Başka Dilde Aşk (2009)

Sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim…

Louis Aragon

Henüz bu filmi izlemediyseniz hem Türk hemde Dünya sinemasından değerli bir filmi izlemekten ne yazık ki mahrum kalmışsınız demektir. İşin doğrusu bende yeni izledim, hal böyleyken sıcacığı sıcağına filmin bana verdiği duygusal dalgalanmayla  sizide alıp bu filme sürüklemek istiyorum. Lütfen yazımın sonunda sizi kapısına kadar götürdüğüm sinemadan içeri adım atmayı ihmal etmeyin ve kendiniz içinde üstünde “Başka Dilde Aşk” yazan biletlerden  kesiverin, pişman olmayacaksınız söz…

Film kimin öyküsüyle başlıyor, kimin öyküsüyle bitiyor önce ordan başlayalım… Onur doğuştan işitme engelli, dış dünyanın sesine uzak olsada zaman zaman içinden kopan haykırışlarla sizi oturduğunuz yere yapıştırıveriyor, isyan ettiği sahnelerde onu ete kemiğe büründüren oyuncu ise Mert Fırat, kendisi aynı zamanda bu filmin iki senaristinden biri, diğeri ise İlksen Başarır. Ben yeni keşfediyorum onları ama onlar sinemayı çoktan keşfetmiş turlara başlamışlar, emin adımlarla da gidiyorlar. “Kitap gibi!” bir film yazmışlar daha ne olsun, filmi izleyipte karakterlerin iç dünyasını anlamamanız imkansız, bu bakımdan kitap gibi diyorum. Sizde bir şekilde tecribe etmişsinizdir, bir film izlemişsindir severek ama hala anlayamadığınız kendinize uzak bulduğunuz için durumunu algılayamadığınız kimi karakteri illa ki içinde barındırır, filmi de senaristin yazdığı öyküden dolayı değil sizin filmden çıkardığınız öyküden algılayabildiğiniz kadarıyla sevmişsinizdir…

Böyle filmler kötü müdür hayır, ama yine de bu yönüyle hep eksiktirler. “Başka Dilde Aşk” ise kesinlikle böyle filmlerden değil, eksiği yok fazlası var 🙂 Size anlattığı insanlar film bitse bile içinizde biryerlerde konuklanıyor.  Filmi izlerken benim içim gitti herbirine. Onlar üzüldükçe… sustukça… ağladıkça… ve de isyan ettikçe içimden bir şeyler koptu. İşte filmi ilmik ilmik bir araya getiren o insanlar, inanın afişte boşuna yer kaplamıyorlar, filmi izledikten sonra ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Saadet Işıl Aksoy, eskiden beridir çok severim, sinemaya gönül vermiş genç yeteneklerimizden, artık olgunlaştı tabi o da ayrı ama bu filmde daha bir devleşmiş. Esas kızımızı oynuyor kendisi, bu rol için başka bir oyuncu olmazmış, illa ki Saadet Işıl gerekirmiş bu filme, iyikide oynamış oyüzden.

Mert Fırat, esas oğlanımız, öp başına koy böyle bir oyuncuyu, ağzım açık bir şekilde izledim,  filmi izlerken an be an canlandırdığı karaktere bizi yakınlaştırmasını çok iyi başarıyor. Süperdi…

Hele bu iki kişinin aşkı, nasılda temiz, özverili, büsbütün içten… Çok sevdim onları.

Yalnız onlar mı var filmde, birde bir küçük aile var abla kardeşten oluşan, kardeş sevgiside dünyanın en güzel, en özverili ilişkisi değil midir zaten? Tuğrul Türek (Kamuran) ve Şebnem Köstem’in (Handan) canlandırdığı Kamuran-Handan kardeşlerin öyküsü de bir başka sevgiyi anlatıyor…

Daha başka karakterler ve öykülerde var filmde, onları keşfetmesini size bırakıyorum :)Hatta önden bir tanıtım turuna davet ediyorum sizi, işte filmin fragmanı…

Kıssadan hisse böyleyken böyle,  Mavi’den kaptım bir sinema bileti, şimdide sıra sizde, eminim sizde beğeneceksiniz.

Başka Dilde Aşk (2009)” için 6 yorum

  1. Başrol oyuncuları ile,sıcacık öyküsü ile,şarkıları,şiirleri ile,taa içimizden dertleri ile çok ama çok güzel bir yapımdı. Sinemada izleyememiştim bende ama o dönem izlemiştim yinede. Seninde izlemene ve beğenmene çok sevindim. Yorumun da çok güzel olmuş ellerine sağlık ^^’
    daha ne yapımlar çıkacaktır bizden de işte millet Türk yapımı deyince gereksiz komedi (!) filmi anladığından olsa gerek böyle güzel yapımlar arada kaynıyor.

    1. o gereksiz komediler hakikaten gereksizler çok doğru söylüyorsun, buaralar Allah’tan yapmıyorlar böyle filmler, şimdi romantik komediler moda galiba sanırım,
      yavaş yavaş daha da açılacağız inş:)
      Başka böyle beğendiğin filmler olursa bizimlede paylaş, liste olarak da yayınlasan kafi:)

  2. ben sinemada izleme şansına nail olmuştum… senin de dediğin gibi koltuğa çakılmıştım… bu filmin türk yapımı olmasıyla da gurur duymuştum… tartışmasız en iyi türk filmlerinden…

    1. Belki sende bir gün böyle bir film çekersin, kim bilir fotoğrafçılıktan yönetmenliğe uzan güzel bir yola girebilirsin mesela 😉 ama tabi doktora yeterliliğini atlatalım hele bi, sonrasında film kopar zaten 😀

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s