Mim – Hallyu Haremi; İçinden hiç çıkmaz istemeyeceksiniz :)

Blog camiası yeni bir kore dalgası ile daha çalkalanıyor, o da bez cadılarından O-yun-cu’nun bana da pasladığı Harem Görsün Gözleriniz mimi, bkz  :D Şimdi beni bilen bilir uzun süredir tek eşli takılıp duruyorum :D Öyle böyle değil ama “Hakkında Herşeyi Duymak İstiyorum” edasıyla So Ji Sub diye inliyorum aylardır :D

Ama işte bu oromantik duygulardan arada bir silkelenmek gerek değil mi? Çivi çiviyi söker misali bu mimin bana iyi geleceğine dair içimde pis bir his var :D :D :D Arkadaşlarımı daha fazla bekletmeden  kendi haremimi iftiharla sunmak istiyorum :D Ça-çaaan!!!

So Ji Sub

Haremimin en değerli parçası, kıymetlim benim… Canım So Ji Sub’ım , şu işsiz takıldığım dünyama en güzel renkleri sen getirdin, sen olmasan ben ne ile oyalanacaktım :D Sayende basın toplantılarında nasıl konuşulur, film promosyonu nasıl yapılır, kırmızı halıda nasıl yürülür, kameraya gözleri kapalı çıkmadan nasıl sağlı sollu poz verilir vs her bişeyi öğrendim :D Sağol varol :D

Oguri Shun

Oguri Shun’u Manga uyarlaması olan Hanazakari no Kimitachi e / Yakışıklılar Cenneti’nde(Bkz)  Sano karakterini canlandırmasıyla keşfettim :D Boys Over Flowers’ı yeni bitirmiştim ama değişiklik olsun diye bir de japon dizileri izleyeyim dedim. Hatta BOF’un japon versiyonu olan Hana Yori Dango’ya da şöyle bir bakıp, ay bu tipler ne böyle bile dedim salak gibi :D Oguri’yi keşfedince işler değişti tabi, gittim Hana Yori Dango’yu izledim hatta çok bir caf cafı olmayan Tokyo Dogs dizisini bile izledim, kısa saçlarla çok hoştu, o halini görmek için bile izlenir ama :D

Yoon Kye Sang

2009 de ülkemize bile gelmiş, ahh uleen ben o sırada Beşiktaş’ta dirsek çürütüyordum master için, adam burnumun dibine kadar gelmiş, kumpir yemiş nargile içmiş her bişeyi yapmış ama benim ruhum duymamış o ayrı :D (Yoon Kye Sang’ın Türkiye Gezisi için bkz; yeppudaa ve youtube :) ) Hatta JeaJoong’dan önce ilk kez bir Türk kedisini kadrajına dahil eden de KyeSang olmuş :D :D

Gong Yoo

Baştan söyliim hiç çemkirmeyin hiç bağırmayın Gongcular Yoocular :D :D O bir Coffee Prince, O bir HanKyul, o bir gamzeli :)Allah’ın paçozu bile olsak bizi seven bir yiğit çıkacaktır inancımızı pekiştiren zat-ı muhterem :D O olmasaydı, uzakdoğu alemiyle alakası olmayan arkadaşlarımız nasıl kore manyağı haline getirebilirdik, di mi ama!!!  :) Şirin şey ne olcek :D

Takeshi Kaneshiro

Turn Left, Turn Right filmindeki ince ruhlu, şahin bakışlı aktörümüz bir melez :)  Anası Tayvanlı babası Japon,  kanımca anasına çekmiş :D O kocaman gözleri başka türlü açıklayamıyorum :D Bana sorsanız yarı Türk,İtalyan – yarı Japon filan derdim :D Ama baksanıza şunun gözlerine Engin Akyürek’in gözleri gibi kocaman ve ıslak durmuyor mu? :)

Joo Ji Hoon

Gong Yoo’yu Coffee Prince’de izledikten sonra dakka başı fanmade videolarını izlemiştim ama Joo Ji Hoon’u Goong’da izledikten sonra hızımı alamadım, dizi-film ne varsa izlemiştim bu oğlanın :D Hatta ilk biyografi yazımı (sadece 1 bölüm çok kısa :D ) Joo Ji Hoon için yazmışım, daha So Ji Sub yüzünden başıma gelecekleri bilmeden bir de Gong Yoo mu Joo Ji Hoon mu? ehüheheh diye millete takılmışım :D :D Acemilik işte naparsın :D Ama severim bu çocuğu, askerden de döndü, tez zamanda dizi film çevirir umarım :D

Joo Jin Mo

A Frozen Flower’ın kralıdır kendisi :) Bu Korelimizin de bakışları pırıl pırıl :D Ben böyle, bir erkek koyu saçlı, açık tenli olsun ama üstüne birde gözleri ışıl ışıl parlasın bayılıyorum o zaman :D Ay parçası derler aynen öyle güzel görünüyorlar gözüme :D (Fotoğrafı 200 Pounds Beauty filminden görüntülerle hazırladım ;) )

Micky Yoochun

Sungkyunkwan Scandal’da herkes 2. esas oğlana yada Yorime bayılırken, ben direkt 1.esas oğlana sarmıştım ne yalan söyleyeyim :D JYJ grubunu da ondan sonra araştırdım hatta :) JYJ üyelerinin youtube da dolaşan röportajlarını izlemeye bayılıyorum, Junsu ve JaeJoong birbirlerine takılırken YooChun muhabbeti toparlıyor hep :D Yada ben ona torpil geçiyor olabilir bilemedim :D Şu röportajdaki tatlılığına bakın, yerim :D

Kim Soo Hyun

Kim Soo Hyun hakkında çok bir şey bildiğim yok ne yalan söyleyeyim ama Dream High (1.sezon) dizisinde bayılıyordum oğlana :) Anime karakterlerine benzemiyor mu sizce de ? :) :)

Song Joong Ki

İşte geldik son lokuma :) Uri Hikarunun gözbebeğini aldım kaçırdım çingunun blogundan ama nafile yüzüme bile bakmadı Joong Ki :( Bakın nasıl da beni Hikaruma götür, bedenimi alabilirsin ama ruhumu asla bakışı atıyor :D Oyy kıyamam, tamam tamam sevenleri ayırmak olmaz zati :) Hikarum emanetini geri yolladım haberin olsun :)

Bonus; aslında bu bölüme Hyun Bin, Daniel Henney filan iliştirmek lazım ama ben ona bile korkuyorum :D Bu kısmı es geçip mimi kimlere pasladığımı söyleyeyim hemen :D

Winpohu-şii huhuuu… Egosantrikrapsody-şiii nerdesiniiizzz? size mim pasladım, haydin gelin alın :D

Sevgilerimle…

Poongsan Gae 풍산개 – 2011

Yine bir Kim Ki Duk filmiyle başbaşayız. Başrollerde 2008 yılında yaptığı Türkiye gezisiyle dikkatimi çeken Yoon Kye Sang ile ilk defa We Teach Love’da gördüğüm bayan oyuncu Kim Gyu Ri var.

Filmin afişini görür görmez hiç yorumlara bakmadan indirdim. Bu film kesinlikle kötü olamazdı çünkü. En çok sevindiğim şey ise Yoon Kye Sang’ın da sonunda KimKiDuk filmlerinden nasibini alması, yavrum “ben de iyi bir oyuncu olmak istiyorum, bu uğurda şarkıcılık kariyerimi bitirdim” deyip duruyordu. Aferin yivrum başardın, Road Number One‘da zaten gözüme girmiştin şimdi bu film ile iyicene yer edindin. Eee yani yakışıklı olmak da bir yere kadar, bir noktadan sonra yetenek ve zeka gerek bize değil mi? Sende bu üçü de var besbelli :D Yoon Kye Sang ile bu kadar senli benli konuşmak yeter, şimdi de filme geçelim :D

Kim Ki Duk filmi olduğu için karşımızda film içinde film var yine. Önümüze içiçe geçirilmiş 2 hikaye konuyor, ikiside Kuzey-Güney Kore olaylarına farklı kesimlerden bir bakış açısı sunuyor. Hikayedeki karakterler ise Kuzeyli yada Güneyli olarak değilde halktan olan veya  yönetimden olanlar diye birbirinden ayrılmış. Bu bakış açısını sevdim.

Tabi buna ilaveten filmin sonunda KimKiDuk-vari bir bakış açısıyla tüm olay tekrar karikatürize ediliyor. O kısmı yorumlamak ise size kalmış.

I. Bölüm: Parçalanan Ülkenin Ayrı Düşmüş Halkı

Film bana göre çok trajik bir şekilde başlıyor. Parçalanma nedeniyle birbirinden 60 yıl ayrı kalan karı koca, eşlerden biri ölüm döşeğinde iken tekrar bir araya getirilmeye çalışılıyor son kez.

Sınırın iki tarafında sıkışıp kalmış insanları bir araya getirmek mümkün değil ama karşılıklı kameraya çekilen görüntülerle bu zavallı insanlar son kez birbirleriyle görüştürülüyorlar.

Kameraya konuşursam Kuzey Kore’deki karım beni görebilecek mi?

Yoon-nim

Umarım hayattasındır

Hayatta olmak zorundasın

Yakın bir zamanda sana döneceğimi sanmıştım, ama…

…Tam tamına 60 yıl oldu

Umarım hala hayattasındır

Lütfen beni affet

Seni özledim

Seni çok özledim

Kocasının bu son mesajını izleyen yaşlı kadının gıkı çıkmaz, kadının çocukları anne bir şeyler söylesene dese de, kadıncağız yüzünden okunan acısını sözlerle ifade edemez bir türlü, parmağından hiç çıkarmadığı evlilik yüzüğüne sıkı sıkı tutunur. Yönetmenin Kuzeyli kadını dilsiz gibi göstermesi sanki başka bir şey anlatır gibiydi, Güney kesimi diledikleri gibi kendilerini ifade edebilirken Kuzey kesimi dünyadan izole edilmiş gibi ve onlar hakkında hiç bir şey bilmiyoruz.  Güneyli koca acısını ifade edebilirken, Kuzeyli eşin bu dilsiz sessiz kalışı çok üzücü geldi bana…

II. Bölüm: Güç Kimde?

Bu buluşmayı mümkün kılan kişiye gelelim şimdi de… Ağzından düşürmediği Poongsan Gae(Poongsan Köpeği) marka sigara nedeniyle Poongsan Köpeği diye anılan adamımız Yoon Kye Sang, DMZ’ye  özel gizli bir kuryedir (DMZ; Kuzey-Güney arasında bulunan  silahlaşsızlaştırılmış ve geçiş olmayan bölge). DMZ’yi 3 saat içinde geçerek iki ülke -hadi şuna bölge diyelim- iki bölgede de ayrı düşen aileler arasında mektup, hatıra eşya vb özel şeyleri taşımaktadır.

Hiç konuşmamaktadır, ona ulaşılabilmeniz için bir telefon bile yoktur…

Ama DMZ’de Özgürlük Köprüsü diye de bilinen İmjingak Köprüsü’ne(bkz foto) not bırakıldığı takdirde ona ulaşmak mümkündür. Poongsan Köpeği bu işi para karşılığı yapsada getirip götürdüğü tek şey ailevi yada özel eşyalardır. Hatta DMZ’nin zorlu coğrafyasına dayanabildiği takdirde insanları da bir bölgeden bir bölgeye geçirebilmektedir. Hem de 3 saat içinde…

Filmin başında gördüğümüz yaşlı çiftin kuzeyde kalmış torunlarını da Güney’e geçirmiştir. Yalnız bir gün Güney’in Milli İstihbarat Teşkilatı(NIS)tarafından farkedilir. Çünkü aile yadigarı diye Güney’e gönderilmesi istenen değerli bir Çin antikası aslında kaçakçılar tarafından istenen çok değerli bir maldır. Bu durumdan habersiz, aile yadigarı sandığı değerli Buda ikonunu Güney’e getirir. Aynı parça elden ele geçerek bir polis baskınıyla devletin eline geçer. Normal şartlarda adamımızın hapse konulması gerekirken NIS’in özel bir işi nedeniyle takibe alınır. Köprüye, onu kendilerine çekecek bir not bırakılır….

Adamımız Özgürlük Köprüsü’nde gezinirken karşısına iki not çıkar, birinde yaşlı bir kadının gözyaşlarıyla bıraktığı,

“Güney Kore’de kazandığım bütün parayı sana vereceğim” notu,

Diğerinde ise

“Lütfen sevdiğim kadını buraya getir” notu vardır. Bu not NIS tarafından yem olarak bırakılmıştır.

İki not arasında hangisine öncelik vereceğini düşünür bir an ve para teklif edemeyen ama sadece sevdiği kadını isteyen notta karar kılar.  Başına gelmeyen de kalmaz ondan sonra.

Bilmeden gittiği NIS buluşmasında teşkilattakiler ondan devlet koruması altındaki Kuzey Koreli önemli bir mültecinin çok sevdiği(!) kadınını Kuzey’den getirmesini ister. Getirir de ama işler o noktadan sonra arap saçına döner.

Filme ulaşabileceğiniz adres

-DİKKAT YAZININ BUNDAN SONRASI SPOILER-

Getirdiği kadına aşık olur… Kadın da O’na… Sadece bir aşk üçgeni değildir mesele, devlet işleri de karman çorman olur…

Kuzey ve Güney’deki İstihbarat Teşkilatlarının çekişmesini görürüz.  “Topunuz aynısınız” mesajını Kim Ki Duk gözümüze pek bir güzel sokar.

Kuzey acımasızdır imajına karşı Güney’inde pek temiz olmadığını belirtmeden geçmez KiDuk abimiz.

III. Kim Ki Duk’un Finaldeki Yorumu

Haberleri izlerken çokça sinirlendiğimiz olmuştur, özellikle de savaş yanlısı yada ayrıcılıkçı olan kötü politikacılara… Bazen deriz ya hani “bunların topunu alacaksın tıkacaksın bir odaya işte o zaman bu kadar rahat konuşurlar mı? Milletle böyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynarlar mı bir daha?” diye… Alın size bir fırsat, işte oda işte bölücü yanlıları…

Spoiler uyarısını görmesine rağmen hala okuyanlarınız varsa çiftimizi merak ediyor olabilir. Filmde ayrı düşenleri kavuştursada Poongsan’ımız, gerçek hayatta üzerinden yalnız kuşların özgürce geçebildiği DMZ bölgesinde sevdiği kadını kaybeder, DMZ’yi her defasında gece vakti geçmesine rağmen son bir iş bulur kendisine ve bu defa gündüz vakti DMZ’yi geçer, birilerini daha mutlu eder. Dönüş yolunda ise bu hayat yolculuğuna nokta koyar. Kendini bile bile sınırdaki askerlerin hedefi haline getirir. Ne Kuzey, ne de Güney… hayata gözlerini yumarken bulunduğu yer, üzerinden yalnızca kuşların özgürce geçtiği DMZ sınır topraklarıdır…

Son olarak filmde belli belirsiz yer verilen Arirang adlı Kore Halk ezgisi ve onun öyküsünü anlatan video ile sizi başbaşa bırakacağım. Şu adresden Arirang’ın tüm türevlerine ve daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Meaning Behind the Song Arirang

Arirang her iki Kore için çok önemli bir ezgi. Zaman içinde ezgiye sadık kalarak sözlerinde çeşitlemelere gidilsede, Koreliler sevdiklerini uzak yerlere uğurladıklarında yada sevdiklerinden ayrı düştüklerinde bu ezgiyi mırıldamaktadır.

Filmdeki İmjingak Köprüsü’nde bir bankta oturmuş bir kadında yine o insanları betimliyor sanki, zavallı kadın DMZ’inin öte tarafında ayrı düştüğü sevdiklerine Arirang adlı Kore ezgisini mırıldanıyordu. Film bir ülkenin parçalanışından sonra insanların ne duruma geldiğini yalın  ama etkili bir dille anlatıyor. Umarım sizde benim kadar seversiniz .

İyi Seyirler…