değildir.misa izlerken yüreği dağlanmış , ne zaman replikleri duysa bir garip olmuş ,müziğini dinlemeye hiç bir zaman hazır olamamıştır. bir rivayete göre gözlerinden yaşlar akmıştır ama onu tanıyanlar böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığına kanaat getirmişti🙂
    dizi çok dramdı fakat hiç bir zaman so ji oynarken ne hissetti diye düşünmedim gerçekten zor olmuştur o sahneleri çekmek ki kendisi de bir güzel anlatmış🙂 ellerine sağlık makino yeni yazıda görüşmek üzere .
    not: so ji acuşşhi ne yaptın sen itiraf rüzgarları esti her bir yanda şimdi ne yapmalı sevgiye olan duyguların için justin biberci ergenler gibi depresyona girsem mi derkene hatırladım ben bu işler için yaşlıyım .en iyisi ergenlere bırakalım🙂 ,
    ne çok konuştum . neyse kaçtım ben

    • gözüm vardı zaten o replik miminde, fırsat bu fırsat bodozlama atladım, Ji Sub’u da araya kaynattım (yabancı değil içimizden biri o da)🙂
      Misa’dan dram olduğu için kaçanlara tuzak bir yazı oldu sanırım bu, ilk kurbanım da hikaruivy🙂 (yaşasın kötülük)
      itiraf için yapılacak bir şey yok😀 gönül bu sevmiş beni (hala kendime gelemedim, kızım kendi yazdığın yalana inanmasana cırt cırt!!!😛 )

      not: 5.de görüşürüz😉

  3. I’m Sorry I love you ..
    Diziyi herkes çok methediyor. İzlemek istiyorum bir yandan ama çok sulu gözlüyümdür😀
    Anladıgım kadarıyla çok dokunaklı bir dizi. Sınavlar bitsin ondan sonra başlıyım ben😀
    Sınavın ortasında aglamak gibi manyakça birşey yapmak istemiyorum. Sonu kötü bitiyor sanırım..
    Kötü sonları hiç sevmiyorum😦
    Yazını gerçekten büyük bir keyifle okudum.
    O kadar yerden bir buraya takıldım😀
    hani temiz yürekli sevgi ile buluşacagım falan filan diyor adam😀 Ordan kendine pay çıkarmışsın ya hani. Orası çok hoşuma gitti.. Bunu söylemek istemiştim😀
    Bu yazın sayesinde ismininde Sevgi oldugunu ögrendim🙂

    Başroldekileri pek sevmedim bunu da söylemeden gidemicem🙂
    Başroldekiler yakışıklı olmasa bile konusu ilginç gelirse , dizinin başını iyi görürsem izliyorum.
    Ellerine , kollarına , klavyene saglık.. (:

    • DİZİ OKADAR GÜZELDİ OKADAR MASUM GÖZYAŞLARI DÖKTÜRÜYOR Kİ İNSANA AMA BEN ÖYLE ACI ÇEKMEK İSTERDİM ÖYLE SEVMEK MASUMCA ÖLÜM BİLE OLSA KENDİM YAŞADIM SEYRADERKEN OKADAR GÜZEL YANİ…

  4. Hey Allahım deliricem sanırım😀
    Yazı gelmiyor :S Neyse bir yerde yazıyor ya hani temiz yürekli sevgi ile buluşacagım falan filan diyor adam😀 Ordan kendine pay çıkarmışsın ya hani. Orası çok hoşuma gitti.. Bunu söylemek istemiştim 😀
    Kamsamnida😀 ^^

    • yettim çingu, mesajın ortası yok evet ama ben takviye yapıp sonradan o boşluğu doldurdum😉😀
      yazımı beğenmene sevindim, uzun bir yazı dizisi olduğu için dalgaya vuruyorum artık bir yerde😀 özellikle de ji sub konusunda her cümlenin altından bir anlam çıkarırım, hayal gücünde sınır tanımam 🙂

    • 😀🙂 aman efendim teveccühünüz, başka tezlere kaynak olur mu bilmem ama So Ji Sub hakkında kim ne yazmışsa kaynak gösterdim hepsini mutlaka…🙂 Ben de çalıntı olmaz ama alıntı olur icabında😉
      Şaka bir yana beğenmene çok sevindim, çok teşekkürler Diaboloviolette🙂🙂

  5. Ne demek efenim ne demek.. Ben Kore dizileri ve dizi oyuncuları dünyasına sizin kadar yakın değilim, bu sebeple de pek ayrıntılı yorumlarda bulunamıyorum fakat cidden başarılı olmuş.
    Üzerinden yıl geçecek neredeyse ama işte bu tür çalışmaları görünce hâlâ makale, tez vs. geliyor aklıma🙂

    • 😀 İnanır mısın bende aynı durumdayım, master biteli 1 seneden fazla oluyor ama şunu yazarken sanki review makale yada tez yazıyormuşum gibi geldi bana da, yaptığım esprileri saymazsak tabe😀 hala içimde bir ukdedir doktora, inşallah seneye şubat ayında başvuru yapacağım. o zamana kadar burda pratik yapıyorum😛

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s