Road Number One (2010)

Road Number One - 2010

Hayali sonsuza kadar tek bir kişiyi yani Kim Su Yeon’u çizmek olan Lee Jang Woo, sevdiğiyle bir yuva kurup bu hayalini gerçekleştirmek isterken onu sevdiğinden ayıran bir savaşın içinde bulur kendini, bu savaş yalnızca Jang Woo ve Su Yeon’a değil bir çok aileye acı dolu seneler yaşatacaktır. 25 Haziran 1950 yılında patlak veren savaş dile kolay 3 sene sürer ve 27 Temmuz 1953’de bir “ateşkes” ile son bulur. Sanırım hepimiz hangi savaştan bahsettiğimi biliyoruz. Tam bağımsız bir ülke olacaklar derken Kore’yi bu seferde kardeş kavgasına sürükleyip en sonunda ikiye bölen Kore Savaşı’ndan bahsediyorum.  Kurtuluş Savaşı’nda da aynı acılardan geçen bir millet olarak, böyle bir savaşta yaşananları anlamamak mümkün değil. Bizde Kurtuluş Savaşı sırasında aynı acılardan geçtik, başka ülkelerin topraklarını gasp etmek için değil kendi yurdumuzu korumak için bizde savaş verdik. Hepimiz ailemizde öyle ya da böyle bir İstiklal Gazisinin anılarını dinlemişizdir. Üstünden çok seneler geçsede, kendi hayatlarımızın zorlukları bize her an bu ibretlik anıları unuttursa da hala milli mücadelemizi tamamen unuttuğumuz söylenemez.

Dizi de betimlendiği gibi bu sönmüş bir yangın ama yine de bir şekilde devam ediyor. Zira Kore’yi 2 parçaya ayıran bu dış kaynaklı bölücü faaliyetlere, ülkemizde de her 15-20 sene de bir rastlıyoruz, yok sağ-sol yok dinci-ulusalcı derken “aynı gökyüzünü paylaşan, aynı suyu içip yemeğinden yediğinde  “bugünde doyduk çok şükür” diyen, bir otobüste hapşırdığında tanımadığı birinden “çok yaşa” sözünü duyunca “hep beraber” diyen insanlar“  bir anda birbirine giriyor yok yere.

Halbuki ne güzel söylemiş ozanımız; “Kim(i) okurdu kim(i) yazardı. Bu düğümü kim çözerdi. Koyun kurt ile gezerdi. Fikir, başka başka olmasa(ydı). Aşık Veysel”. Ama çok şükür tüm bu düşünce ayrılıklarına rağmen henüz onulmaz hatalara düşmedik ve şu güne kadar ülkemiz parçalanmadı. Milli mücadele ruhumuzu kaybetmediğimizi söyledim ya hala bir ve tek olmamız buna bağlıyorum çünkü. 50’li yıllarda Kore’yi, 80’lerde “neredeyse” bizi, 90’lı yılların başında Yugoslavya gibi ülkeleri parçalayan bu dış kaynaklı iç savaşların hepsi geride bir çok acı bırakmıştır. Kimi ülkeler yaralarını sarmış olsa da hala toparlanamayan ülkeler var ne yazık ki.

Böyle bir savaş sonrasında top-tüfekten daha önemli şey milli beraberlik ruhudur şüphesiz ki. Savaşı yaşayan nesiller bir sonraki nesillere bu acı tecrübeyi “en doğru” şekilde aktarabildikleri takdirde, ülkelerine yaptıkları en büyük katkıyı yapmış olurlar. Uzakdoğu’nun Çin kadar olmasa da yükselen bir değeri olan Güney Kore de yakın geçmişlerini kuzeydeki komşularını düşmanlaştırmadan bu yapımla anlatmayı başarmışlar bu diziyle. İzlerken bazen Kore savaşı mı bu, yoksa bizim Kurtuluş Savaşımız mı karar veremedim.  Ne kadar kalabalık olursa olsun dizi listenizin en üst sırasına almanızı tavsiye ederim o yüzden. Diziye bu ve şu adresten altyazıya da buradan ulaşabilirsiniz.

EDİT: Her bölüm başında belirtildiği üzere, dizide anlatılan tarihi olaylar hayali karakterler üzerinden anlatılmıştır. Bilindiği üzere Türk askeri kuvvetleri de Kore Savaşı’nda çok önemli hizmetler vermiştir. Kore halkının Türklere olan minneti ve sevgisi de bu savaş sırasında Türk askerinin gösterdiği mücadelenin ve fedakarlığın bir sonucudur. Diziyi izlemeden önce dizide anlatılan hangi olayların Türk askerlerinin başından geçtiğini daha iyi anlamak istiyorsanız önce aşağıdaki 8 bölümlük(20 dakika/bölüm) belgeseli izlemeniz tavsiye olunur.

Böylelikle dizide karşınıza o sahneler çıktığında daha duygusal anlar yaşayacaksınız.  Deminde dediğim gibi olaylar hayali karakterler üzerinden anlatılıyor (sonuçta bu bir drama, belgesel değil). O yüzden neden Türklerin başından geçen şeyler Korelinin başından geçiyor demeyin.  Aşağıdaki belgeselde de göreceksiniz, savaş sonrasında Koreliler cidden Türk askerine hakkını teslim etmişlerdir .

VATAN İÇİN “KORE” (Kanal B) Belgeseline şu adresten ulaşabilirsiniz.

“… Bu dizi, gözünü bile kırpmadan, hayatlarını feda eden vatanımız için kendini düşünmeyen bütün sayısız kahramanlara ithaf edilmiştir… Bu savaş sönmüş bir yangındır,  yine de henüz bitmemiştir.”

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

60 yıl sonra…

“Lee Jang Woo:  Üsteğmen Shin, (Kore) nasıl bu kadar çok değişebilir? Savaşımızı hatırlamayan kişileri suçlayamayacak olmak için mi bu kadar değişti?

Üsteğmen Shin: Kimse unutmadı, unutulamaz da. Bu düşünmesi acı veren bir yara ama unutulamaz bir yara. Su Yeon, oğlunuz ve torununuz bizi unutmadıkça bu onların anılarında yaşayacak.Sadece onların da bizim gibi bu yarayı asla taşımamalarını umut edebiliriz.”

Not: Bu diziyi izlemeden önce Yoon Kye Sang’ın Türkiye gezisini izlemiştim, ve orda tüm samimiyetiyle çok iyi bir aktör olmak istediğini hatta insanlar o öldüğünde bile ardından “Çok iyi bir oyuncuydu” demelerini hayal ettiğini söylemişti. Üstüne afişte tekrar kendisini görünce çok sevindim. Çünkü tam da hayal ettiği gibi bir proje bu ve kendisi de alnının akıyla çıkmasını bilmiş. Cidden zor bir karakteri üstlenmiş ama çok iyi iş çıkartmış. Diziyi izlerken Yoon Kye Sang’a o yüzden bir de bu gözle bakın bakalım, gerçekten rolün hakkını vermiş mi?

2 thoughts on “Road Number One (2010)

  1. Geri bildirim: So Ji Sub – Biyografi: 6. Bölüm – Ben deli değilim ki! « Kaktus Çiçeği

  2. Geri bildirim: Poongsan Gae 풍산개 – 2011 « Kaktus Çiçeği

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s