Coffee House… Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır :)

Coffee House – 2010

Ailenizin işlettiği ufak kafeye bir gün karizmatik ve kibar bir yazar gelse n’aparsınız? Ağzınız beş karış kala kalırsınız di mi🙂 Bu durumda bir imza alıp, bir pozcuk hatıra fotoğrafı da çektirdiniz mi sizden mutlusu olmaz sanırım.

Tabi bu şanslı gününüzdeyseniz olabilecek bir şey. Eğer her zaman ki gibi sakar ve şanssızsanız başınıza şöyle bir şey de gelebilir; barista olabilecek kadar iyi bir damak tadına sahip güzelim yazarınıza berbat bir cappucino hazırlarken eski erkek arkadaşınız dükkana dalıp size saç baş yoldurtabilir, kovmaya çalışırsınız yine de gitmez sizde kendinizi kafenin tuvaletine kapatırsınız. Böylelikle eski erkek arkadaş pes edip gider, ama o da ne tuvalet kapısı tutukluk yapmış, kaldınız mı öyle içerde, sevgili yazarınız da hala kafenizde sizden bir bardak cappucino beklemektedir hala🙂 İmza almak için iyi bir gün olmadığını artık idrak etmişsinizdir, ama ondan yardım istemek gibi başta mantıklı gelen ama sonrasında pişman olacağınız bir fikir gelir aklınıza, altüstü kasanın yanında duran cebinizden babanızı olmadı, babaannnenizi o da olmadı kardeşinizi arayacak ve bütün her şey hallolacaktır.

Ama işte şanssız gününüzdesiniz ya, hiç biri telefona bakmaz, onun yerine bir çilingirci çağırtırsınız. Oh neyse ki gene yırttınız, çilingirci geldi mi sorun kalmayacaktır. Ve çilingirci gelir aynı anda da kafeyi teyzeler basar, kibar yazarımız mecburen müşterilerle ilgilenirken, siz gene şeytanın oyununa gelirsiniz. Çilingirci kapının dışında alet edavatını çıkarmışken sizinde birdenbire bağırsak faaliyetleriniz aşka gelir. Tam siz işinizi görürken, çilingircide kapı kulbunun işini görmüştür. “Tanrım bu bir kabus” dediğinizi duyar gibiyim, bu sahneye bir de yazarı eklerseniz, yerin dibine girmenin dayanılmaz hafifliğini bizzat yaşamış olacaksınız.

Dizimiz de işte aynen böyle başlıyor, 18 bölüm sonunda da birdenbire bitiyor, kahkahalarınızda yarıda kalıyor. So Ji Sub nedeniyle dramdan drama koştururken böyle komik bir diziyi izlemek çok iyi geldi açıkçası. MyDestiny sağolsun, bana bu diziyi o tavsiye etmişti. Harici diskimde sorun çıkıp bütün verilerim “raw”a döndüğü için bir an çılgına dönmüştüm, ama verileri kurtaracak programı bulduğumda SJS arşivimin yanında bir de bu diziyi kurtardığım iyi olmuş. Coffee Prince ve My Girl’e güldüğümden daha çok güldüm bu diziye … Dizinin oyuncuları sırasıyla;

Yazarımız Lee Jin Soo (Kang Ji Hwan)

Yazar Lee Jin Soo

Rough Cut’ta ilk defa izlemiştim kendisini, dramda iyi olduğu kadar komedide de iyi olduğunu bu dizide görmüş oldum. Bir de ilk defa Koreli bir erkeğin kıkır kırkır güldüğüne tanık oluyorum, normalde Koreliler hapşırıklarını tutar gibi kahkalarını içine ata ata güldükleri için, Kang Ji Hwan esaslı bir kahkaha attığında çok sevindirik oldum niyeyse, sanki Koreli değil de Türkmüş gibi geldi, hatta Tatar olduğunu bile düşündüm😀 Sekreterini her defasında keklemesi de ayrı bir gırgır şamataydı. Yazdığı romanın taslağını okurken ayağa kalkıp tiyatro sahnesi gibi sergilediği bir sahne var, Allahım ne çok güldüm o sahneye, belli ki Ji Hwan bile gülmemek için zor tutmuş kendini🙂

Sekreter – Radyo Yazarı Kang Seung Yeon (Ham Eun Jung)

Sekreter Kang Seung Yeon

Deli gibi güldüm bu kıza, yazarımız onu parmağında döndüre dursun, öyle bir an geldi ki “dinsizin hakkından imansız gelir” misali kızımız da onu sonunda çözmeyi başardı. Yine de çok zaman ağzı beş karış açık kaldı, gözümün önüne o sahneler geldikçe hala gülüyorum🙂

Eun Jung’u Dream High dizisinden ve üyesi olduğu T-ara grubundan tanıyordum. Hello My Teacher’da bile oynamış ama ben hatırlamıyorum o ayrı🙂 Coffee House’dan sonra Dream High’da rol alması popülerlik açısından iyi olmuşsa da yine de esas olarak Coffee House’daki rolü onu oyunculuk mertebesine taşımış, ben olsam oyunculuk kariyerime Dream High gibi şaşalı projeler yerine Coffee House gibi tecrübeli oyuncu kadrosuna sahip dizilerden devam ederim. Çok sevdim kendisini…

Sunbae Han Ji Won (Jung Woong In)

Sunbae Han Ji Won

İlk defa gördüğüm oyunculardan biri, dizinin olmazsa olmazı, esprilerinden çok kendisine gülüyorsunuz. Nihat Doğan’ın kore şubesi öyle söyliim, çok defa suratına yapıştırasınız geliyor.

Yayınevi Müdürü Seo Eun Young ( Park Si Yeon)

Yayınevi Müdürü Seo Eun Young

My Girl dizisinde oynadığı karakter çok uyuzdu ama o zamanda bana çok sempatik gelmişti, şimdi bu diziyle daha bi sevdim. Yüzüne yaptırdığı gereksiz estetiklere rağmen çok sempatik ve güzel kız, ses tonu da çok hoş. Sunbae ile olan sahneleri çok eğlenceliydi.

Seung Yeon’un Babaannesi Hong Bong Nyeo (Kim Ji Young)

Seung Yeon'un Babaannesi Hong Bong Nyeo

Yazarla olan diyalogları beni kırdı geçirdi, keşke benim babaannemde böyle olsaydı:)

Yayınevi Kafesinin Müdürü Kim Dong Wook (Park Jae Jung)

Sekreter : Jin Su bizimle dondurma yemeye gelir misin? - Dong Wook: (bakışlara dikkat yazara gelme sakın diye mesaj veriyor🙂 ) - Yazar Jin Su: (arkası dönük ama mesajı alıyor🙂 )

Sekreterimize aşık, kore dizilerinin vazgeçilmezi tipik 2. Esas oğlan🙂 Zengin değildi ve ağır bir aksanla konuşuyordu ama çok kibar ve ağırbaşlıydı (daha ne olsun). Koreli kızlara göre şivesi kesin rahatsız edicidir, ama ben nerde köylü aksanıyla konuşan bir karaktere rastlasam acayip hoşuma gidiyor (Dream High’da Song Sam Dong ve annesi, burada da müdür).  Bir de bu müdürümüz öyle kıskanç ki, yer yer yazarımızı bakışlarıyla öldürdü resmen, 7. Bölümde süper üçlünün sinemaya gittiği bir sahne var, o sahnelerde yerlere yattım🙂🙂

Kahve ve Kupası

Kupaya dikkat🙂

Yazarımız çok titiz, kendi yaptığı kahvenin dışında kimseninkini beğenmez, a bir de müdire yaparsa içer. Sekreterin hiç şansı yok o yüzden, kaç defa kızın yaptığı kahveyi geri tükürdü, ama tükürürken bile çok asil duruyordu,😀 nasıl becerdi bunu bilmiyorum, iyy iğrenç demedim hiç ilginç yani🙂

Kahve kupasına da bayıldım, acaba kahvenin soğumasını da önlüyor mu, internetten bir araştırmak lazım… hooop araştırdım ve bulamadım :S

Kalemler ve Kutusu

İşte o kalemler ve kutusu🙂

Kurşun kalem deyip geçmeyin yazarımız için ayrı bir uzmanlık konusu bu, ayrı bir teknik geliştirmiş haspam, başkasının açtığı kalemleri kabul etmiyor, kızın canı çıktı tekniği kapana kadar, en son mikroskopta inceledi de öyle çözdü olayı🙂 Bu kalem kutu seçimi ise Ji Hwan’a ait, oynadığı karaktere uygun olarak ordu memurlarının sıkça kullandığı bu kalem kutuyu kullanmak istemiş, hakkaten cuk oturmuş🙂

Sarışın (nassı yani dediniz duydum🙂 )

Sarışın!?!

Birileri Koreli-Japon-Çinli üçlüsünü birbirine karıştırınca, “yahu nasıl karıştırırsınız hiç benzemiyorlar bile” diyerek uzun uzun nutuk çekiyoruz ya, aynı şey onlar içinde geçerli sanırım, Korelilerde her sarışını güzel sanıyorlar😀 Bunu “You’re Beautiful”da Jeremy’nin sevdiği İskoç prensesi diye gösterdikleri çakma güzel sarışın ile önceden fark etmiştim ama bu dizide bir kez daha bi dank etti😀 Yahu hiç mi Hollandalı, İsveçli kız görmemiş bunlar cırt cırt🙂

Müzikler

Dizinin müzikleri çok güzeldi, ama bir şarkı vardı ki beni çocukluğuma götürdü… New Kids on The Block’un Step by Step’i :)  ezberlediğim ilk İngilizce şarkıydı ve çok komik bir sahnede duyunca daha bir eğlendim açıkçası. Bunun dışında şu şarkıya da bayıldım.

Çok eğlendim izlerken, umarım sizde izleyip beğenirsiniz, Coffee Prince’den bile daha komikti, hatta My Girlfriend is a Gumiho’dan bile komikti. Diziyi izlemek için şu adresten faydalanabilirsiniz.

İyi Seyirler

20 thoughts on “Coffee House… Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır :)

  1. Benim de çok eğlenerek hatta kahkahalar atarak izlediğim bir diziydi. Yazar Lee’nin kahkahaları ne kadar komikti, kitap yazarken ki hali, insanlarla uğraşırken filan.. Eğlenceli bir karakterdi. Sunbae JiWon dediğin gibi N.Doğan’ın kore şubesi olmuş😀 Sunbae’yi daha çok sevdim yine de!😀 Göz kırpma hareketi hala aklımda😀 Ellerine sağlık güzel bir yazı olmuş, yeniden hatırlamak güzel oldu😛

  2. Sunbea zaten dizinin olmazsa olması, yaratıcıklıkta(!) süperdi, kaş göz sürekli oynuyordu dediğin gibi:) Ama yazar Lee on numaraydı, tanımadığı insanlara mecburen kibar davranıp tanıdıklarına kök söktürmesi ayrı bir olaydı zaten, başka dizi tavsiyelerin varsa mutlaka söyle🙂

  3. aa evet yaa ben bu diziyi izlemediğim için fark etmemiştim ama galiba oynamış burnuyla üstüste..bu daha güzel olmuş dediğin gibi

  4. valla öyle bir yazmışsın ki kaktüs, benim de canım çekti🙂 aslında ben bunu izlemeyi düşünmüyordum bile, benim standartlarıma göre yeterince yakışıklısı bile yok, ehu ehu😀 ama bu kadar güldürdüğüne göre izlemek lazım🙂

    • yazarımız ve 2.esas oğlan var yakışıklı kontenjanında, fotoğraflarda yazarımız pek fotojenik değil bende fotoyu gördümdüğümde pek etkilenmemiştim :)oyuzden izlememiştim bu diziyi, bir de üstüne cofffe prince’in çakmasıdır bu diye laf atmıştım :)sonra sonra Kang Ji Hwan’ı Rough Cut’ta beyazlar içinde görünce çok beğenmiştim bu dizide de çok şıktı, eminim sende beğeneceksin🙂

      • bugün ilk bölümünü izledim. ama bu hikâyenin nasıl ilerleyeceğini hiç tahmin edemiyorum şu anda😀 yalnız kang ji hwan cidden hoş olmuş beyazlar içinde. takdir ettim🙂

        bi de o kahve kupası nasıl süper bişi yaa?? “bodum bardak” dedikleri cinsten, di mi?

  5. valla süpersin, adı bodum bardakmış oyuzden bulamadım sanırım… (bknz yanlış keywords; coffee house cup, coffee house glass cup, glass cup korean drama… bulamadım haliyle🙂 )
    ama arayışım sürmekte… “double wall; bodum” sınıfına giriyormuş ve sıcaklığı koruduğu doğruymuş🙂 yine de birebir aynı modeli bulamadım hala🙂

    Kang ji hwan’a gelirsek :)seveceksin demiştim baştan🙂 yakında coffee prince’den Yoon Eun Hye ile birlikte oynadığı yeni dizisi başlayacak, dizinin adı “lie to me” … çok beklemeyeceğiz 9 mayıs’da iş başı yapıyorlar🙂

    • İşe yaradım, heyoo ^^ Ben de çok seviyorum o tarz bardakları…

      Ayrıca dizinin ilk 5 bölümünü bitirdim. İkinci ve üçüncü bölüm çok komikti; kız ormanda vaşak yakaladı yaa, oha artık!😀😀 sonra o çıta biraz düştü ama hâlâ oldukça eğlenceli gidiyor🙂 Bir an önce romantik yakınlaşmaları görmek için sabırsızlanıyorum.

      Park Si Yeon’u ben de çok sempatik buldum. Bu kızcağızım da bi türlü esas kız olamadı; hep ikinci, hep ikinci🙂🙂 Gönül istiyor ki yazarımız onunla birlikte olsun, ama imkansız galiba😛 Esas kızımız da sevimli; hatta ben daha Dream High’ı izlemediğim için bu kızı ilk kez görüyorum. Ve fena bulmadım. Yani biraz saf-salak bir kız; ama Jan Di veya Go Mi Nam gibi uyuz salaklardan değil🙂

      Ayrıca Han Ji Won’u Nihat Doğan’a benzeterek süper bir benzetme yapmışsın Çingu! Adama resmen kıl oldum, zavallı müdirecik bu herifle nasıl nişanlanmış yahuuu???

    • 9. bölümü izledim ve müsaadenle “OHAAAAAA!!!!” diyorum! Resmen 180 derece ters köşe oldum!!! Ben sekreter kızla yakınlaşmasını beklerken… amaniiiin! Valla çok şaşırdım kaktüscüm, Kore dizilerinin formülü bellidir, ilk bölümde komik tesadüfler eşliğinde tanışan esas kız-esas oğlan sonunda birbirine aşık olur, ama bu tamamen bambaşka bir yöne doğru gidiyor… vay beeee…

      Bitirir bitirmez yorum yapmak üzere gene buraya döneceğim😀

  6. Bitirdim geldim kaktüscüm. Üst üste 5 bölüm izledim, şu anda başım kazan gibi😀😀 Ama o kadar tatlıydı ki hemen gelip yazmadan edemedim.

    1. Sonu çok güzeldiiiiii (eriyen hikaru…) Ters köşenin Allah’ını yapmışlar. Ama bayıldım, bayıldım! Zaten mantıklısı da böyle olmasıydı; yani tamam, genç ve saf kızımız yazara âşık olur, eyvallah da, yazarın o karizmatik ve güzel müdire dururkene saf kıza âşık olması çok mantıklı değildi… Hem bi de müdireyle geçmişleri var, di mi…

    2. Gerçi bu geçmiş muhabbeti benim biraz kafama takıldı: Bilmiyorum acaba arada kaçırdığım yer oldu mu, ama ben hep bu ikisinin arasında eskiden de bir yakınlaşma olmuş, ama yazarın eski karısı araya girmiş gibisinden bir şey bekledim. Yani mesela hem Eun Young hem de yakın arkadaşı Jin Soo’ya aşık olmuştur, ama arkadaşı önce davranmıştır, Eun Young da onun hatrına susmuştur gibi… Ya da yazarın karısından boşanma sebebi Eun Young’a aşık olmuş olmasıdır, ama karısı intihar edince vicdan yapıp Eun Young’a karşı olan aşkını da gizlemiştir gibi… Hiç böyle bir açıklama gelmedi di mi? Yoksa ben mi kaçırdım?

    3. Ji Hwan sarı saçlarla çok tatlı olmuşşş! Hatta pek çok karede (özellikle gülerken) Engin Altan Düzyatan’a benzettim onu. Capital Scandal’da da izemiştim ama o zaman bana hiç yakışıklı gelmemişti, burda hastası oldum!

    4. Son bölümün en sonunda Seung Yoon’la Jin Soo’nun dansı ne kadar komik bişeydi öyle! Yarıldım gülmekten😀

    5. Nihat Doğan’a son bölümlerde acımaya başladım yaa… Yazık😀 Bu arada Eun Young’la çıkan avukata yaptıkları gülmekten gözümden yaş getirdi😀 Tuvalette herifin şeyine bakıp güldü yaaa, yuhhh! :))))) Ahahaha :)))

  7. 1- bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var diye boşuna başlık atmadım, müdire erdi muradına ama sekreter de sonunda kahvesini içirdi yazara (bende o sahneye bayıldım, kızın ağlaması yazarın kahveyi içtenlikle içmesi🙂 ) yaş itibariyle müdireyele olması bence de en mantıklısıydı, sekreterle ilişkisi de farklı bir boyut kazandı, yazar onun kalbini değilde saygısını kazanmayı tercih etti (senaristi tebrik ediyorum burda🙂 )
    2- ben de öyle sahneler bekledim ama fazla ağlatmak istemediler sanırım, yada entrikadan uzak durmak istediler…
    3- sen onu rough cut’ta görmemişsin de ondan ben ilk orda keşfettim, hala keşiflerim devam etmekte😛 “lie to me”‘yi 4 gözle bekliyorum oyuzden, o saçlar cidden hoştu, ama dizideki her hali hoştu, hatta bir sahnede emo gibi saçlarını kestirmiş hali vardı, müdire yüzüne bir fincan kahve dökmüştü de o da gözlüğüyle saçını düzeltmişti pişkin pişkin(allahımmm çok güldüm ya bu diziye🙂 ) yine de siyah kısa saç, buğday ten ve beyaz takım giydiği hali favorimdir😀
    4- adam tam komedyen zaten, yakışıklı diye karizmam sarsılır havalarına girmiyor, her türlü rolünü yapıyor😀
    5- ben asıl babaannenin tuvalette kang’a bakışına koptum😀
    ah çok fazla sahne var, sırasıyla tumblr’a bir kaç tanesini yüklicem ama tumblr her gün en fazla 5dklık videoya izin veriyor, bugün için kang’ın röportajdan kaçma sahnesini yüklüyorum🙂

    • 1. Evet ya, en sonunda kahvesini içirmeyi başardı yazara! Helal olsun valla🙂 Ayrıca o ağlama sahnesi de ne kadar tatlı ve nahif bir sahneydi öyle… Çok sevdim.
      2. Biraz entrikayı abartmamak, biraz da bu aşkı kirletmemek için olabilir belki. İnternette yorumları okudum, EY yazarla sonradan, evlendikten sonra tanışmıştır deniliyor. Belki de o yüzden aşkını kalbine gömdü. JS ise Ey’a olan duygularının çok sonradan, karısı intihar ettikten ve EY hep onun yanında olduktan sonra farkına vardı belki… Hımm, bilemiyorum…
      3. Lie to Me’yi ben de hevesle beklemeye başladım! haha😀 Emo hali inanılmaz komikti yaaaa, kopmuştum o sahnede de!😀😀
      4. Hem nasıl! Süper herifmiş bu KJH. Tuttum ben bu adamı🙂 Yaşasın, oppa’larımın yaş ortalaması biraz arttı bu sayede😀😀
      5. AAAGGGHHH, sen yazınca hatırladım ve deli gibi güldüm: Ne manyak kadındı yaaa! Bi rahat bırak, adam işini yapsın! Bir de “beni kadın olarak mı görüyosun??” filan diyor, ama aynı anda da çaktırmadan adamın şeyine bakıyor! Hahaha😀
      Bu diziyi izlememi sağladığın için çok teşekkür ederim çingum, valla çok eğlendim sayende🙂

  8. rica ederim ne demek, bana da mydestiny tavsiye etmişti:) yalnız konuştukça konuşasım var dizi hakkında… 16 bölümde sekreterin düğme dikerken banyoda yakalandığı bir sahne vardı, orda da KJH’nin yalandan çığlık atıp bi göz atmaya çalışması da süperdi, zaten bi babaannenin bakışı bir de KJH’nin o bakışı😀😀😀 kahveciyle birlikte süper ikilinin sinemaya gittikleri sahne ve müdireyle asansörde kalma sahnesi de komikti… aslında toptan komikti dizi😀😀😀

  9. merhaba blogunu yeni keşfettim ve buraya ilk yorumum^^ bu diziyi senin sayende keşfettim o kadar güzel anlatmoşsın ki hemen izlemeliyim dedim ve ertesi gün başladım izlemeye. Sana sadece şunu diyebilirim ki: az bile övmüşsün😀 uzun zamandır bu kadar komik bir dizi izlememiştim gerçi yorum yapmak için erken şu an 4. bölümdeyim ama ben yazara şimdiden bayıldım hele hele o Nihat Doğan’ın Kore şubesi beni benden alıyor😀 Kızımız az buçuk saf-salak ama saç baş yoldurucak dereceye daha gelmedi umarım o seviyeye de gelmez zaten😀 Jan Di ve Go Mi Nam salakları o kontenjanı yeterınce dolduruyorlar. Yazarımızın o şuh ve şen kahkalarına bayılıyorum o gülmekten tepindikçe bende gülmekten yataktan düşücem nerdeyse😀 yazar hastayım sana😀 der ve diğer bölümleri izlemeyi iple çektiğimi belirtirim^^ ahh bir de meganın 72 dakika sınırı olmasa:( doğru dürüst izlicek yerde bulamadım deliricem:(

    • ^^ Merhaba Akira Hoşgeldin😀
      1- megaupload’da 72 dakika sınırına geldiğinde modeminin fişi çek tekrar tak yani reset at, böylelikle tekrar rahatlıkla izleyebilirsin. Bunun dışında sen bir bölümü izlerken başka bir bölümü dosya olarak bilgisayarına indirirsen yine kaybettiğin zamanı telafi edebilirsin (online izlediğinde de bilgisayara indirdiğinde de aynı şekilde kotandan gidiyor nasıl olsa, üstelik megaupload ile 15 dkda iniyor bir bölüm, rapid gb yavaş değil yani…)

      2- Diziyi beğenmene de çok sevindim😀😀 her sahnesi olay benim için, bütün karakterlere bayılıyorum😀
      sekreterimiz klasik salak kız kontenjanından diziye giriş yapıyor ama sonradan toparlıyor kendini, senin dediğin gibi Jan Di yada Go Mi Nam gibi deli etmiyor insanı😀 sonlara doğru bayaa bayaa bi akıllanıyor kereta😀
      Sunbea Nihat’ı🙂 ilk gördüğümde ay ne gıcık tip ne işi var bu dizide dedim ama diziye ayrı bir renk kattı, müdire ile olan diyaloglarının hastasıyım…
      Gelelim yazarımıza zaten bu yazının tamamı ona ithafen yazılmıştır😀😀 Kang-Ji-Hwan! sen-bi-zim! her-şeyi-mizsin😀 uzun zamandır bu kadar gülmedim bir oyuncuya, üstelik çirkin ama komiklerden değil, bildiğin eli düzgün komiklerden çıktı bu ajussi😀 ayşş Lie To me başlasa da onu izlesek, yorum yapsak🙂

  10. Bu diziyi daha önce de duymuştum ama sonu klasik Kore dizilerindeki gibi bitmediği için eleştirel yorumlar vardı. Ben de sonunun iyi bitmediğini düşünerek izlememiştim. Sonra senin yazını okudum, (zekice esprilere dayanan komedilere karşı zaafım olduğundan) izlemeye başladım. Allah’ım, nasıl bir espri anlayışı bu ya. Kaç kere durdurup gülmek zorunda kaldım. (Sen, beynini bu yaşa kadar kullanmadın mı? Bundan sonra Tıp Fakültesine bağışlamayı mı düşünüyorsun?Einstein’ınki olsa neyse, senin beynini istemezler bile. Annen senin deli olduğunu biliyor mu?:))) Kaç yıldan sonra nasıl kekledi yine ya. Kız, gözyaşları içinde avukatla konuşurken ben de yazarla birlikte koptum.) Yayınevi müdiresi de diğer Kore dizilerindeki gibi sadece güzel ve gıcık değil; güzel ,sempatik ve yazarla birbirlerini çok iyi anlıyorlar. Yani bence dizinin 3 ana karakteri vardı ve sonu mantıklı bitti. İzleyecek dizi arayanlara şiddetle tavsiye olunur. Son olarak KJW’dan bahsetmezsem içimde kalır. Adama Capital Scandal’dan beri takığım zaten. Doğal komik, gülümsemesi ve kahkahası ayrı güzel,yetenekli bir oyuncu. Lie to me, kilşe senaryosu ve mantık hatalarıyla biraz hayal kırıklığına uğrattı, umarım bundan sonra yine böyle kaliteli komedilerde rol alır.
    Arada bloguna misafir olup bir kolaçan ederim artık, zevkine güvendiğime pişman olmadım ve çok eğlendim, kumaoo

    • Merhaba Fix, Hoşgeldin🙂
      kang ji hwan’ı ilk rough cut’ta gördüm, bildiğin tatar oğlan sonra bu dizide izleyince artık tamam dedim😀 hem yakışıklı hem yetenekli hem de cidden çatlak bir havası var my girl friends is an agent filmini izledin mi? orda da çok komikti😀
      lie to me’yi yarım bıraktım ama baktım millet zaten beğenmemiş, bir ara jihwanın hatrını bitircem inş, YEH ile Kang ji hwanı bir araya getirip nasıl da dandik bir senaryo hazırlamışlar çok şaşırdım ama :S🙂 Capital Scandal ve Hong Gil Dong’ı hala izlemedim çok övüyorlar ama🙂

      Teşekkür ederim, her zaman beklerim. Diğer tavsiyelerim de umarım tam yerinde olur, pişman etmem kimseyi😀 Asıl ben teşekkür ederim, çommal komao🙂

  11. Geri bildirim: Mim: Çekik Sultanlar ~ « Mydestiny's Blog~

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s